Yüksel Pazarkaya

Yargı ve Demokrasi

30 Ocak 2014 Perşembe

Başbakan Erdoğan’ın, demokrasiden ne anladığını başından beri biliyorduk, ama şimdi Brüksel’de Avrupa Birliği’nden muhataplarıyla görüşmesinde açıktan dile getirdi: “Hukuk üstün olursa, demokrasiye değil, yargı devletine götürür.”
Erdoğan yargının “erk” olmasına karşı. Yargı erkini, kendi anlayışına göre demokrasi önünde bir engel olarak görüyor. Böyle gördüğünü, zaten yıllardan beri yargıyı kendi otoriter siyasi erkinin buyruğunda kullanarak kanıtlıyor. Polis, jandarma, savcılar ve yargıçlar, onun buyruğuyla görev yaparlarsa, tamam. Ama bağımsız çalışmaya kalkarlarsa, onun otoriter siyasi erkine “darbe” vururlar. Bu yüzden, hesap vermeleri ve cezalandırılmaları gerekir.
Oysa, eski Prusya devletinde bile devletin temelinin hukuk, yani yargı erkinin olduğu biliniyor ve benimseniyordu. (“Berlin’de yargıçlar var!”)
Oyalamak ve oyalanmak aslında iki tarafın da işine geliyor. Bir taraf, kararlara katılma hakkı olmasın, ama “bizim sularımızda demirlensin” diyor. Diğer tarafsa, AB bizim içerdeki girişimlerimize destek versin. En başta da şu “ordu vesayetini, sizin de istediğiniz biçimde” ortadan kaldıralım. İstenenin çok ötesinde kaldırıldı, neredeyse bütün komuta kademesi yok edildi. Demokrasiye engel olmasın dedikleri hukuk adına, Başbakan’ın son kavgada demek zorunda kaldığı gibi, gerçekten birçok kişi “suçsuz yere” yatıyor.
Böyle olmasını özellikle isteyip yürüten ortakla kavga, yalnız ortağın “gerçek yüzünü” ortaya çıkarmakla kalmadı, otoriter iktidarın şimdi üstü örtülmek, yayını yasaklanmak istenen “akçeli” marifetlerini de. Başbakan’ın Brüksel’de tanımladığı biçimde demokrasi ancak bu işe yarar.
AB de Türkiye ile ilişkilerinde “ikiyüzlülüğünü” yeterince gösterdi. Bunu gizlemek için, şimdi Erdoğan kendilerine yeniden sağlam gerekçeler sunuyor. Ne âlâ, dostlar alışverişte görsün.
Oysa Brüksel, AB adayı Türkiye’de erklerin ayrılığı ve bağımsızlığını gerçekten dert edinmiş olsaydı, en kısa zamanda “hukuk ve yargı” dosyasını açıp orada öngörülen ölçütlerin gerçekleşmesini ve işlemesini beklemez miydi?
İki tarafın da niyetinin gizlenecek yanı kalmamıştır. Başbakan Erdoğan’ın Brüksel’de bulunduğu gün -rastlatıya bakın- AB, Sırbistan ile tam üyeliğe gidecek süreç için görüşmelere başladı. Sırbistan 2020 yılına kadar tam üye olma sürecine girdi, giriyor. Onu herhalde Makedonya, Kosova, Bosna-Hersek ve sonunda Ukrayna izleyecek.
AKP iktidarının basın yayındaki AB’ci “embeded” gülleri, şimdi herhalde Başbakan’ın son Brüksel çıkarmasını kutluyorlardır.  


Yazarın Son Yazıları

Kaygan Mantık 7 Şubat 2014
Yargı ve Demokrasi 30 Ocak 2014
Din Kisvesi 29 Aralık 2013
Dershane ve PISA 13 Aralık 2013
Rommel’in Ardından... 17 Kasım 2013
Bir Zihniyetin Yargısı 11 Ağustos 2013
Aziz Nesin'i İhbar... 7 Temmuz 2013
Konuşma Sanatı 26 Haziran 2013
Çöp Ye! 17 Eylül 2012