Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen bağımsızlık mücadelesinde erkek kılığına girerek Kuvâ-yi Milliye saflarına katılan ve İnebolu’dan cepheye mühimmat taşıyan Halime Çavuş, yitirilişinin 50’nci yıl dönümünde unutulmadı. Kastamonu Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekiplerinin çalışmaları kapsamında mezar alanında genel temizlik yapıldı. Mezar taşı ve mermerler elden geçirildi, çevre düzenlemesi tamamlandı. Kabristanlıkta bulunan Türk Bayrağı yenilenirken, çim biçimi ve çiçek dikimiyle alanın bakımı sağlandı.
HALİME ÇAVUŞ KİMDİR
1898 yılında Kastamonu'ya bağlı Duruçay köyünde doğdu. Babası ve annesi istememesine rağmen Türk Kurtuluş Savaşı'na (1919-1923) katılmak istedi. Saçlarını kazıttı ve erkek kılığında milis güçlere katıldı. Arkadaşları arasında uzun süre Halim olarak tanındı. Ordunun lojistiğinde görev aldı. İnebolu Limanı'ndan Ankara ve Sakarya'ya öküz arabaları üzerinde silah ve mühimmat taşıdı. Bir gün İnebolu'dan cepheye mühimmat taşırken kar yağışlı ve soğuk havada montunu cephanenin üzerine örttü. Bu sırada Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyete denk geldi ancak onu tanıyamadı. Mustafa Kemal Paşa, cepheye taşıdığı mermileri kendi hayatından daha çok önemseyen bu askeri görünce çok etkilendi ve ona "Neden üzerindeki montu mermilerin üstüne örttün, üşümüyor musun?" sorusunu yöneltti. Halime, "Benim üşümem hiç önemli değil. Bu cephane yüzlerce, belki de binlerce askerimizi koruyacak." dedi. Kimi kaynaklara göreyse "Bey, yüz bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?" sözlerini sarf etti. Mustafa Kemal Paşa, kafa kâğıdını -yani kimliğini- istediği Halime'nin kadın olduğunu görünce kendisine "Sen kız mısın?" diye sordu ve "Evet." cevabını aldı. Paşa, yaverine Halime Çavuş'la ilgili tüm bilgileri not aldırarak Ankara'ya döndü. 9 Haziran 1921'de Yunan savaş gemileri Georgios Averof ve Kilkis, İnebolu'yu bombaladığı sırada ayağına gelen şarapnel parçası nedeniyle ağır yaralanarak ordudan ayrıldı. Savaşın sonunda Mustafa Kemal Paşa ve eşi Lâtife Hanım ile görüşmesi için Ankara'ya davet edildi. Çankaya Köşkü'nde on beş gün ağırlandı. Bu sırada çavuş rütbesine yükseltildi ve İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Paşa'nın "Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol." sözlerine, "Annem ve babam beni bekler." yanıtını verdi. Paşa tarafından çeşitli hediyelerle birlikte evine yollandı ve kendisine aylık bağlandı. 1934'te Soyadı Kanunu'nun çıkarılmasından sonra Kocabıyık soyadını aldı. Hayatı boyunca hiç evlenmedi. Kardeşi Hasan Kocabıyık'ın 13 yaşındaki oğlu Sadık Kocabıyık'ı evlat edinerek büyüttü. Yaşamının son altı yılını, doğum yeri olan Kastamonu'nun Duruçay köyünde geçirdi ve 20 Şubat 1976 tarihinde, 78 yaşında yaşamını yitirdi.