Yazgülü Aldoğan

Oyları hâlâ nasıl yüksek?

10 Aralık 2020 Perşembe

Aşağı tükürsen korona, yukarı tükürsen açlık! Salgın hastalık çığ gibi, tek yol uzun süreli tam kapanma ve aşı. İkisini de karşılayabilmek için para lazım. İnsanları eve kapatacaksın ama açlıktan ölmemeleri için destekleyeceksin. IBAN var, destek yok. Aşı bulundu ama 90 milyona yetecek kadar aşıyı alacak para da yok. Ülkeyi yönetenler için gerçekten içinden çıkılmaz bir durum! Her ne kadar bu açmaza kendi hataları yüzünden gelindiyse de ceremesini halk çekiyor, kimi hastalanıp ölüyor. Kimi aç kalıp ölecek! Çiftçinin traktörünü haczettiler, köylünün ineğini, nasıl üretecek bu insanlar? Esnafın lokantasını kapadılar. İflas ediyor, açsan millet korona oluyor.

Demokrasilerde çare tükenmez!

Ama ortada demokrasi yok, üstelik iktidarda krizleri yönetmek değil, yönetemese de iktidarda kalmak, yandaşlarını beslemek ve krizi fırsata çevirmek isteyen bir ekip var. Son Gezici anketinde ekonomiden memnun olmayanların oranı ülkenin yarısından fazla. Bunun sorumlusu 18 yıldır iktidarda olanlar değilse kimdir? Ama halkın yüzde 40’ı bu krizden hâlâ onu sorumlu görmüyorsa ortada tuhaf bir gerçeği görmeme durumu var. Özellikle siyasi tercihleri kemikleşmiş ve değiştirilmesi zor, yaşlı, yoksul, muhafazakâr kesim (tıpkı ABD) gerek dini gerek hemşerilik bağımlılıkları yüzünden Reis kellesini istese razı olacak bir körlük içinde.

Algı yönetimi

Bir de üzerlerine neredeyse 24 saat, tek elde toplanmış medyadan yüksek dozda propaganda boca edilince, insanların beyinleri çitileniyor ve ne desen inanacak kıvama geliyor, bunun adına da “algı yönetimi” deniliyor.

Algı yönetiminde aynı Hitler’in, aynı Trump’ın yaptığı gibi, böl ve yönet, dış düşman yarat, içerideki muhalifleri şeytanlaştır, olmayan suçlar uydur ve o suçlardan cezalandırarak korku iklimi yaratma çok iyi işler! Muhalifleri terörist, vatan haini ilan edip bunu sürekli söyle. O kadar ki bir süre sonra kimin niye suçlandığı, doğru olup olmadığı ve kaynağı tamamen unutuluyor ve sadece SUÇ kalıyor. Bir de adli makamlara verilen mesaj: Cezası verilecek! Böylece polis ve yargı harekete geçiyor, SUÇLUlar hapse atılıyor! Halkta hukuka ve adalete güven azalıyor, korku, toplumu esir alıyor.

Alkol yasağı

Vatandaş artık haklı olduğu konuda bile sesini çıkaramıyor. Örneğin alkol satışı. Alkollü içecek satılan tekel bayileri hafta sonu kısıtlama olduğu günlerde satış yapamıyor, ama alkollü içecek satan marketler satıyor. Ortada bir haksızlık var. Nasıl düzeltiliyor haksızlık? Tekel bayilerine de satış hakkı verilmesi yerine marketlerin de satışı engelleniyor! Böylece adı konulmamış bir alkollü içki satışı yasağı başlıyor, sosyal medyada kampanya yapılıyor. Çünkü hak aranabilen tek yer hâlâ sosyal medya. Muhalefet partileri buna karşı çıksalar alkolik, ayyaş diye suçlanacak. Cumhur İttifakı’nın “türban ve Ayasofya” zamkının yanına bir de alkol yasağı geldi! Yılbaşını kutlamak da yasaklanınca muhafazakâr seçmen cepte! Kredisini ödeyemediği için haciz memuru traktörünü, ineğini götürürken ağlayan köylü, gözünün yaşını silip verecek oyunu alnı secdeye varan Reisine! İşsiz genç asgari ücreti bile bulamaz, evine birkaç maaş giren propagandacı ne diyor: “Ben o parayla hayır hasenat yapıyorum”. Olsa da biz de hayır yapsak? Üstelik kimin parasıyla hayır yapıyorsun? Hoş, peşkeş çekilmiş Tank Palet Fabrikası’nın yanında propagandacının 5 maaşı ne ki? Elektrik ve doğalgaz faturalarına gelen gizli zamlar yüzünden insanlar karanlıkta, soğukta kaldı, hayır hasenat yapamıyor?

Medyanın yüzde 90’ının mülkiyeti ele geçirilmiş, hepsi aynı grup tarafından bültenle yönetiliyor, bu sorunlar dile getirilmiyor. Fotoşoplu görüntülerle muhalif milletvekilleri terörist ilan edilirken pembe masallarla Çin’e ihracat treni yola çıkarılıyor, kim inanıyor bunlara? Ormanları talan edilen, dereleri kirletilen Anadolu köylüsü, varoşlardaki yoksul yaşlılar. Ama gençler inanmıyor! Anketler, ailesi Cumhur İttifakı’na oy vermiş gençlerin bile yaşamlarına müdahale edilmesini istemediğini anlatıyor. Onlar gerçeği görüyor, nerede mi? Sosyal medyada!

Bağımsız medya

Gri propagandayı aşmanın iki yolu var: Bağımsız medyaya sahip çıkmak ve sosyal medyayı kullanmak. Orhan Bursalı köşesinde “Niye Cumhuriyet 50 bin satmasın” sorusunu sordu. Gazetemiz, maddi manevi cezaları göze alarak gerçekleri yazıyor. Erişilmesi zor, bayiler azaldı, hele Anadolu’da! Pahalı, ama fiyatımız bağımsızlığımızın karşılığı. Evet, gençler kâğıttan okumayı sevmiyor, portala abone olun. Bağımsız medya da susarsa kısılan bizim değil, sizin sesiniz olacak! Oysa yaklaşan seçimde özgür medyaya her zamankinden fazla ihtiyaç var. Kimse halinden memnun değilse iktidar değişmeli. Giderek artan destek ilanlarınız da güç veriyor, yalnız olmadığımızı hissettiriyor, sağ olun, var olun!


Yazarın Son Yazıları

Yönetememe krizi 19 Kasım 2020