Demokrasisiz, OHAL’li, seçimsiz, ‘tek adam’ yönetimi

27 Şubat 2018 Salı

Sağlık sorunları nedeniyle yeni yazıları, sosyal savaşımları ile aramızda olamayan Sevgili Mümtaz Soysal Hocamızın başını çektiği, KİGEM’in öncülüğünde, bugünlere göre hâlâ güçlü, ayakta Türk-İş, gündeme göre başı belada konfederasyonlar, sendikaların güçleri, etkin kampanyalarında, ülkenin her yerinde yaşanan güçlü işçi, yöre halkları destekli direnişler bir bir sinema şeridi gibi belleğimde...
Kimileri dönemin siyasal iktidarını sallayabilecek, alınmış kararlardan geri döndürecek güçte ve etkinlikte, en hafifi ile dönemin çalışan işçilerinin haklarını kurtaracak önlemleri sağlayacak caydırıcı kararların önünü açtılar. Dünya emek tarihine kazılı Zonguldak büyük madenci direnişi, Tekel, SEKA, Seydişehir, Karabük, Sümerbank, Et Balık, KİGEM, ORUS.. kamu işletmesi, çoğunlukla da güçlü bölgesel toplumsal destekli eylemleri, canlı tanıklıkların ekonomik, sosyal, toplumsal, siyasal boyutlarıyla say sayabilirsen..
Cumhuriyetin yoksunluk koşullarında yaratılmış kamu değerlerinin yağmalama içerikli özelleştirmelerine karşı isyan çıkışlarında hangi tehditlerin altı çizilmişse en acımasız sonuçlarıyla bugün karşımızda.
Dünkü Sözcü gazetesinin fotoğraflarıyla manşetinin özeti çok çarpıcı. İstanbul’da Karayolları, Ankara’da Et-Balık, Adana Tekel, Malatya Tekel, Samsun Sigara, Çanakkale Tekel fabrikalarının arsalarında yükselmiş AVM merkezleri yürek yakıyor..
Dünkü Bir-Gün’ün manşetinde ise sıcak para, yağma uğruna son kurbanlar kâr eder konumda satışları gündemde pancar fabrikaları var. Siyaseten İktidarlarına biat etmiş sendikal yapılanmayı bile isyan ettiren operasyonla, sadece binlerle işçinin ekmek kapıları kapanmıyor. Bölgelerinde başkaca anlamlı üretici işletmenin olmamasıyla kendilerini ve çocuklarını işsizlik, açlık bekliyor. Türkiye’nin katlanan sayılarla pancar üreticileri, zincirleme yöre tarımı, ekonomilerinin çöküşü cabası. Doğal şeker üretimimizin çökertilmesi, sağlık için büyük tehdit ithal sentetik şeker tekellerinin çıkarlarına ülke halkının sağlığını teslim etme suç ortaklığı da var.

***

Yeri gelmişken kamu işletmelerinin işçinin ekmek kapısı olmalarının çok ötesinde kamu yararlarında sayılamayacak çok yönlü işlevlerinin liberal sağ iktidarlara sıcak para, kaynak uğruna yağmalanmasını karşı savaşımın yorulmak bilmeyen öncülerinden Sevgili İzzettin Önder Hocamızın geçen cuma günü yapılan imzalılar yargılaması kapsamında, “Ben sadece insanların ölmemesi için bir bildiri imzaladım. Bunu güçlü bir kamu vicdanı oluşturmak amaçlıyla yaptım” demesinden sonra 1 yıl 3 aylık cezayla mahkûm edildiğini anımsatalım.
Ülkemizde demokrasi, hak hukukun katledilişinde yaşamın her alanına dönük, her gün sınır tanımaz boyutlarda yeni örneklerle karşılaşmamız, OHAL’li, seçimsiz “tek adam” yönetiminde, yeni torba paketler, eskileriyle yaratılmış sivil, haksız-hukuksuz baskılara, sivil diktatoryal tehditlere, şeytana pabucunu ters giydiren yeni tuzakların kapılarını açıyor.
Hafta sonu yargı bağımsızlığına en güçlü darbe olabilecek, Türkiye Barolar Birliği’nin yasası üzerinden tuzağın, tehdidin kamuoyuna anlatılması eylemi vardı. Özetle gerçeğinde, FETÖ ile iktidar ortaklığı döneminde FETÖ’cülerin gündeme getirdikleri bir proje ile yüz yüze kaldığımızı öğrendik...
Kestirmeden yargının yargıçlar, yargı çalışanları, savcılar, avukatları ile tüm işleyişte çalışanlarını tek çatı, meslek örgütü çatısında toplayan yasayı kaldırmak, halen yargıçlar, savcılar, adalet çalışanlarının Bakanlık denetimi ile baskı altında tutulmalarından daha vahim bir tabloyu üretecek..
Zaten FETÖ’cüler için var olan Anadolu dernekleri, PKK yandaşlığı için kullanılabilecek Mezopotamya dernekleri yapılanmasından oluşturulacak cepheleşmiş derneklerle, en güçlüsünü yandaşlıkta toplam projesiyle, yargı birliği, meslek ettiği
ortak değerleri, denetiminden tümden koparılacak..
Türkiye’yi eğitimde, insani gelişmişlikte, demokrasi, hak-hukuk devleti işleyişi, kirli çıkar ağlarındaki patlama, şeffaflıkta, basın özgürlüğünde, gelir dağılımı eşitlikçi paylaşım, işsizlik, sağlıkta hakça yararlanma, basın özgürlüğünde birkaç yıldır bile en gerilere çeken kara tablolardan içimiz kararıyor...
Oysa daha gerçek anketler elverirse erkene alınması kaçınılmaz dünyanın bir benzeri olmayan sivil diktatoryal içerikli tek adam rejimi seçimi yapılmış değil. Kişisel kanım geçiş süreci okus pokuslarıyla yaratılmış fiili yönetim, dayatma gücü en ballı kaymaklısından olanaklar sağlıyor. Başkanlık seçimi için AKP’yi silbaştan yaratabilme, hele de seçimle amaçlanmış tek adam rejimine ulaşmak riski katlanıyor...


Yazarın Son Yazıları

Hitler faşisti gibi.. 26 Eylül 2020
Ruhi Su’yu anma.. 22 Eylül 2020
Batan geminin malları.. 19 Eylül 2020
Yalancının mumu.. 15 Eylül 2020
Yaralar nasıl sarılacak? 28 Ağustos 2020