Olaylar Ve Görüşler

Zaleukos'un Yasası - Hidayet KARAKUŞ

19 Temmuz 2020 Pazar

Özdemir İnce’nin, 26 Haziran 2020 Cuma günü Cumhuriyet’te çıkan Magna Carta Libertatum yazısı, bana tarihteki yasa koyucuları anımsattı.

Yasa koyucular, tarih boyunca toplumda adaleti, özgürlüğü, yurttaşların yasalar önünde eşitliğini önceledi.

Toplumların yasaları, ne denli kötü olursa olsun, düzensizlikten, kargaşadan uzak yaşayacağını söyler toplumbilimciler.

Magna Carta Libertatum yazısında Özdemir İnce; İngiltere Kralı Yurtsuz John’a 1215’te İngiliz soylularınca imzalatılan Magna Carta Libertatum’un (Büyük Özgürlük Belgesi), demokrasinin ilk adımı kabul edildiğini, söyler.

TARİHSEL SORUMLULUK

Bu yasa koyucuların ilki İÖ 1750 yıllarında kil tabletlere yazdırdığı yasalarla Babil İmparatorluğu’nu kuran Hammurabi’dir. Köleliğin egemen olduğu o çağda Babil’in özgür yurttaşlarıyla köleleri birbirinden ayıran yasalar Hammurabi’nin aklından çıkmıştır.

Günümüzün Sümer Kraliçesi Muazzez İlmiye Çığ, elbette bu konuda çok daha derin şeyler söyler. Hele tek tanrılı dinlerin kutsal kitaplarındaki kuralların Sümerlerdeki köklerini ilmik ilmik gösterir.

Ereğim, bu denli eski çağlardan günümüze gelen yasaların, yasa koyuculara yüklediği sorumlulukları anımsatmak.

EŞİTLİK

Yasalar her yurttaşa eşit uygulanmalıdır. Yasa koyucular, kendi koydukları yasaları kendileri çiğneyemez. Kendileri için özel yasa çıkaramazlar. Bunun için erdemli olmalıdırlar. Erdem, kendi yasalarına gerekirse ölümüne sahip çıkmak, herkesten önce uymak zorunluluğu verir yasa koyucuya.

Günübirlik yasa çıkaran, olmadı değiştiren, olmadı yine değiştiren, bir yasayı AKP iktidarının yaptığı gibi yüzlerce kez değiştiren yasama gücü, ne yaptığını ya bilmiyor demektir ya art niyetli, birilerinin çıkarlarını savunmak için Mecliste bulunmaktadır.

Bütün yasaların temel ölçütü insan haklarıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin benimsendiği 1948 yılına dek insanlık eşitlik için, özgürlük için, adalet için binlerce yıl savaştı. Yasaların temelinde vicdan, vicdan da insana erdemli olmayı buyurur.

Erdem deyince İtalya’da İÖ 7. yüzyılda Lokri’de doğan, önce köle, sonra çoban daha sonra kendini eğiterek yasa koyucu konumuna gelen Zaleukos’u anımsarım hep.

Zaleukos, ilk yazılı Yunan yasalarını yapar. Avukattır aynı zamanda. Ünlü Pisagor’un Yunan avukatıdır. Yasa koyucu olarak söylencelerle günümüze gelen bir öyküsü vardır Zaleukos’un.

Yaptığı yasalardan birine göre “Bir başkasının karısıyla yatan kişinin gözleri oyulacaktır.”

ELBET BİR GÜN

Zaleukos, yaptığı yasadan memnundur ama bir gün oğlu, bir başkasının karısıyla yakalanır. Yasanın buyruğu kesindir. Gözleri oyulacaktır.

Zaleukos, acıyla izler oğlunun gözlerinin oyulacağı anı.

Bir gözü oyulur delikanlının. İkinci göz oyulacağı zaman Zaleukos ortaya atılır: “Durun, onun ikinci gözü yerine benim bir gözümü çıkarın.”

Yasa uygulanır. Oğlunun tümüyle kör olmasındansa gözünün birini vererek kendi yasasını uygulatır o bilge insan. Tek gözle de dünyayı görmek hiç görmemekten iyidir elbette.

Baroların demokrasiye, ülke bütünlüğüne aykırı çoklu baroya direnmeleri, yasaların ruhunda olması gereken adaleti, eşitliği, özgürlüğü savunmak içindir. Kısaca demokrasinin ruhunu savunmak için direnmektedirler. Gerçekte hukukun erdemini savunmaktadırlar.

Zaleukos’un ilkeleri bugün de geçerlidir ama ancak insan olma erdemini yaşayanlar bunları uygulayabilir.

Bir gün elbet o da olacaktır!

HİDAYET KARAKUŞ


Yazarın Son Yazıları