Meclis’i çalıştırmadan olmayacak..

15 Kasım 2019 Cuma

Erdoğan-Trump görüşmesinin sıcağında, Trump’ın yaptırım ve ticaret kartlarını masaya yatırması sonrası gelişmelere ilişkin kahve falcılarının ustalıklı öngörüleri tadında yapılan dünün yorumlarında, piyasaların olumlu değerlendirilmeleri de ölçü alınıyordu. Piyasaların Erdoğan’ın ziyaretinin bütünü içinden, var olan sistemden kopmama iradesinin sinyallerinin alındığı vurgulanıyordu. Yine de deneyimli Saray’ın yandaş yorumcularının da, içinde bulunulan siyasal sıkışıklık, iki arada bir derede kalma koşullarına ilişkin, Erdoğan ve Trump’ın da açıklamalarının içinde açık açık dillendirilen birbirinden önemli çelişkileri, çıkmazları saymamak da olamıyordu..

S-400’ü depoda tutun” talimatı sonrası işin içinden nasıl çıkılacaktı? Amerika’nın, Suriye’nin, Ortadoğu’nun başına bile bile bela olarak gönderdiği IŞİD kanlı terör örgütünün, bölgeyi kan gölüne çevirmesi sonrasında, bir tek kendi vatandaşını bile geri almamakta diretirken, AB ülkeleri aynı yolun yolcusu, en adil olma çabası içindekiler için ancak çocuklar, olabilirse kimi kadınlar sınırlamasını koyarlarken, Türkiye topunun yükünü nasıl kaldıracaktı? Savaştan kaçan en masumlar üzerinden bile, Amerika kapıları tam kapatmış, AB koklaya koklaya çok sınırlı, komik sayılarla seçmeli göçmen kabulüne ancak yanaşırken, Türkiye duduk uçuklatan bugüne kadarki bedellerin üzerine, geleceğe dönük 3-5 milyonluk bir göç yükünü nasıl sırtlayacaktı?

Türkiye’yi parçalama senaryoları, BOP projeleri üzerinden Amerika’nın bir adım geriye gitmeyen planlarına, AB ülkeleri giderek daha uyumlu destek atarlarken, Saray’ın “beka” sorunu üzerinden, kamuoyuna dönük siyasal tehditler üzerinden sadakat istemenin ötesinde, Meclis’i bile çalıştırmadan bugünlere kadar gelinen siyaset zikzaklarında gelinen noktada, Türkiye iki arada bir derede...

Çok doğru 15 Temmuz FETÖ’cü darbe karşısında, Meclis’te demokratik duruş kaçınılmazdı. Sokağa çıkan halkın direnişi, can kayıpları, yaralanmalarla verdikleri sınav saygın, bir o kadar onurlandırıcıydı.. Türkiye’nin Amerika projesinin peşinden Suriye’deki önceki operasyonlarına kızgın Rusya ve Putin’in Türkiye’nin de iç savaşa sürüklenmesi tehdidi karşısında, FETÖ’cü darbeye karşı verdiği destek, kendi siyasi çıkarları, Suriye’nin toprak bütünlüğü yanında duruşu anlamlıydı. Ötesinde laik Cumhuriyetin kurtuluş, kuruluş savaşları, Atatürk devrimleri sürecindeki gerçekçi dayanışma bağları ile de, uyumlu çağrışımlarıyla da değerliydi.

Saray siyasetinin özünde ülkenin sözde yürürlükte olan başkanlık rejiminin işleyişine, hukukuna dahi aykırı olarak, kararnamelerle yürüttüğü, her seferinde icraatları ile karşımıza sürpriz olarak çıkarılan zikzaklı Suriye politikalarında, Suriye’nin toprak bütünlüğünün savunulması, Türkiye’nin toprak bütünlüğü üzerinden yürütülen siyasetler adına Rusya başta, İran’la, dolaylı yoldan da Esad yok sayılsa da Suriye’nin devlet olarak tanınması yaklaşımları, bu ülkenin siyasi partileri ile vatandaş çoğunluğu için, pek çok noktada güvenilir görülemese de çok aykırı düşmüyordu..

Türkiye öyle ise nasıl oluyor da bu kadar açık, acımasızca tehdit altında kalabiliyor? Amerika, AB ülkeleri evrensel değerler, insan hakları adına, çok açık ikiyüzlü siyasetleriyle, Türkiye’yi nasıl bu kadar haksız suçlama gücünü ellerinde tutuyorlar? Nedeni çok yalın ve çıplak değil mi? Kendi kamuoylarına dönük siyasetlerinde, medya güdüleme gücü ile seçmenlerini çok kolay ve çıplak yanıltabilseler de, ülkelerinin var olan anayasal, yasal hukuk düzenlerine sadık kaldıkları için değil mi? Türkiye devlet olarak neden bu kadar kolay suçlanabiliyor? Çok açık ve çıplak değil mi?

En yalın hali ile başkanlık rejiminin olmazsa olmaz kuvvetler ayrılığı ilkeleri çalıştırılmıyor. Bağımsız yargı işlemiyor. Bağımsız Meclis çalıştırılmıyor. İkili kararnameler ile her şey oldubitti olarak dayatılıyor. Dünya, Meclis iradesine bile oturtulmamış siyasetleri yüzünden Türkiye’nin en haklı tezlerine bile karşı eleştiri getirebilme siyasetlerini kolayca pazarlayabiliyorlar.


Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020