Serbest piyasa ekonomisinde değiliz, halka, çalışanlara ücretsiz maske ve koruma!

05 Nisan 2020 Pazar

Hükümet Bilim Kurulu’nun kararına uyarak kalabalık yerlerde maske takılmasını zorunlu kıldı. Çok geç kalmış olmasına rağmen doğru karar da buydu. Toplu taşıtlarda, pazaryerlerinde, insanların yoğunlaştığı tüm yerlerde maske takılmalı. Maskelerin karşılıklı koruyuculuğu tartışılmıyor artık. COVID-19 (belirtili veya belirtisiz) virüslülerin dışarıya verdikleri nefeslerde (aeresol taşınım-iletişim), tabii ki öksürüklerinde, her türlü virüs saptandı.

Cerrahi yüz maskelerinin de pek çok virüs damlacıklarını önemli ölçüde azalttıkları ve önleyici özellikte oldukları belirlendi. -www.nature.com/articles/s41591-020-0843-2- Bu makalede söz konusu maskelerin etkinlikleri şekillerle gösteriliyor. Şüphesiz sağlık personeli gerektiğinde çok daha koruyucu maskeler kullanmak zorunda, ama sosyal iletişim içinde olan insanların cerrahi maske kullanımının yararı gösterilmiş oldu.

Nefes vermeyle dolaşıyor

Bir başka tartışma ise virüslerin aeresol biçiminde havada dolaşması ve yarattıkları tehlike ile ilgili. Özellikle kapalı mekânlarda virüslü kişilerin nefes verdiklerinde virüs parçacıklarını yaydıkları kesin. Yani mesele öksürme yoluyla saçtığımız damlasal parçacıkların ötesine geçmiş durumda.

Peki, bunlar ne kadar süre ile havada kalabiliyorlar ve ne kadar tehlikeli?

Verilen nefeslerden, damlacıkla yayılmaya kıyasla çok daha küçük parçacıkların havaya bulaştığı ve özellikle kapalı mekânlarda bunların yoğunlaştığı ve risk yarattığı belirtiliyor ve sık havalandırma öneriliyor.. 

(www.nature.com/articles/d41586-020-00974-w?utm_source=Nature+Briefing&utm_campaign=6b864133d1-briefing-dy-20200403&utm_medium=email&utm_term=0_c9dfd39373-6b864133d1-43371365)

Öksürüldüğünde ağır damlacıklar yere düşerken, 5 mikrometreden küçük olan parçacıklar ise havada daha uzun süre kalabiliyor ve taşınabiliyor.

Ama belirtmek gerekirse araştırmacılar arasında görüş farklılıkları var. Bu parçacıkların daha küçük olmaları nedeniyle hastalık yapıp yapmadıkları bilinmiyor ve böyle bir araştırmanın yıllar alacağı belirtiliyor.

Dar mekânlarda virüs soluruz

En dikkatli virologlar, virüsün bu yolla da yayıldığının kabul edilmesi görüşünde. İnsanlar yakın ve dar mekânlarda virüs soluyabiliyorlar. Havalandırma ızgaralarında da virüsler saptandı. Karantina odalarında da. Havalandırılmamış yerlerde 3 saat kadar parçacıkların havada kalabildikleri de gösterildi. Fakat bir başka araştırma ise gösteremedi.

Gerçi bu parçacıkların deney tüplerinde hastalık ürettiği de saptanamadı. Yani aslında belirsiz bir durum var. Enfekte olmuş biriyle aynı havayı, 45 dakika boyunca soluyorsanız virüs kapabilirsiniz, diyor bir başka araştırma.

Bilimin vardığı sonuç: Daha mükemmel araştırmalarla aksi kanıtlanıncaya kadar, dar mekân toplantıları yapmayın. Kalabalıklar arasında bulunmaktan kaçının ve maske takın! Bu arada Çekya dışında Avrupa’da Slovakya da maske zorunluluğu getirdi.

Çalışanlara maskeler ücretsiz

Ne dedik başta: Serbest piyasa ekonomisinde değiliz. Özellikle böyle olağanüstü durumlarda, halkın hareket özgürlüğünün giderek ortadan kaldırıldığı, alışveriş araştırma soruşturma olanaklarının kısıtlandığı zamanlarda, en çok talep edilen tıbbi ve koruyucu araç gereçlerde (ve tabii ki gıda maddelerinin tümünde) serbest piyasa ekonomisi işlemez. İşlediği sanılır ama büyük vurgunlara kapı açar.

Devlet-hükümet her türlü faaliyetinin odak noktasına toplum sağlığını koymalıdır.

Çalışanlara tam güvence

20 yaş altı 65 yaş üstü evlerde..

Peki, çalışanlar? İşsizler, işten atılanlar, bunlar?

Üretimi, ekonomik faaliyeti sürdürmekle görevli olan herkes için iktidar en büyük koruyucu önlemleri almak zorundadır.

İşveren ve iktidar, tüm işyerlerinde, istisnasız, gerekli maskeleri ücretsiz olarak vermelidir.

Çalışanların, sağlıklı olacaklarına olan güvence içinde işlerini yapmaları sağlanmalıdır.

Bunu sağlayamayan işyerlerinin tümü kapatılmalı ve çalışanların ücretlerini iktidar ödemelidir.

Bunları yapar mı bu iktidar, yapmalıdır ve bu amaçla mücadele yürütülmelidir, muhalefet ve sendikalar özellikle.

Türkiye’yi gelir eşitsizliğinde tepeye oturtan, bir en güçlü ve amansız işveren hükümeti var ülkede.. Muhalefete de çok iş düşüyor.


Yazarın Son Yazıları