RTE İçin Yol Ayrımı...

13 Nisan 2014 Pazar

Bu kadar siyasi kargaşalık var ortada... İktidarın kucağına, Suriye’de kitlesel ölümlere neden olan kimyasal gaz bombası fitili çekilmiş olarak bırakılmış... uzaktan kumanda ile patlatılacak ama zamanını bilmiyoruz... Baş varlık nedeni, yasaların, icraatların anayasaya uygunluğunu denetlemek olan Anayasa Mahkemesi’ni, tabii ki RTE topa tutmakla meşgul... Çünkü, kendi yaptığı yasalar ve dile getirdiği sözler, bütün yasaların da üzerinde, uygunluğu ve doğruluğu tartışılmaz birer “üst yasa” niteliğinde... Anayasa Mahkemesi de bizzat kendisi...
Ve biz kalkmış, cumhurbaşkanlığına aday olacak mı gevezeliği yapıyoruz... Yapalım bakalım, çünkü burası önemli bir düğüm...

***

RTE- Gül arasında iki yılı aşkın süren bilek güreşi, Marmaray töreninde “genel anlaşma” ile sonuçlanmıştı (http://orhanbursali.blogspot.com. tr/2013/06/gul-sizce-nerede-ve-buresimler- ne.html)...
RTE bir manevra
ile Gül’ün dikenlerini etkisizleştirmişti... Ama ayrıntılar belirsizdi... Gül bu belirsizlikte tahammülünün sonuna geldi, yerel seçimler bitince, medya üzerinden mesaj gönderdi RTE’ye: Artık konuşalım şunu! RTE ilk ipuçlarını verdi, ter döken, koşan bir cumhurbaşkanı! Herkes bunu, partidaşları dahil, “Çankaya’ya çıkacağının ilk -hatta kesin!- işareti” diye yorumladı. Evet bir güçlü işaret! Ama RTE henüz kararını vermiş değil, iki arada bir derede. Çıkmak mı kolay kalmak mı zor... Cumhurbaşkanlığını tabii ki istiyor...
Cumhurbaşkanı olmadan siyasi hayatını kaparsa gözleri arkada kalacağı kesin. Ama ertelerse, burası Türkiye, bir daha rüyasını bile göremeyebilir... Ama?..
“Terleyen bir cumhurbaşkanı” tarifi, hem Gül’e bir eleştiri hem de eğer seçimini Köşk adaylığından yana koyarsa kendini tarif... Nasıl bir cumhurbaşkanlığı yapacağına ilişkin... Şimdi buna bakalım:
1) Gül’den siyasi üstünlüğü, kazanırsa seçimle gelmişliğini şüphesiz ki fazlasıyla hissettirecek ve kullanacaktır.
2) Cumhurbaşkanlığının anayasal bütün görevlerini yerine getirecektir. Sık sık Bakanlar Kurulu’na başkanlık etmek dahil...
3) Özetle, Bakanlar Kurulu’nu ve kim olursa olsun başbakanı gölgede bırakacak bir siyasi kimlik sergileyeceği kesin... RTE’den başka türlüsü çıkamaz.

***

Diyelim ki aday oldu ve seçildi... Siyasal beklentilere uygun davrandı... Gül parti başkanlığına getirildi, mesela Arınç geçici başbakan olarak yeni hükümeti kurdu, bir ara seçimle Gül Bayburt milletvekili oldu, “Arınç hükümeti” istifa etti, Gül başbakan olarak atandı ve yeni hükümeti kurdu... Tabii, “siyasal etik” kuralları böyle işlerse...
Erdoğan’ın aynı zamanda gölge başbakan olarak davranmasını ve Gül ile derin çekişme yaşamasını beklersiniz...
RTE, beklentilere uygun davranmayabilir mi, Gül’ü dışlayıp parti başına ve başbakanlığa, bol miktarda var olan güvenilir bir emanetçiyi atar mı... Bu yola saparsa Gül’e büyük kazık atmış olur, parti de karışır... Etik mi var siyasette diyebilirsiniz...

***

Dile getirilmeyen bir nokta var ki yabana atılamaz: Aslında Arınç ve partide pek çok Arınç gibi düşünen, mesela büyük propagandist, hakikati yalan, yalanı hakikat gösterme ustalarından Hüseyin Çelik bile, Erdoğan’ın cumhurbakanlığına adaylığını koymasını istiyor. Bir şey söyleyeyim: Hepsi suspus gibi görünse de, Erdoğan’dan kurtulup rahat nefes almak istiyorlar. Hepsi RTE’nin karşısında ezilmişler, kendileri olamıyorlar; mesela Arınç fikirler ileri sürse derhal RTE tarafından düzeltiliyor veya bastırılıyor... Medyaya yansıyan azarlamalardan tutun...
Yani, RTE’nin Çankaya’ya adaylığını koymasını istiyorlar... Seçilirse, hepsinin sahip olacakları yeni anayasal-yasal konumlarını kimseye peşkeş çekeceklerini sanmıyorum... RTE emanetçilerle siyaset yapmaya kalksa dahi, onların da işinin zor olacağını şimdiden söyleyebiliriz... RTE gücünü hep sandıktan aldı, emanetçiler iktidarlarını güçlerini nereden alacaklar?! Makara ile bağlı oldukları Çankaya’dan mı?!
Gördüğüm kadarıyla RTE Çankaya’ya çıkarsa, orada dökeceği ter kadar, hükümetle ve partiyle sorun yaşayacaktır.

***

Bunların hepsi, RTE’nin neden Çankaya için kolay karar veremediğinin göstergeleridir. Bu saatten sonra anayasal değişiklik yapabilmesi, örneğin partili cumhurbaşkanlığını kabul ettirebilmesi imkânsız gibidir.
RTE şöyle düşünebilir: Kazanırım, beş yıl Çankaya’da kalırım, 2019’da sonra yeniden başbakanlığa soyunurum, 2023’te başbakan olarak Cumhuriyetin 100. yılına girerim...
Varın yapsınlar: Türkiye, bütün bu hesapları altüst edecek büyük dinamiklerle, dönüşümlerle, olaylarla dolu... Yerel seçimlerde 2.5 milyon insanın RTE’den desteğini çekmesi ilk büyük işarettir... Bu gelişme sürecektir... Siyaset, içeride ve dışarıda hangi süreçleri ülkenin ve siyasetçilerin önüne koyar, kestirmek zordur. Ama mutlaka koyar... RTE’nin ev hesapları çarşıya uymaz..

***

Ben hâlâ RTE’nin Çankaya’ya adaylığını koymaktansa, başbakan olarak kalma olasılığının da güçlü olduğunu düşünüyorum
Bugüne kadar başbakan olarak yaptığı bütün güç birikimini, (MİT Yasası dahil) kendisi kullanmadan nasıl rahat edecek? Bunları Gül veya başkası için mi yaptı dersiniz...
Bu nedenle, çıkmak mı zor kalmak mı... Hangisi acaba RTE’nin en çok siyasi yararına olur? Çankaya’ya bir daha çıkamama olasılığını mı göze almalı, yoksa bu şansı kullanmayı şimdiden denemeli mi...
Tabii, cumhurbaşkanlığı seçim sonucu ne olur, bence tartışmalıdır... 4 ay içinde seçmen kaybı sürerse, BDP’nin mutlak gözüken desteği yetişmeyecektir...
Görünen o ki, herkes ilk turda kendi adayıyla çıkacaktır.
CHP ise ilk turda da, MHP ve diğerlerinin de destekleyebileceği bir adayla...  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları