Yazgülü Aldoğan

Muhafazakâr toplumda kadın ‘eşit’ olamaz

07 Mart 2019 Perşembe

Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yerel seçim tartışmalarının içinde kaybolup gittiği için tam da istediğimiz gibi kutlanamıyor. Hoş, böyle bir günün anlam ve öneminin olabilmesi için toplumsal cinsiyet eşitliğinin bizzat toplum tarafından benimsenmiş olması lazım. Önümde duran davetiyeye baktıkça gülüyorum, karikatür gibi: Antalya Kepez Belediyesi tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için düzenlenmiş bir panelin konusu “Kepez’de Kadın Olmak”. Konuşmacıların tümü erkek, çünkü belediye başkan adayları. Bari moderatör kadın olsaydı diyeceksiniz ama o da erkek! Toplantıyı düzenleyen Kepez Belediye Başkanı da erkek olunca 7 erkeğin “Kepez’da Kadın Olmak” konusunda ne söyleyeceklerini gerçekten merak ediyorum!

Kadının yeri evi
Türkiye, Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımladığı Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda 149 ülke içinde Burkina Faso’nun arkasından 130. sırada yer alıyor. Türkiye’de kadınlar, erkeklerle aynı haklara yasalar önünde sahipmiş gibi görünmekle birlikte, istihdam, eğitim, sağlık ve siyasette imkânlara erişmede aynı fırsatlara sahip değil. Çünkü biz toplum olarak buna inanmıyoruz. Mesela Cumhurbaşkanı, kadınla erkeğin eşit olmadığını, çünkü erkeklerin daha hızlı koştuğunu söylüyor. Biz de zaten kadın ve erkek aynıdır demiyoruz, AYNI HAK VE İMKÂNLARA SAHİP OLMALIDIR diyoruz! Kadınlar niye yok siyaset sahnesinde? Kabinede niye göstermelik bir iki kadın bakan oluyor hep? Belediye başkan adayları içinde niye sadece 3 kadın büyükşehir adayı var? Elli bin muhtar adayı içinde niye sadece 674 kadın var? Niye iş dünyasında CEO olarak kadınlar çok az? Çünkü bu ülkede bakanlık, başbakanlık, Meclis başkanlığı yapmış şimdi de İstanbul’u yönetmeye talip Binali Yıldırım diyor ki eşi için “Semiha Hanım bize bakıyor, arkamızdan derliyor, topluyor, evlatlarını yetiştiriyor, ben kadına pozitif ayrımcılıktan yana değilim.” Öğretmen olan Semiha Hanım, Binali Yıldırım’ın arkasını derlemek toplamak ve çocuklara bakmak zorunda kalmış olmasaydı belki şimdi okul müdürüydü. Tabii istemezsin pozitif ayrımcılık. Oysa ailede her iki cins de hem işte hem evde çalışır, çocuklara da birlikte bakabilirler. Tabii burada devletin yardımcı olarak devreye girmesi gerekiyor. Ücretli doğum izni 4 ay, 6 ay da ücretsiz, 10 aylık çocuğunu bırakacak yer yoksa kadın nasıl işe dönsün? Devlet kreşleri üç yaşından başlıyor. Üç yıl çalışmamış kadın zaten geri döndüğünde işini bulamıyor. Evde baktıracak parası, bedava bakacak büyüğü yoksa çalışamıyor. Kadınlar çalışsa bile eşit işe eşit ücret almıyor, erkeklerle aralarındaki maaş farkı neredeyse yarı yarıya ve bilim, teknoloji, mühendislik, matematik gibi alanlarda yeterince temsil edilmiyorlar.

Kadın şiddetten şikâyetçi
Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı araştırması bu yıl da 8 Mart haftasında açıklandı. Kadınların en büyük sorunu “ŞİDDET”. Nasıl olmasın ki geçen yıl öldürülen kadın sayısı her gün bir kadından fazla! Artık kadınlar şiddetin boşanma için geçerli ve yeterli olduğunu, neden olduğunu düşünüyor. Ama tabii gidecek yeri yoksa kadın şiddete mahkûm. Sığınma evleri yetersiz ve erkek çocuk 12 yaşa kadar kabul ediliyor. Çeşitli sorulara verilen yanıtlar, devlet politikası olarak muhafazakârlığın topluma benimsettirilme konusunda başarılı olunduğunu gösteriyor. Mesela artık kürtajın yasaklanmasına neredeyse karşı çıkılmayacak noktaya gelinmiş! Gay, lezbiyen ve trans bireylere bakış her yıl daha negatife gidiyor. Feminizme karşı rahatsızlık da artış eğilimi gösteriyor.

Totaliterlik
Nicholas Cristof’un “Gökyüzünün Yarısı” kitabında yazdığı gibi, 19. yüzyılın en büyük ahlaki mücadelesi KÖLELİK’e karşı verildi. 20. yüzyılda ise TOTALİTERLİK’e karşı savaşıldı. 21. yüzyılın en büyük ahlaki mücadelesi ise TOPLUMSAL CİNSİ- YET EŞİTLİĞİ’ni tüm dünyada sağlamak için yapılacak. Biz daha 20. yüzyıl kavgasını veriyoruz! Önce onu halletmeden ötekine sıra gelmiyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları