Düş pazarlama, yalanlarla gerçek acının yüzleşmesi

13 Kasım 2021 Cumartesi

Yarışlarında güncel gündemlerin hızına yetişemez olduk.. Hızını koruyamayan bisikletin, bisikletçinin, otomobil yarışçısının devrilmesinin ölümcül sonunun kaçınılmazlığı bilinen siyasette, siyaset liderlerinin sınır tanımaz çıkışlarında, stratejik ataklarında, doğrudan doğruya kendi duruşlarının haklı ya da haksız, vicdansız olduğunun bilinci belirleyici dürtü kuşkusuz.. Suçluluğun korkusu içinde başına gelebilecekleri bilmenin paniği, öfke, acımasızlık patlaması ile haklılığına inancın özgüveninde vicdanlı, insancıl olabilmenin, kalabilmenin, kalıcılığı arasında bir yarış bu..

Ankara’da güncel gündemi izleyemeyen biz gazeteciler de içinde, halkımız, dün sabah Dünya Türk Konseyi’nin 8. zirve çalışmalarının içinde kendimizi buluverdik. Sabah Fatih’te benim için tanıdık, çok güzel restore edilmiş olmasından da mutluluk duyduğum tarihi binanın açılışını Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa bir törenle yaptı, hızlı, sade bir törenle kurdeleyi kesti. Dünya Türk Konseyi’nin merkez çalışma binası olarak kullanılacakmış.

Öğle, cuma namazını, tarihten acılı anılarla bildiğimiz Yassıada’da yapılan Fatin Rüştü Zorlu Camisi’nde kılacağını da öğrenmiş olduk. Dünya Türk Konseyi’nin 8. zirve açılış konuşması öğleden sonra saat 15.00 sıralarında canlı yayından veriliyordu. Bol bol yayın akışlarında verildiği için, içeriği üzerinde bugüne taşınacak yeni bilgi aktarabilecek konumda değilim. Vitrin pazarlama, kuşkusuz en son Azerbaycan-Karabağ savaşı üzerinden etkin askeri katkılarımızın moral değerinin ağırlığı üzerindendi..

***

Erdoğan Liderliği üzerinden şanssız bir takvim çatışması, Doğu Akdeniz tatbikatları üzerinden verilmek zorunda kalınan haberler olmalı.. ABD, Fransa, İsrail, İngiltere, Yunanistan, Güney Kıbrıs, İtalya, Mısır olmak üzere ilk kez Doğu Akdeniz’de bir araya gelen, altı büyük enerji şirketinin çıkarları adına finanse ettikleri biliniyordu. Siyasal karşıtları, ilkesiz çıkarları adına bir araya getirmiş ortak tatbikatın görüntüleri, çıkarlarımız açısından düşündürücü..

Çok açık biçimde Erdoğan liderliğinde birkaç yıldan beri Doğu Akdeniz’deki Türkiye ile Kuzey Kıbrıs çıkarlarının savunulması açısından yapılmış sayısız atak, anlaşma, tatbikatların karşısında, daha önceleri hiç bir araya gelemeyeceklerin buluşmasında, bizim kadar öncelikli hedefin, bölgedeki İran’ın etkinliğini frenlemek de olduğu bilinse de başarı hanesine yazılmış pek çok Türkiye atağı, en önemlisi savunma, haklılık tezlerinin de zorlaması sil baştan gündemimize girmişti..

***

Sokaktaki vatandaşın, halkımızın güncel dertleri arasında ne kadar etkili olabildiklerini okumak yanıltıcı olabilir. İstanbul’da kalabalık bir ailenin içinde, günde 8-9 ekmek almak önceliği olanların, fırıncıların aylardır, buğday fiyatlarının önlenemez yükselişi karşısında isteyip dayattıkları zammın, dünün kesinlik kazanmış kararı ile bir ekmeğin 2 liradan 2.5 liraya çıkmış olması, dar gelirli çok büyük çoğunluğun canını yakmış olmalı. Hele de en geç bir altı ay sonra yeniden zam yapılmak zorunda kalınacağı da ilan ediliyorken..

Kişisel olarak benim canımı, kullanmak zorunda olduğum göz tansiyonu ilaçlarımın bile piyasadan uçup gitmiş olmaları sıktı. Salı günü doktorumun yazdığı reçetedeki ilaçları bir arada bir eczaneden toplayabilmek için, kaç eczane dolaştığımı ve de başaramadığımı anlatarak zamanınızı tüketmek istemem. Öncelikle tek reçeteye yazılmış ilaçlardan alamadıklarınızın sonradan alınamayacağı gerçeğinin altını çizmeliyim. Benim en fazlasını bir arada alabildiğim eczanede reçetimi bırakabilme, ileride zorlanırsam, parayla satın alma gücüm olabilir. Ama ya olmayan çaresiz emekliler ne yapacaklar? Tansiyon ilacını almamak, şakası yok hastayı göz kaybına, körleşmeye sürüklüyor..

Aynı tablo, kanser hastaları, kalp, başka yaşamsal organ hastalıkları üzerinden çok daha ürkütücü sonuçlar anlamına geliyor. Bu kaos, kördüğüm tartışmada, Tekadam rejimi adına henüz anlamlı hiçbir çözüm üretilememiş oluyor. Eczacılar hastaların boy hedefinde, etik çırpınışlarını sürdürüyorlar.. İklim zirvesinden kaçınmak da Tekadam rejimi için çıkış olamadı. BM’den davetli İstanbul Belediye Başkanı İmamoğlu’nun konuşmasında dünyaya seslenişin gerçekleri çok çarpıcı.. 7 üstü depremde riskli 300 bin konut, yapıların yüzde 65’inin kullanılamaz olacağı, yolların yüzde 30’unun kapanacağı, susuz kalınacağı gerçekleri, Kanal İstanbul’un BM’nin sürdürülebilir kalkınma amaçlarına aykırı olduğu..  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları