Olaylar Ve Görüşler

Sömürü düzeninin bilim ahlakı

09 Nisan 2020 Perşembe

DR. BÜLENT KERİMOĞLU

BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKANI

Yeni dönem sadeleşen, mala değil, insana değer veren bir dönemin başlangıcı olacaktır. Unutulmaması gereken, dünya sadece zenginlerin değil hepimizindir. Dünyanın önceliği artık kârlılık değil gıda, sağlık ve dayanışmadır.

Dünyada yaklaşık 2 milyon insanı etkisi altına alan koronavirüs salgını, 100 bine yakın insanın ölümüne, yüz binlerce insanın hastanede ve yoğun bakımlarda tedavi altına alınmasına neden oldu.

Dünya neredeyse durma noktasına geldi. Bir yandan umut veren tedavi yöntemleri ve aşı geliştirme çalışmaları devam ederken bir yandan da dünya toplumsal ve ekonomik hayatın nereye evrileceğini tartışıyor. Vahşi kapitalizmin geleceği, bilim ahlakının sınırları ve teknolojiye bağımlılık sorgulanıyor.

Beyaz sömürgecinin vicdanı

Vahşi kapitalizm, bilim ve teknolojiyi sömürü aracı olarak kullanmakta ısrarcı. Oysa bilimsel çalışmalar ve teknolojik gelişmeler insanlığın refahı, sağlığı ve mutluluğu için geliştirilmelidir. Fakat geçen hafta aşı ve ilaç tedavilerinin öncelikle Afrika’da denenmesi gerektiğini söyleyen bazı sözüm ona bilim insanlarının ırkçı, faşizan tutumunu duyunca insanlık adına utandık.

Afrika’nın neden böyle yoksul, açlığa terk edilmiş, yeraltı ve yerüstü kaynaklarının kolayca sömürülebildiğine bir kez daha üzülerek tanıklık ettik. Bilgisi ve onayı olmadan insanlar üzerinde klinik deneyler yapılmasını istemek barbarlıktır. Ar-Ge çalışmaları için paradan daha önemlisi bilim ahlakı, gelişmiş bir laboratuvardan daha önemlisi temiz bir kalp, akıldan daha önemlisi duygudaşlıktır.

Görünen o ki, kararan Afrikalı bedenler değil, beyaz sömürgeci adamın vicdanıdır. Her kriz, beraberinde yeni fırsatlar yaratır. İhtiyacından fazlasını üreten, tüketebileceğinden fazlasını biriktiren, yanı başındakinin açlığını, susuzluğunu görmezden gelen, doymak bilmez bencil kapitalist bireyler için umarız bu büyük salgın empati kültürünü geliştirme fırsatını, dahası; doğal kaynakları hoyratça tüketmemesi gerektiğini hatırlatır.

Yine bu büyük salgın, gelişmiş Batı dünyasına sadece kendisini korumanın yetmeyeceğini; tüm insanlığı koruması gerektiğini, artık sömürmek değil, açlık ve sefaletle mücadele eden 3. dünya ülkelerine yardım etmesi gerektiğini öğretir.

Empati zamanı

Refahı, mutluluğu ve sağlığı için her olanağı seferber eden gelişmiş dünya, azgelişmiş ülke çocuklarını korumak, onları suya, gıdaya, aşıya ulaştırmak için harekete geçmelidir. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde insanların açlıktan, susuzluktan ya da eradike edilmiş hastalıklardan ölebileceğini düşünebilir miyiz?

Oysa, Asya ve Afrika’nın yoksul dünyasında her beş saniyede bir çocuk açlıktan ölüyor. Dünya nüfusunun en yoksul yüzde 20’si basit koruyucu sağlık hizmetlerine erişemediği için ölümlere ve kalıcı sakatlıklara maruz kalıyor. Yiyecek ekmek, içecek su bulamayan, ilaçsız, aşısız, barınaksız yoksul çocuklar her gün modern dünyanın gözü önünde ölüyor.

Koronavirüs salgını için bu yüksek duyarlılığı gösteren ve ölüm korkusunu yanı başında hisseden Batı dünyası, artık şunu unutmamalı: Her gün yaklaşık 100 bin çocuk sadece açlık, susuzluk ve basit koruyucu sağlık hizmetlerine erişemediği için ölüyor! 3. dünya ülkelerinde aşı, gıda, su ve koruyucu sağlık hizmetleri için çocuk başına yaklaşık 10 doları esirgeyen Batı, kendi sağlığı ve refahı söz konusu olduğunda trilyonlarca dolarlık kaynak paketini seferber edebilmektedir. Koronavirüse karşı aşı ya da ilaç bulmak için milyarlarca dolarlık Ar-Ge çalışmalarına kaynak aktaran “modern dünya” yoksullar için kılını dahi kıpırdatmamakta, sadece “Nasıl kobay olarak kullanabilirim” diye düşünmektedir.

Bu büyük kriz, insanlık açısından şimdiye kadar görmezden geldiğimiz bazı sorunları hatırlamamız ve duyarlılık göstermemiz açısından bir fırsattır. Tonlarca besini çöpe dökenler, açlıkla mücadele eden toplumları göz ardı ederek mutlu olamaz.

Toprağın çölleşmesine, suyun buharlaşmasına, doğanın katledilmesine seyirci kalanlar bir damla su bulamadığı için ölen çocukları hatırlamalıdır.

Silahlanmak için tüm kaynaklarını seferber edenler, basit koruyucu sağlık hizmetlerine erişemediği için ölenleri, mülteci olup boğulanları hatırlamalıdır. Modern dünya yoksullara gözünü kapatamaz, kulağını tıkayamaz. Geç de olsa özeleştiri yapmalıdır. Şimdiye kadar göz ardı ettiği yoksul dünyanın sorunlarına empati göstermek ve harekete geçmek zorundadır.

İnsani görev

Çözüm küresel işbirliği, uluslararası dayanışma, toplumcu politikalar, eşitsizlikle mücadele, sömürü düzenine son verecek hümanist politikalar ve yüksek bilim ahlakıdır.

Yeni dönem sadeleşen, mala değil, insana değer veren bir dönemin başlangıcı olacaktır. Unutulmaması gereken, dünya sadece zenginlerin değil hepimizindir. Dünyanın önceliği artık kârlılık değil gıda, sağlık ve dayanışmadır.

Bu zor günler geçmiş dönemde yaşanmış salgınlar (veba, kolera, çiçek, İspanyol gribi) gibi bitecektir. Dünya kaynaklarının herkese yeteceği bilinci ile, biriktirmek yerine paylaşmak; saklamak, stoklamak yerine yardımlaşmak; ihtiyaç sahibi tüm dünya insanları ile dayanışma içinde olmak asla akıldan çıkaramayacağımız insani görevdir.


Yazarın Son Yazıları