‘Aşk olsun sana çocuk’

‘Aşk olsun sana çocuk’

07.05.2023 03:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dün 6 Mayıs’tı... Toplumsal, tarihimizde önemli bir gün. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edildiği gün. Yıl 1972’ydi...

(Dün 6 Mayıs’tı. Benim özel tarihimde de önemli bir gün. Canım sevgili ablamın doğduğu gün... Muhteşem gülüşlü, muhteşem endamlı biricik anneannem Züleyha Kartal’ın öldüğü gün... Ve 55 yıllık birliktelikten sonra Ahmet’imin sonsuzluğa gittiği gün... Başa dönüyorum.)

***

Yıl 1972’ydi. Üç fidan, gençlik hareketinin üç lideri hayatın baharındaydı. Deniz ile Yusuf 25, Hüseyin 23 yaşındaydı... Adaletin olmadığı bir ortamdaydı. Salt kin ve intikam duygusuyla, sonsuz baskılar sonucunda verilmiş bir karardı. Halit Çelenk’in “İdam gecesi Anıları” kitabından öğrendik o gecenin ayrıntılarını. Doktor “Üzülmeyin, sandalye çekilip düşme meydana gelince boyun kırılır, beyinle bağlantı kesilir, acı duyulmaz” demişti... Ve boynu kırıldığı halde Deniz’in nabzı 50 dakika atmaya devam etmişti...

***

Günlerdir kucağımda Ali Cabbar’ın “Aşk Olsun Çocuk” kitabıyla (Boyut Yayınları) dolanıp duruyorum. Ali Cabbar, yurtiçinde ve yurtdışında sayısız sergi açan, sergilere katılan bir görsel sanatçı. Kitabını bir fotoroman, politik fotoroman olarak yazmış, çizmiş, hazırlamış.

Deniz Gezmiş’in kısa hayatını, (1947-1972) her yılı ayrı bir bölüm halinde ele alarak anlatıyor. Her bölümü tefrika halinde çevrimiçi yayımlamış, ilk kez kitap formatında. Görselleri işleyiş biçimi 1960’ların “pop” estetik ruhunu yansıtıyor. Kapak adeta Andy Warhol’a gönderme yapıyor...

Kitap elbet ki adını Can Yücel’in “Mare Nostrum” (Bizim Deniz) adlı eşsiz şiirinden alıyor. Hatta kitabın ilk sayfalarını çevirirken, neden Can Yücel’e referans yok diye öfkelenmeye başlıyordum ki sonunda kocaman teşekkürü, Can Yücel’in muhteşem bakışları ve dizeleriyle karşılaştım:

“Elbette Türkiye’de de en uzun koşuysa devrim

O, onun en güzel yüz metresini koştu

İlk o fırladı lüverden en sekmez mermisiynen

En hızlısıydı hepimizin, ilk o göğüsledi ipi...

Acıyorsam sana anam avradım olsun,

Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun...”  

FUTBOLDAN SİNEMAYA, İSMET PAŞA'DAN ECEVİT'E... 

“Aşk Olsun ÇocukFotoroman” sadece üç fidanın yaşamı ve mücadelesini anlatmakla kalmıyor, bu mücadeleyi ülkede ve dünyada olan bitenlerle, Türkiye ve dünya politikası konjonktürü içinde ele alıyor. Futboldan sinemaya, müzikten edebiyata; İsmet Paşa, Ecevit’ten Nixon ve Mao’ya, Zeki Müren’den Ajda Pekkan’a, Kaptan Cousteaux’dan Baader Meinhof’a, yok yok... Su gibi akıp giden tekrar tekrar okuyacağınız memleketinden mücadele manzaraları...

Ali Cabbar kitabı için şöyle diyor: “Deniz Gezmiş ve arkadaşları emperyalizme karşı yurtsever, kapitalizme karşı sosyalist, faşizme karşı demokrasi saflarında yerlerini seçtiler. Ölümleri üzerinden 50 yıl geçmesine rağmen, bugün de çok geniş bir kitleyi etkilemeyi sürdürüyorlar. Taksim Meydanı’ndaki Gezi Direnişi sırasında AKM’nin cephesine asılan Deniz’in büyük portresi bunun ispatı. Aşk Olsun Çocuk’u, bu müthiş gençlerin hangi politik ve sosyal koşullar içinde şekillendiğini anlatmak için yazdım.” 

Teşekkürler Ali Cabbar!  

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025