Köşe Yazısı

A+ A-

Oh mu olsun, demokrasi mi olsun?

Paylaş
instela'da paylaş
07 Mart 2016 Pazartesi

Zaman gazetesine el kondu. Zaman, medyanın pek sevdiği o niteleme ile söylersek Cemaat’in “amiral gemisi” idi.
Tuhaf bir gemiydi ama. İman gücüyle yüzüyordu.
Tirajının (net satışının) 1 milyon 200 bini aştığı günler, hatta haftalar, aylar oldu. Ancak tek tek okurların gidip gazete bayiinden Zaman almalarına dayanan bir tirajdan söz etmiyoruz. Gazete bayiine gidip “Bana bir Zaman ver” deyip gazete satın alanların sayısı 17 bin ile 20 bin arasında değişiyordu. 20 bini aştığı pek, hatta hiç görülmedi.
Ancak okuyor mu, okumuyor mu bilinemez ama her gün 1 milyon 200 binlik bir kitlenin eline Zaman gazetesi ulaşıyordu. Aksamadan, gün sektirmeden.
Ülkenin dört bir yanında birileri, bir esnaf, bir zenaatkâr, bir tüccar, varsıl bir “Hacı amca”, orta boy bir işadamı günde 50, 60, 100, 200 Zaman gazetesinin bedelini düzenli olarak karşılıyor; belli adreslere, kişilere ulaştırılmasını sağlıyordu.
Ancak 2010 referandumundan kısa süre sonra AKP tepeleri ile Cemaat arasındaki balayı bitmiş; ilişkide önce çıtırtılar, sonra çatırtılar, daha da sonra gümbürtüler duyulmaya başlanmıştı. 17/25 Aralık sürecinde bu çatışma su yüzüne çıktı; ipler koptu. Çok sert ve acımasız bir çatışma patladı.
Çatışmadan Zaman gazetesi de payını aldı. Milyonluk tiraj her hafta düzenli kan kaybederek 650 bine kadar indi. Zaman’a el konduğu gün tiraj 648 bin dolayındaydı. Ona en yakın gazete ise 354 binlik tirajıyla Hürriyet oldu. Yani neredeyse iki kata yakın bir fark.
Ve sonunda Cemaat’in bu güçlü medya aygıtına, devletin gücünü ve zorba gücünü muhaliflerini ezmek, yok etmek için kullanmakta gözünü kırpmayan Erdoğan ve takımı el koydu.
Bilanço ürkütücü: Samanyolu, Mehtap, Bugün, Kanaltürk, Irmak televizyonları; Zaman, Bugün, Today’s Zaman gazeteleri artık AKP iktidarının elinde. Bunlara Turkcell, Digitürk gibi AKP’nin kontrol ettiği dev boyutlu şirketleri de ekleyin. AKP siyasi parti olmaktan hızla çıkıp AKP Holding”e dönüşüyor...

***

Peki Cemaat çizgisinde yayın yapan gazete ve televizyonlara önceki gün Zaman gazetesinin de eklenmesine nasıl bakacağız?
Soru pek yalın: “Oh olsun” ya da “Bırakın yesinler birbirlerini” mi diyeceğiz, yoksa düşünce özgürlüğünün böylesine çiğnenmesine karşı sesimizi yükseltip susturulan gazete ve televizyonlarla dayanışmayı mı tercih edeceğiz.
Cemaat’in siyasal ve demokratik sabıka dosyasının pek, hem de pek pek kabarık olduğu bir gerçek.
Ama yine de...
Yine de düşünce özgürlüğünün, düşünceyi açıklama özgürlüğünün böylesine vahşice ve zorbaca ayaklar altına alındığı; hukukun son kırıntılarının da silinip süpürüldüğü bir ortamda Zaman’a el konmasına ilişkin
“Ama onlar da zamanında...” diye başlayan cümleler kurmak, sadece ve sadece kendine demokrat olmak anlamına gelir. “Ama böyle yaparsak bize Cemaatçi derler” deyip sesini kısmak, aslında zorbaya boyun eğmek ve diz çökmek demektir.
Boyun da eğmeyiz, diz de çökmeyiz...