Yüksel Pazarkaya

Almanya’da Gülen Hareketi

07 Mart 2014 Cuma

Almanya, Gülen hareketinin en yaygın olduğu ülkelerden biri (20 okul, 150 yurt ve dershane vb). Bu durum, geçmişte Alman medyasında ve resmi kuruluşlarında harekete destek olarak yorumlanabilecek yoğunlukta bir hoşgörünün sonucu. Bu hoşgörü son zamanlarda sorgulanmaya başladı. Harekete bağlı olduğu bilinen ya da sezilen kuruluşlar daha sıkı izleniyor ve irdeleniyor
Almanya’nın kamusal televizyonunun Birinci Kanalı ARD, haftalık Report yayını (3.2.2014) ve haftalık Spiegel dergisi, online yayını (2.2.2014), bu izleme ve irdelemenin ilk sonuçlarını açıkladı. Her iki yayın da, Baden-Württemberg eyaleti Anayasayı Koruma Örgütü’nün (Verfassungsschutz), kurumiçi bir değerlendirmesine gönderme yapıyor. Buna göre, Gülen hareketi bazı konularda özgürlükçü demokratik anayasa düzeniyle çelişki içinde.
Gülen’in İslamcı bir devlet hedeflediğini ve “ciddi bir kisve” altında “İslami öğelere sahip bir Türk milliyetçiliği” izlediğini belirten Spiegelonline şöyle yazıyor:
“Vaizin taraftarları yalnız Almanya’da yaklaşık 300 eğitim kuruluşu işletiyorlar. Baden-Württemberg Anayasayı Koruma Örgütü, Gülen’in düşünceleri erkler ayrımı, inanç özgürlüğü, bilim ve öğrenim özgürlüğü ve kadın erkek eşitliği ilkeleriyle uyum halinde görünmüyor” diyor.
Spiegel ve ARD’nin Report yayınında, Gülen hareketine bağlı olduğu ileri sürülen bazı okullarda, çocukları bu okullara giden bazı velilerin, çocuklara yapılan eziyetten ve ideolojik beyin yıkamaktan şikâyetçi olduklarını yansıtıyor. Bu veliler, çocuklarını bu okullardan aldıklarını söylediler.
Yapılan yayınlar üzerine Baden-Württemberg Anayasayı Koruma Örgütü, 3 Şubat günü bir açıklama yaptı. Buna göre, Gülen hareketi resmen takibe alınmış değildir. Ancak görev çerçevesinde, takibe almak için yeterli neden var mı araştırmaktadır. Bu araştırmada, Gülen’in ve ona bağlı bazı kuruluşların geçmişteki yayınları, bazı konularda “özgürlükçü demokratik düzenle çelişki” içinde görünmektedir. Bu konular arasında, “eşitlik kuralı, inanç özgürlüğü, halkın egemenliği ve erkler ayrılığı ile öğrenim özgürlüğü” sayılabilir. Ama resmen yakın takibe almak için gerekli, özgürlükçü demokratik anayasal düzene karşı özel bir çaba henüz saptanmamıştır.
5 Mart günü de Stuttgart’taki Baden-Württemberg eyalet meclisinde Gülen hareketi ilk kez bir sözlü soru önergesinin konusu oldu. İçişleri Bakanı, önerge sorusunu onaylayarak yanıtladı. Geçen yıl eyalet ekonomi bakanı Nils Schmid, Gülen hareketine yakın Türk işadamları kuruluşlarının aracılığıyla Türkiye’ye gitti. Nisan ayı için yine aynı çerçevede bir Türkiye ziyareti söz konusu
Kuzey Ren Vestfalya eyaleti İçişleri Bakanı Ralf Jäger de, Gülen hareketinin toplumsal ve eğitsel etkinliklerinin şimdiye dek anayasaya aykırı olarak görülmediğini, ama hareketi eleştiren yayınlar üzerine, güncel değerlendirmeleri dikkatle gözden geçirmenin anlamlı olacağını açıkladı. Daha önce Ren-Pfalz eyaleti İçişleri Bakanı Roger Lewentz de aynı yönde bir açıklama yapmıştı.
Bakanlar, anayasayı koruma örgütlerinin, Gülen hareketini değerlendirirken, birlikte hareket etmeleri gereğini bildirdiler. Almanya’nın din ve mezhep konularındaki uzmanlarından Friedmann Eißler, Protestan kilisesi yayın organının son sayısında kapsamlı bir değerlendirmeyi “Wo steht die Gülen-Bewegung?” (Gülen Hareketi Nerede Duruyor?) başlığıyla yayımladı. (Materialdienst der EZW 3/2014, S. 83 – 93)
Yazar, sonuç bölümünde, Gülen hareketinin, bireysel hakları din temelinde öngördüğünü, bireyselliğin ancak din birliği içinde söz konusu olduğunu saptıyor. İslami temel değerlerin toplumda güçlenmesini öngören hareketin, demokrasiye mesafesi de, yazara göre, buradan kaynaklanıyor. Hareketin içindeki görünüm ile dışa gösteriminin farkına değinen yazar, sorunun bu çok anlamlılıktan geldiğine ve hareketin uzun soluklu pragmatizmine vurgu yapıyor. İncelemenin sonunda şu saptamayı yapıyor:
“Bu yüzden: Erkler ayrımı, dinsel-görüşsel çoğulculuk ve olumsuz din özgürlüğü, genel olarak bireysel insan hakları ile ilişkisini nasıl anlamalı? Kültürler arası diyalog ve toleranstan ne anlıyor? Eğitim işlerinde dinin, dolaylı yoldan da olsa, rolü nedir? Okul ve okul dışı eğitimi teşvik, ne ölçüde demokrasi eğitimiyle el ele ve ne ölçüde tamamen buna karşıt? Bu ve diğer sorular için kamuoyunda geniş ve karşıt görüşlü bir tartışmaya gerek var - bunun sonuçları siyasi muktedirler tarafından Gülen hareketine övgülerle peşinen belirlenmemelidir.”
Son tümce, hareketin kağnısı önüne kendisini bilerek ya da bilmeyerek koşturan Alman politikacılara sesleniyor.  


Yazarın Son Yazıları

Kaygan Mantık 7 Şubat 2014
Yargı ve Demokrasi 30 Ocak 2014
Din Kisvesi 29 Aralık 2013
Dershane ve PISA 13 Aralık 2013
Rommel’in Ardından... 17 Kasım 2013
Bir Zihniyetin Yargısı 11 Ağustos 2013
Aziz Nesin'i İhbar... 7 Temmuz 2013
Konuşma Sanatı 26 Haziran 2013
Çöp Ye! 17 Eylül 2012