Veysel Ulusoy

Askıda ekmek, askıda enflasyon

09 Mayıs 2021 Pazar

Son günlerin en önemli konusu askıda “bir şey” oldu. Ekmekle başladı, fatura ile devam etti. Buna birbirini görmeyen kişi ve gruplar arasında yardımlaşmanın değişik şekilleri ve yöntemleri eklendi. Ve ilginçtir, askıda ekmek hariç diğer çözüm yöntemlerinin çoğu çevrimiçi (online) ortamda gerçekleşti.

Tüm bunların bir ortak nedeni vardı: Gelirsizlik.

Ekmek almanın maddi gücü altından kalkamayan, fatura ödemede zorluk çeken, gıda fiyatlarının sürekli artışını takip edemeyen birçok hanehalkının ortak noktası doğal olarak yüksek enflasyon oranlarıdır. 

Göstergeleri ve gidişatı analiz ettiğimizde, artık askıya enflasyonun da konulmasının zamanı geldi gibi...

Malumunuz farklı birimlerin ölçtüğü enflasyon gibi birçok istatistiki veri, teknolojik gelişmelerin de etkisiyle artık hayatımıza çok fazla dokunmaya başladı. Bloomberg Emtia Endeksi, IHS Markit PMI Endeksi, Michigan State Tüketici Eğilim Anketi, İstanbul Ticaret Odası Ücretliler Geçinme Endeksi, Harvard Üniversitesi’nden Prof. Cavallo’nun başını çektiği Billion Price Project (Milyar Fiyat Projesi) gibi birçok özel ve tüzelkişi, resmi verilerin yanında kendi istatistiklerini yayımlıyor. 

Süreç öyle bir boyuta erişti ki resmi makamlar bunların verilerini izin alarak yayımlıyor ve kendi verileri ile de ortak endeksler kuruyor. Merkez Bankası’nın İTO endeksini sunması sanırım buna en güzel bir örnek. (*)

Her şey askıda artık... İhtiyacı olan onu alıp kullanıyor.

Özellikle finansal piyasalardaki gelişmelerin anlık takibi için bu verilerin ne kadar önemli olduğunu bilmeyen kalmadı artık. Öyle ki resmi makamlar bile bu günlük verileri takip ederek çoğunlukla günlük finansal politikaları yönlendiriyorlar. İyi de yapıyorlar, zira küresel entegrasyonda artık dinamik verilerle daha etkin politikalar oluşturma olanağı, toplumsal refahı olumlu yönde etkiliyor. 

Birkaç örnek vermek faydalı olacaktır sanırım...

Rezervler yoluyla dövize müdahale, uluslararası geri (borç) ödemelerinin piyasalarda yarattığı değer ve oynaklık bunlar arasında sadece birkaçıdır. En önemlisi de belki anlık enflasyon verileri ile faiz politikasını şekillendirmektir. Bu kapsamda, politika faizinin “günlük enflasyon oranı” ile birlikteliğinin, yine günlük finansal getiri hesabında ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek bile yoktur... 

Gelin görün ki günlük enflasyon oranları Harvard Üniversitesi’ndeki proje dışında kayda değer hiçbir kurum tarafından ölçülmedi bu zamana kadar...

Şimdi ENAGrup, (Enflasyon Araştırma Grubu) Türkiye ekonomisi için bu boşluğu doldurmaya çalışıyor. Diğer bir ifadeyle, günlük enflasyon verilerini hesaplıyor ve akademinin hizmetine sunuyor. Bu hizmeti, tüm ilgili birimlerle de talep doğrultusunda paylaşılmaya hazır hale getiriyor. 

Böylece her ekonomik birim günlük kararlarında bu verileri kullanabilecek ve daha etkin kararlar verebilecek nitelikte olacak, Harvard’da olduğu gibi ENAGrup, bunu resmi makamlarla da paylaşacak, ekonominin daha etkin dengelere ulaşması için katkı yapacaktır, şüphesiz.

Ayrıca söz konusu toplumsal getirinin herkesin yararına olduğunu da belirtmeye gerek yoktur düşüncesindeyim.

Teknolojik gelişmenin iliklerimize kadar hissedildiği şu günlerde yeni, daha az maliyetli ve modern yöntemlerle veri toplamanın önüne set germenin kimseye faydası olmayacağı çok açık. Bunun örneğini yakın zamanda tecrübe etti finansal piyasalar. Arjantin hükümeti, Arjantin için resmi kurumların dışında veri yayımlayan Harvard Üniversitesi’ndeki gruba dava açtı, engellemeye çalıştı ama bilimin önüne geçen bir kısıtlamaya muvaffak olamadı. 

Son söz: ENAGrup gibi enflasyonu günlük elde edebilen birim, bir rakip olarak değil de tamamlayıcı olarak algılanır ise toplumsal bilgi birikimi artar. Bilime bilgiyle yaklaşmak herkes için fayda sağlayacaktır.

(*) https://evds2.tcmb.gov.tr/index.php?/evds/serieMarket/collapse_14/5945/DataGroup/turkish/bie_ito95/


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları