Tuncay Mollaveisoğlu

AKP’nin yumuşak karnı yandaş müteahhitler...

30 Eylül 2020 Çarşamba

En son örnek, Saray medyasından taşan yalan ve iftira çamurunun devamıydı. 

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, bilgi ve belgeleri ile Cumhuriyet gazetesi ve TELE 1 ekranlarından deşifre ettiğim şehir hastaneleri ile ilgili önemli bir açıklama yaptı. 

Önce hatırlatayım;

İktidarın büyük bir başarı gibi sunduğu şehir hastanelerinin olağanüstü maliyetlerini, müteahhitlere ödenen bir yıllık kira parası ile devletin bir hastane yapabildiğini, kira anlaşmalarının 25 yıllık yapıldığını, yani bir hastanenin kiralama yolu ile halka maliyetinin 25 kat olduğunu, yandaş müteahhitlerle ayrıcalıklı, onları koruyan, müteahhitlerin lehine devletin aleyhine sözleşmeler yapıldığını, fahiş fiyatların denetlenmediğini birçok yazı ile gündeme taşımıştım. 

Köprü, yol, tünel, havalimanı ve şehir hastaneleri, gelişmiş ülkelerin “halka maliyetleri korkunç” diye terk ettikleri bir model ile yapılıyor. 

Kamu/Özel İşbirliği modeli İngiltere de dahi yolsuzluklara engel olunamadığı için rafa kaldırıldı.

Hazine’ye boru hattı döşenmiş gibi para akıtılan şehir hastaneleri ve benzer projelerin ne yapılacağı tartışılırken CHP’li Böke, “İktidar olduğumuzda bu projeleri kamulaştıracağız” dedi. 

Yani CHP, “Hazine’den Kamu Özel İşbirliği müteahhitlerine döşenen boru hattını keseceğim” diyordu... 

Vay sen misin şehir hastanelerine laf eden!”... Böke, havuz medyasında anında hedef yapıldı ve sözlerindeki “şehir hastaneleri” vurgusu buharlaştırılarak “Böke, özel sektörü tehdit etti”, “Alın size diktatörlük” başlıkları atıldı... 

Havuzcuların saldırısının ardından, AKP Genel Başkanı Erdoğan da topa girdi...

Böylece bir kez daha şunu anladık: AKP’nin, Saray siyasetinin yumuşak karnı yandaş iş insanları ile gerçekleştirdikleri “mega projelerdi”...

Öyle iş insanları ki dünyanın en çok devlet ihalesi alanlar liginde zirvede 5 Türk müteahhit var. Onlar başta olmak üzere KÖİ modeline dokunan yanıyor, hedef oluyor... 

Eski CHP milletvekili, hukukçu Haluk Pekşen ise kamulaştırma tartışmasını daha da derinleştiriyor. Pekşen: “Kamulaştırmak için bu yandaşlara para ödemek gerekir, oysa yapılması gereken zaten hak ettiği parayı fazlası ile alan bu müteahhitlerden projeleri özel bir kanunla, milletin cebinden bir kuruş daha çıkmadan geri almaktır...” 

İhaleler onlara, cennet yoksullara...

Cumhuriyet’ten İpek Özbey’in röportajıydı... Tarikatların elinde bir milyon çocuk esaret altındaydı...

Uluslararası anlaşmalar dahil, hem anayasaya hem insan haklarına aykırı bu fotoğraf ülkemizin dinmeyen sızısı ve utancı...

Bugünümüzü ve yakın geleceğimizi tehdit eden bu yapılanmalar AKP’nin açık/örtülü desteği ile büyüyor, güçleniyorlar...

Yolsuzluklarla ilgili Türkiye’nin kısa tarihi yazılsa AKP’den önceki birçok iktidar ve siyasi lider de sayfalar arasında yer alır...

Ancak AKP iktidarının öncekilerden önemli bir farkı var. Bu dönemde ihalelerden tarikat ve cemaat yapılanmalarına olağanüstü para akıtıldığını görüyoruz. Yandaş işadamlarının ceplerinde tarikat liderlerinin elleri var... 

Devlette önleri açıldığı gibi Cumhuriyet düşmanı bu gruplara ihalelerden de pay aktarılıyor.

Bu nedenle AKP iktidarı döneminde yolsuzluk ekonomisi, önceki iktidarlardan farklı olarak bir milli güvenlik sorunu olarak öne çıkıyor...

FETÖ’yü hatırlayın... Örgütün lideri Gülen, “bir lokma bir hırka” görüntü verip yoksulluktan kırılan milyonlara cenneti vaat ederken, bağlı işadamları ihalelerden milyarları götürüyorlardı...

FETÖ’nün boşluğunu da doldurmakta gecikmediler... AKP, kendine yakın gördüğü başka grupların önlerini açtı... 

Çare, hukukun üstünlüğünü, Meclis’in denetimini ve itibarını yeniden var etmekten geçiyor... Çare, ülkenin asırlık teftiş ve denetim birimlerinin üzerindeki zinciri kırmaktan, demokrasiye inanan, hukuka inanan bir iktidardan geçiyor...

Dayanışma zamanı...

TELE 1’de yayımlanan Anında Manşet programına 1 dakika ekran karartmasının ardından başladık. 

En temel anayasal hakkımız olan düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskıları protesto etmek için Halk TV’nin kapalı kaldığı her gün saat 21.00’de, TELE 1 de ekran karartacak...

Bir elin parmakları kadar kalmış bağımsız gazeteciliğin dayanışma örneğidir TELE 1’de yapılan...

180 ülke arasında 154. sırada Türkiye...

Basın özgürlüğünde 153 ülke Türkiye’nin önünde!

AKP ile birlikte devletin tüm kurum ve kuruluşlarına bulaşan çürüme, Hazine’den beslenen medya sektörünü de gazeteciliği de kuruttu sayılır...

Müyesser Yıldız gibi bir gazetecinin tutuklu kaldığı memlekette yaptığımız havanda su dövmek gibi görünse de!


Yazarın Son Yazıları