Özdemir İnce

AKP’nin gücü ve müşterileri

12 Haziran 2020 Cuma

AKP’nin dayandığı seçmen kitlesi, müşterileri sanıldığı gibi dindar kitle değil. Gerçek kitle, çoğunlukla mesleksiz, asalak lümpen kitle ile Cumhuriyet karşıtı İslamcı yığışım. Bunu nereden mi çıkarıyorum: Yirmi yıldır sözünü ettiğim Henri Pena-Ruiz’in Dieu et Marianne (Tanrı ve Fransa)* adlı bir kitabı var, “Laikliğin Felsefesi” üzerine… Kitabın 235. sayfasına “Dinciler = Din adamları + Dinciler”; “Laikler = Dindar olanlar + Dindar olmayanlar” diye bir formül yazmışım..

***

Formül bir muamma değil, “laik”in din adamı (rahip, haham, hoca, imam) olmayanları işaret ettiğini düşünecek olursak “laik = din adamı ve dinci olmayan halk” anlamına gelir. Laiklik felsefesine göre din adamı olmayan (dindar ya da değil) herkes laiktir. Buna göre R.T. Erdoğan’ın dindar nesil yetiştirmek programı Türkçe açısından yanlış olup gerçekte R.T. Erdoğan “Dinci nesil” yetiştirmek istemektedir.

***

AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan’ın durduğu yanlış durağı SODEV’in yaptığı araştırma gösteriyor: “Gençlere hayatınızın kalan kısmının tamamını Suudi Arabistan’da aylık 10.000 dolar kazanarak veya İsviçre’de aylık 5.000 dolar kazanarak geçirme imkânları olsaydı hangisini tercih edeceklerini sorduğumuzda, katılımcıların yüzde 72.2’sinin İsviçre’yi tercih ettiğini görüyoruz. Ak Parti’ye oy veren seçmenlerin dahi yüzde 60.5’i İsviçre’yi tercih edeceğini belirtmiş.”

***

AKP’ye oy veren ama Suudi Arabistan’ın 10 bin dolarını değil İsviçre’nin 5 bin dolarını tercih eden gençler bu partinin organik ya da kemik seçmeni değil, bir gün bir başka partiye oy verebilirler. İsviçre, Hıristiyan Avrupa’nın demokratik ülkelerini temsil ediyor. Bu yüzde 60.5 oranlık genç kitle dinci değil, dindar; dinci olsalardı Suudi Arabistan’ı seçerlerdi. Dinciler de daha az paraya Avrupa’yı tercih edebilirler. Tıpkı Nahta partisinin (Tunus’un Müslüman Kardeşler’i) lideri Gannuşi gibi. Yıllar önce İngiltere’de sürgünde yaşarken, neden Müslüman bir ülkede değil de Hıristiyan bir ülkede bulunduğu sorulduğu zaman, “Burada özgürlük var” demişti.

***

AKP bu yüzde 60.5’lik kitleye güvenemez. Onun oy deposu zır cahil, mesleksiz, çalışmayı sevmeyen, asalak mı asalak ve sözde Müslüman kitle ve Diyanet İşleri teşkilatının lümpen kafalı çalışanları… “Lümpen kafalı” diyorum çünkü DİB’den maaş alan imamlar, vaizler, müezzinler gerçek anlamda “din adamı” değiller. Gerçek din adamı (haham, rahip, papaz, hoca, imam) siyasete karışmayı günah ve küfür sayar.

***

Dindar nesil yetiştiremezsiniz ama kindar nesil yetiştirebilirsiniz. Tıpkı komünist kuşak yetiştirmenin olanaksız, antikomünist kuşak yetiştirmenin çok kolay olması gibi. “Kindar”, bir şeye, bir olgu ve oluşa ters bilinçle angaje olmuş kişidir. Cumhuriyet’e, demokratik düzene karşı kindar olunabilir. Kindar “bir şey”le birlikte yaşayamaz, onu türlü şekilde yok etmek ister. Kindarın dini, imanı, ahlakı yoktur. Kindar yetiştirmek kolaydır, şartlandırarak yetiştirilebilirler ya da devşirmek mümkündür. Bunun en iyi örneği “AK Troller” kumpanyası… Bunlar ölü ağlayıcılarına benzerler, her türlü cenazede ağlayabilirler…

***

Ama dindar kişi bir başka türlü varlıktır. Bütün dinlerin dindarları birbirlerine benzerler: Tanrı’nın ve evrensel ahlakın kurallarına bağlıdırlar.

Evrensel ahlaka göre yedi büyük suç (kusur, günah, ayıp) vardır: 1. Kibir; 2. Şehvet; 3. Oburluk; 4. Açgözlülük; 5. Tembellik; 6. Öfke; 7. Hasetlik (Kıskançlık)…

Bu yedi kusura (suça, günaha, ayıba) karşı kendi iradesiyle mücadele edebilmesi için insana yol gösteren yedi erdem (fazilet) vardır: 1. İffet (Namus); 2. Ölçülülük 3. Hayırseverlik 4. Çalışkanlık 5. Bağışlama ve itidal 6. İnayet (iyilik) 7. Alçakgönüllülük.

Bu 7 insani kusur ve erdemi, bütün dinler, ateizmler, deizmler, agnostikler doğru bulurlar. İslamın bunların dışında günah ve fazilet saydığı değerler ve erdemler vardır. Ama evrensel ahlakın değerlerine karşı değildir.

***

Sonuç olarak ülkemizin Müslüman dindarları AKP’nin bağımlısı, müptelası olamaz. Fanatik olmadıkları, olamayacakları için dindarların büyük bir çoğunluğunun Cumhuriyetin kurduğu düzene ve bilime karşı olmadığını, olamayacağını düşünüyorum. Dindar kişi dinine saygılıdır; dininin siyasete karışmasına, siyaset ve siyasetçinin hizmetine girmesine katlanamaz. Dindarların AKP’den boşanmalarının vakti gelmiş olmalı...

(*) Marianne, Fransa anlamına gelir.


Yazarın Son Yazıları

Soysuz yalan 4 Ağustos 2020
Yalan bozmak 28 Temmuz 2020
Kan uyuşmazlığı 21 Temmuz 2020
Nasıl bir düzen? 19 Temmuz 2020
‘İktidar Bozar’ 17 Temmuz 2020
Tele 1’den çağrı 14 Temmuz 2020
RTÜK’ün kılıcı 12 Temmuz 2020
Lorand Gaspar 7 Temmuz 2020
Dam hırsızı 5 Temmuz 2020