Olaylar Ve Görüşler

Üniversite Öğrencileri Ne İstiyor? - Prof. Dr. İsa EŞME

21 Ocak 2021 Perşembe

Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin rektör atamasıyla başlattıkları ve ardından bazı üniversite öğrencilerinin de destek verdiği eylemler neyi işaret ediyor, öğrenciler ne istiyor?

Türk üniversitelerinde rektörlerin belirlenmesi, içinde bazı sorunları taşımış da olsa seçimle yapılıyordu. 09.7.2018 tarihli, 703 Sayılı OHAL Kanun Hükmündeki Kararnamesiyle YÖK Kanunu’nun 13. maddesinde yapılan değişiklikle rektör ataması doğrudan cumhurbaşkanının yetkisine verildi. Böylece, mevcudun aksak yönlerinin düzeltilmesi yerine, 12 Eylül rejiminin yaptığı düzenlemenin de gerisine gidilerek, üniversiteyi tamamen dışlayan, belli başlı ülkelerde örneği olmayan bir atama hayata geçirildi.

İLK DEĞİL

Yeni kurulan bazı üniversitelere bu düzenleme ile rektör atamaları yapılmışsa da bu dikkati çekmedi. Ancak sıra, kökleri 157 yıla dayanan, yerleşmiş gelenekleri ve kendine özgü kültürü olan Boğaziçi Üniversitesi’ne gelince, öğrenci ve öğretim üyeleri buna kayıtsız kalmadı. ODTÜ ve diğer bazı üniversite öğrencileri de bu eyleme destek vermeye başladı.

Şurası unutulmamalıdır. Demokrasi çizgisinde kalındığı, şiddet ve kavga ortamına yol açılmadığı sürece, susan gençlik yerine özgür iradesiyle hakkını arayan, ülke sorunlarıyla ilgilenen ve konuşan gençlik, geleceğimiz için elbette daha umut vericidir.

Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanan olaylar, rektör atamasında üniversiteyi devre dışı bırakan düzenlemenin kabullenilmediğini gösteriyor. Öğrenciler; diğer ülke üniversitelerinde olduğu gibi, üniversitenin diğer paydaşlarıyla birlikte bu süreçte yer almak istediklerini ortaya koyuyor. 

YAPILMASI GEREKEN

Öğrencilerin ve akademik kadronun tepkisi ne kadar sürecek? Atanan kişi, bu üniversitede nasıl rektörlük yapacak? Bunları bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Bu atama Türkiye’nin araştırma üniversiteleri” grubunda yer alan en prestijli bir üniversitesini bilim üretme hedefleri” bakımından alt sıralara itecektir. Bunun örneklerinin yaşandığı diğer üniversitelerde olduğu gibi.

Şimdi yapılacak iş, öğrencileri suçlamak değil, rektör ataması ile ilgili düzenlemeyi yeniden gözden geçirmektir. 2003’ten bu yana İhale Kanununu 191 kez değiştiren siyasi irade pekâlâ, yasallığı bile tartışılan rektör ataması düzenlemesini değiştirebilir. Bize model olabilecek tüm ülkelerde olduğu gibi, liyakat ve akademik ölçütlere dayalı, öğrencileri de kapsayan katılımcı, uzun ve titiz bir sürece dayalı şeffaf yeni bir rektör seçimi düzenlemesine gidilmelidir. Üniversitelerde kaybolan huzuru ve motivasyonu geriye getirecek olan böyle bir tercih, siyasi irade için geri adım değil, yanlıştan dönme ve demokratik bir yaklaşımdır.

Ortak akla ve uzlaşmaya dayalı bir çözüm yerine çareyi gençliği susturmada görenler, şu sosyolojik gerçeği hatırlamalıdırlar. Yapılan her baskı, her haksızlık yeni olayları körükler, tepkiye katılanların sayısını artırır. Üniversite çağı gençliği her zaman idealisttir, gururludur, haksızlığa karşı isyankârdır. Onları korkutmak, susturmak değil; konuşturmak, dinlemek ve anlamak gerekir. Unutulmamalıdır ki onlar bizim çocuklarımız, bizim gençlerimizdir.

PROF. DR. İSA EŞME


Yazarın Son Yazıları