Devlet Erkinde Bir ‘Taşeron’

01 Aralık 2013 Pazar

Cemaat – Erdoğan arasındaki çatışmanın “yasal”lığı ilgilendiren çok önemli bir yönü üzerinde durmuyoruz. Geçen cuma gecesi Halk TV’de üzerinde biraz durdum. Burada köşenin elverdiği ölçüde ayrıntısına gireceğim!..
Bu nasıl bir çatışma? Evet bir sürü noktaya işaret ediyoruz ama bir açı var ki susuyoruz: Cemaat, devlet içinde bir “iktidar erki” kullanıyor. Kullanıyordu demek istemiyorum, her ne kadar Erdoğan iktidarı özel mahkemeleri lağvederek ve poliste cemaati bu “erk”lerden kısmen uzaklaştırdıysa da halen mesela yüksek yargıda ve daha kimbilir nerelerde “cemaat adına” iktidar olanakları kullanılıyor.
Şüphesiz devlet içinde “tek görüşte insanlar” aramak yanlıştır. Toplumun farklı görüşte insanları orada çalışır.
Benim kastettiğim ise parti gibi davranan bir önemli “iktidar ortağı” ve “odağı”nın, “müttefik”in bu konumundan yararlanarak polis, istihbarat, MİT, yargı vb. gibi devletin çok önemli erklerini (icra güçlerini), fiilen kullanıyor durumda olmasıdır...
Bu yasal değildir daha doğrusu yasadışı bir durumdur.
Durun, durum o kadar karmaşık değil, izah edeyim!

***

AKP, yasalara göre kurulmuş bir parti. Seçimlere giriyor, kazanıyor, parlamentoya giriyor, hükümeti kuruyor.
Tamamen meşru, yasal bir durum.
AKP’nin iktidar olma ve ülkeyi yönetme meşruiyeti, seçim süreci tarafından belirleniyor.
Ve iktidar olarak devletin / ülkenin erklerini kullanıyor: Polis, istihbarat, MİT, devletin diğer önemli organları ve ülkemizin diktatoryal özelliğine uygun olarak da tabii ki yargı! Özetle, tüm icra gücüne sahip.
İktidar olmak demek icrayı kullanmaktır.

***

Gelelim cemaate... AKP ile dayanışma ve ortaklık serüveni, cemaati devlete önemli ölçüde yerleştirdi. AKP dönemi, cemaatin yıldızının parladığı devlette, iktisadi ve sosyal hayatta ve medyada büyük bir hızla yayıldığı dönem.
Cemaat bütünüyle politika yapan bir örgüt. Her politik konuda fikri var.
Olabilir ama olamaz bir durum var: AKP ile ortaklığı nedeniyle devlette önemli icra örgütlerinde var, dahası bu erkleri yönetiyor.
Poliste, istihbaratta, yargıda...
Buralarda birey olarak değil, örgüt olarak bulunuyorlar!
Anladığım kadarıyla milletvekili kontenjanları da var... Bakan olarak varlar mı?!

***

Peki soruyorum: Cemaat bu erklerde bulunurken meşruiyetini nereden alıyor? Meşruiyetinin kaynağı nedir? Seçimlerde yok, oyu yok, şusu yok, busu yok...
Peki, cemaat adına devletin icra güçlerini hangi hak ve hukukla yönetebiliyor?
Tamamen illegal bir durum söz konusu...
Pardon, AKP neye dayanarak “iktidar ortaklığı” kuruyor. İktidar ortaklığı ancak seçimlere giren ve parlamentoda temsil edilen partiler arasında olabiliyor. Buna da koalisyon ya da koalisyon hükümeti deniyor.
Abartarak bir örnek vereyim: AKP iktidar olmuş ve bazı devlet organlarının yönetimini taşerona veriyor!

***

Durum budur.
Devlet erkinde yasal iktidar partisiyle ilgisi olmayan bazı güçlere yer verilmesi anayasal bir suç oluşturur. Meşruiyetini halktan ve seçim sürecinden almayan hiçbir güç iktidara ortak olamaz ve devlet erkini kullanamaz!
Başbakanın, cemaat güçlerine karşı poliste, istihbaratta, yargıda cemaat güçlerini dağıtması bütün bu açılardan da yasaldır.

***

Fakat şöyle bir durum da var:
Cemaatin hedefi doğrudan RTE’dir!
Dikkat edin: AKP değil...
İktidara yandaş bir yazar geçen gün yazısının başlığında, cemaatin hedefi Erdoğan’dır, diyordu!
Günaydın! Jeton neden bu kadar geç düşüyor bilmiyorum, 2012’nin 7 Şubatı’ndan bu yana durumu yeni kavramışlar!!
Tabii ki hedefleri Erdoğan!
Bence çok daha önemli bir olgu, cemaatin, Erdoğan bertaraf edilirse AKP ile hiçbir sorunu olmayacak gibidir...
Yani Erdoğan dışında işleri tıkırında!
İşin ilginci, Erdoğan’sız bir AKP’nin de Gülen ve cemaat gibi bir sorunu olmayacağı görüntüsüdür.
Geçen iki yıl içinde, cemaatin AKP’yi kabuk parti olarak kullandığı yolundaki yazılarımı bulup çıkartmalıyım..
Olayın başka komik bir yönü, CHP’nin gel bizi kullan biçiminde bir tutum içinde görüntü vermesidir.
Yoo sadece şaka yapıyorum!  


Yazarın Son Yazıları