O ve Bu (4)...

25 Temmuz 2014 Cuma

Yıl 1919... Samsun, Erzurum, Sivas, Amasya ve de Ankara...
Yıl 1920... Anadolu’nun bozkırında TBMM’nin kuruluşu...
Yıl 1923... Bozkır Ankara’nın başkent oluşu ve “Türkiye Cumhuriyeti’nin” ilanı... Düşman İzmir’den atılmış... Osmanlı başkenti İstanbul’dan işgal kuvvetleri çekilmiş... Konuşmalar şöyle: “Neden geneli bozkır, bazı yerleri bataklık, sazlık olan Ankara? Hiç mi kafa yok O’nda!”
Yıl 1925... O, Ankara’da bir yer ararken yetkililere “Yeşili görmeyen gözler, renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki kör bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu fark etsin!” diyor.
Sonrasını yetkililer şöyle anlatıyorlar:
“Çiftlik yeri için öyle uzun boylu dolaşmaya ve Ankara’nın çevresinde başka doğal özellikler araştırmaya gerek görmemiştik. Kıraç bir bozkırın ortasında bir ortaçağ şehrinde, ağaç yok, su yok, hiçbir şey yok... İncelemeler bittiğinde O’na durumu anlattık. O, bir yeri işaret etti. Orasını inceleyip incelemediğimizi sordu. Oranın bataklık, çorak, fakir bir yer oluşu nedeniyle çiftlik kurmaya elverişli olmadığını söyledik. O, ‘Orası Ankara’nın kenarında hem batak, hem çorak, hem de fena bir yer. Burayı biz ıslah etmezsek, kim gelip ıslah edecek?’ O, en iyi toprağı değil, en kötü toprağı seçmemizi istiyordu!”
O’nun istediği yer Bağımsızlık Savaşı öncesinde Ankara Belediye Başkanı olan Hacı Ziya Bey’in idi. Ayrıca Abidin Paşa’nın eşi Faika Hanım’dan da arazi satın alındı. Bu araziler sonra kamulaştırılarak O’na hediye edildi. O’nun istediği doğrultuda “Orman Çiftliği” adı altında çalışmalara başlandı.
Çiftlikte, Anadolu’ya uygun tahıl cinslerinin, yeni hayvan ırklarının araştırılmasına, halkın makineli eğitimine ve kaliteli üretiminin de halka ucuz satılmasına, yapay korulukların kurulmasına, bağcılığın oluşturulmasına başlandı.
Süt-yoğurt, meyve suyubira- şarap fabrikaları yapıldı. Hayvanat Bahçesi kuruldu, iki yüzme havuzu açıldı. Ayrıca halkın gezip eğleneceği, dinleneceği yapılanmaya yönelindi.
Yıl 1926... Halkın Ankara’dan oraya kolay ulaşımı için bir tren istasyonu da hizmete girdi.

***

Yıl 1937... O, noteri ve tapu görevlilerini Marmara Köşkü’ne çağırdı. Onların önünde çiftliği; üzerindeki tüm tesis, hayvan varlığı ve demirbaşları ile birlikte Türk halkına, şu koşullar ile vasiyetini içeren bağış belgesini imzaladı:
1. Çiftliğin toprakları kamu mülküdür.
2. Çiftlik, Hazine’ce örnek bir tarım işletmesi olarak yapılandırılmalıdır.
3. Çiftlik, Ankara halkının dinlenmesine tahsis edilmelidir.
Yıl 1938... Çiftliğin, kuruluşuna ve O’nun vasiyetine uygun yönetilmesi ve geliştirilmesi amacıyla bir kamu kurumunun kurulmasına karar verildi. 3308 sayılı Yasa’yla, “Devlet Ziraat İşletmeleri” kuruldu. Orman Çiftliği de bu kuruma bağlandı.

***

Yıl 1950... Demokrat Parti iktidara gelmeden 6 hafta önce, 5659 sayılı Yasa ile “Atatürk Orman Çiftliği” adı verildi. Tarım Bakanlığı’na bağlı tüzelkişi yapıldı. Çiftliğin çalışmalarının her yıl Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’nca incelenip TBMM’ye sunulması yoluna gidildi.
Yıl 1992... Çiftlik, 1. derecede tarihi ve doğal sit alanı olarak tescil edildi.

***

Yıl 2011... Bu’nun iktidarında, Çiftliğin sit konumu 1. dereceden 3. dereceye düşürüldü!
Karayolundaki yön işaretindeki Atatürk Orman Çiftliği” yazısı “Atatürk O.Ç.” olarak bile değiştirildi. Bu sözlerin “Atatürk O..... Çocuğu” olarak yorumlanması üzerine, eski sözlere dönüldü!
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce “Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) Koruma Planının” hazırlanması tepki çekerken Bu, burayı “babasının çiftliği” olarak algılayıp kendisine “AK Saray” yaptırmanın adımını attı.
“Başbakanlık Hizmet Binası” adı altında 1.000 odalı yapının 40 bin metrekare taban alanı üzerindeki inşaatına başlandı. 200 bin metrekare inşaat alanını kapsayan binanın 650 milyon liraya mal olacağı açıklandı. Daha şimdiden 1 milyar liraya ulaştığı saptandı.
Bu, babasının çiftliğinde AK Saray’ın yapımını, 9 bin işçinin, günde 3 aşamalı olarak 24 saat süreyle yangından mal kaçırırcasına sürdürdü.
Bu da yetmedi. Şu da buraya kendi deyimiyle “temapark” adıyla Disneyland gibi bir hevese kapıldı. ABD’deki Disneyland’ların 12 ayın gezilebildiği sıcak iklimlerde açıldığı, Ankara’da böyle bir işletmenin yalnızca yazın iki ay iş yapacağı ve bu dönemde de başkentin boşaldığı göz önüne alınmadı. Bu koşullarda işletmenin zarar edeceği uyarılarını ne Bu, ne de Şu dikkate alırlar.
Üstelik Ankara 5. ve 11. İdare Mahkemeleri, Danıştay bu planlama, yapılanma ve sit derecesinin düşürülmesini iptal edip inşaatları durdurma kararı verdikleri halde...
Bunlar da yetmedi... Yolsuzluk suçlaması ile görevden alınan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, 37 bin metrekarelik alanın TOKİ aracılığı ile elçilik binası yapılmak üzere ABD’ye satıldığını açıkladı. O’nun bağışını peşkeş çekme Bu’nun zamanında yaygınlaştı...
“Başkentin akciğeri” kabul edilen AOÇ’de yükselen AK Saray’a kimileri “diktatörlük sarayı” diyorlar. Her ne kadar adına “Başbakanlık Hizmet Binası” denilse de Bu’nun, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda Çankaya’da değil, bu sarayda çalışacağı söyleniyor!
Herhalde Çankaya’da O’nun hayaletinden korkuyor olmalı...  


Yazarın Son Yazıları

Bir ‘Müjdeye’ Doğru! 21 Ağustos 2020
İtiraflar... 18 Ağustos 2020
“Toparlanma sinyalleri!” 14 Ağustos 2020
Ayasofya (17)… 7 Ağustos 2020
Ayasofya (16)… 4 Ağustos 2020
Ayasofya (15)... 31 Temmuz 2020
Anayasa (14)… 28 Temmuz 2020
Ayasofya (13)... 24 Temmuz 2020
Ayasofya (12)... 21 Temmuz 2020
Ayasofya (11)… 17 Temmuz 2020
Ayasofya (10)… 14 Temmuz 2020
Ayasofya (9)… 10 Temmuz 2020
Ayasofya 8... 7 Temmuz 2020
Ayasofya 7... 3 Temmuz 2020