Olaylar Ve Görüşler

Uğur’suz 26 yıl

25 Ocak 2019 Cuma

26 yıldan bu yana omuz başımızda boşluğunu duyduğumuz yurtseverliğin simgesi o yiğit adamı bugünkü ortamda ne kadar çok anıyor, ne kadar çok arıyoruz.

Sevgili Uğur, bu yazıyı hazırladığım gün Cumhuriyet gazetesi başlığında anayasa mahkemesi “Laik sistem Diyanet’ten korunmalı” haberi vardı... Aslında laikliği AKP iktidarından, üniversite rektörlerinden, maarif müdürlerinden, bazı öğretmenlerimizden el zinası göz zinasından sakınan hâkimlerimizden hatta muhalefetten de korumamız gerekiyor.
Şöyle bir geriye bakınca Muammer Aksoy, Cavit Orhan Tütengil, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Bahriye Üçok, Hrant Dink’e kıyılan bir millet, ne hazin ne acıklı değil mi? Atatürk’ün kurduğu, gençliğe emanet ettiği laik Türkiye Cumhuriyetini yıpratmak hatta yok etmek için elbirliği yapanlar var içimizde. Daha 40’larda halkın gelişmesi, iyi bir eğitim görmesi, bilinçlenmesi ve yurdunu sevmeyi öğrenmesinin önünü kestiler... 26 yıldan beri omuz başımızda boşluğunu duyduğumuz yurtseverliğin simgesi o yiğit adamı bugünkü ortamda ne kadar çok anıyor, ne kadar çok arıyoruz.

Uğur bizimle olsaydı
Yıllardır ülkemin Atatürk’ten, aydınlanmadan, çağdaşlıktan uzaklaşarak Cumhuriyet karşıtı bir iktidarın ve dış güçlerin güdümünde karanlığa, dinci bir toplum yapısına doğru sürüklenişine tanıklık ederken Uğur Mumcu’yu hatırlamamak mümkün mü? Vurgunları, soygunları, yolsuzlukları, dinci yapılanmanın kararlı adımlarını izledikçe hep Uğur’u anmak geliyor içimizden.
Töre cinayetleri, kadın cinayetleri ile birbiri ardı sıra yitirdiğimiz gencecik, günahsız genç kızlarımızın acısı yüreğimizi dağlarken ve bunlara eklenen terörle yitirdiğimiz gencecik insanların onulmaz acısını yaşarken, her açıdan ülkenin ortaçağa sürüklenişinin orduya kurulan kumpasın tanıkları olurken keşke, Uğur bizimle olsaydı diye düşünüyorum. Yaşasaydı Uğur’un bu zulmün, bu haksızlıkların nasıl üzerine gideceğini geçiriyoruz aklımızdan. Neredeyse unutacağız yıllar önce Cumhuriyetten, bağımsızlıktan, aydınlanmadan, laik, soysal hukuk devletinden yana Atatürk’ün akıl ve bilim mirasını, özümsemiş milyonların gerçekleştirdiği o görkemli Cumhuriyet mitinglerine katılanları, destek verenleri, darbe yandaşları olarak suçlayanlar aklımıza herkesten çok Uğur’u getirmişti. İki Cumhuriyet ve laiklik karşıtı. Örgütün suç ortaklığını izleyen kapışmalarını kim bilir nasıl ele alacak nasıl irdeleyecekti. Sağ olsaydı ne büyük bir heyecanla o yürek soğutucu yazılarını okuyacaktık. Emperyalizmin oyunlarına alet olan, ülke yöneticilerinin aymazlığında, dinciliğe ilkelliğe sürüklenen yurdumun ve halkımın zavallılığını Ergenekon ve Balyoz adlı kumpas davaları, 15 Temmuz hain ve cahillerin darbe girişiminde yitirdiklerimizi daha nice değerlerimizi andıkça sağduyu ve vicdan sahibi halkımla birlikte utanç duyuyorum.

İkiyüzlü, çıkarcı, riyakâr
Hayatta olsa idi bizim gibi onun ardından Türkiye’nin ne kadar çok dönek, ikiyüzlü, çıkarcı, riyakâr, işbirlikçi, beyninin ışığını satışa çıkaran insan yetiştirdiğine tanık olacak, mücadele alanını genişletmek zorunda kalacaktı. Gözleri ile birlikte vicdanlarını da gerçeklere kapatarak hukuksuzluk, adaletsizlik ve zulüm üreten bir sahte demokrasiyi alkışlayan sahte solculara karşı, en anlamlı mücadeleyi o verecekti.

Bağımsızlığımız için
Hiçbir zaman, hiçbir yerde eksik olmayan yurt ve insanlık düşmanları, onun vücudunu 26 yıl önce yok ettiler. Milletimiz adına ne utanç verici olaylar yaşadık. Şimdi o yürekli, o yiğit insanın yitirdiğimiz tüm yurtseverler adına yükselttiği haykırış tüm namuslu yurtsever insanların kulaklarında çınlıyor... Cenazesinin ardından İlhan Selçuk’la yağmur altında yürürken sevgili İhan’ın, “Coşkun bu büyük kalabalık dağılır...” deyişini de hiç unutmuyorum.
26 yıl önce içimizden yüreğimizden bir parça olarak koparılan bu yiğit insan bizim için, bizim bağımsızlığımız için, sömürüyü, emperyalizmin oyunlarını önlemek için, insanca yaşayabilmemiz için can verdi. Onun sesini, onun haykırışını duyuyor musunuz? Ey halkım unutma onu.  

Prof. Dr. Coşkun Özdemir


Yazarın Son Yazıları