Aydın Engin

Cemaat’in vitrindekileri

31 Temmuz 2016 Pazar

Meslek alışkanlığı hatta refleksidir; bir basın toplantısı, bir konferans, bir kongre izlerken orada olanlar kadar olmayanları da gözlersiniz... “Kimler var” kadar “Kimler yok” sorusuna da cevap ararsınız.
Meslek açısından ilginç hatta değerli sonuçlar çıkar.
Bir örnek: 2015 Mart’ında MHP kurultayını izlemek görevi gazetede bana düştü. İzledim. Kendini artık başbuğ sanan ve sayan Devlet Bahçeli ve takımı salondaydı.
Ben olmayanlara da baktım. Meral Akşener yoktu. Sinan Oğan yoktu. Ümit Özdağ yoktu. Koray Aydın var idiyse de ben göremedim. Yani göz önünde değildi. Bu dörtlü henüz Devlet Bahçeli’ye başkaldırmamışlardı. Ama daha Mart 2015’te MHP’de bir muhalefet hareketinin patlayacağı belli olmuştu.
2013 Nisan’ında Kandil’deydim. Gerek dağdaki basın toplantısında, gerek daha dar görüşmelerde olanlar ve olmayanlara cevap aradım. Önemli bir sonuç çıkmadı ama Kandil’deki hiyerarşi üstüne kimi gözlemler yapma olanağı doğdu...
2015 sonbaharındaki AKP büyük kongresi Erdoğan sonrası genel başkanın kim olacağını göstermesi kadar hangi AKP’li kurucu babaların devre dışı kaldığını göstermesi bakımından da önemliydi. O gün orada olmayanların bugün AKP’de de herhangi bir ağırlığı olmayacağını kongreyi izleyen bencileyin gazeteciler o zamandan anlamak ve yazmak olanağı bulmuşlardı.
Gelelim Cemaat’e...
Cemaat yasal bir örgüt değil. Anlaşıldığı kadarıyla gizli örgütlerin alışılmış hiyerarşi modeline uyan bir örgütlenme de değil. O kadar ki “Fethullah Gülen bu örgütlenmenin sahici lideri mi, yoksa sembolik bir figür mü” sorusu bile haklı bir soru oluyor. Cemaat en ortalıkta görünen yüzüyle bile kalın bir sis örtüsünün ardına gizlenmiş durumda.
O yüzden “Kim oradaydı, kim yoktu” gibi sorular Cemaat söz konusu olunca pek cevap bulamaz... Eh zaten “asker cemaatçiler”in ortalıkta olmaları mümkün değildi. Görünen o ki komünist partileri bile kıskandıracak bir “illegalite” yaratılmış ve bu, dev bir kadro hareketi olarak yürütülmüş.

***

Ancak yine de “kim oradaydı, kim yoktu” sorusunu Cemaat’e de uygulamak mümkün: Abant konferansları.
Tıpkı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı gibi Abant konferansları da Cemaat’in dışa açılan çok az sayıdaki yüzlerinden biri.
Google göre Abant konferansları 1988’de başlamış. Bugüne 35 belki 40 toplantı olduğunu sanıyorum. T24 adına izlediğim bir, Cumhuriyet adına izlediğim iki Abant konferansı var. Ama bu yazının konusu olan “Kimler vardı ve kimler yoktu” soruları için benim izlediğim bu üç konferans yeterli...
İzlediğim, biri adına uygun olarak Abant’ta, öteki Akçakoca’da toplanan iki Abant konferansında Cemaat’in kamuoyunda bilinen yüzlerinin, gazetecilerinin, Cemaat medyasının ve Cemaat’e yakın olduğu bilinen kurumların yöneticilerinin yani “Cemaat’in vitrindekilerinin” hemen hemen tamamı hazır bulunuyorlar, oturum yönetme görevi üstleniyorlar, konuşmalar yapıyorlar, tartışmalara katılıyorlardı.
Sonuncusu hariç. Ocak 2016’da, Bolu’da...
O toplantıda Cemaat’in bir ikisi hariçağır toplarının, vitrinindekilerin hiçbiri yoktu.
Meslek sordurur. Sordum da.
Kaçamak cevaplar geldi. Ama yine de pek çok “Cemaat yüzü”nün yurtdışına çıktığı da belli oldu.
Bu “yurtdışına çıkış furyasıErdoğan ve tayfasının Cemaat’e çok sert yükleneceği önceden öğrenildi de bir güvenlik önlemi olarak mı uygulamaya sokuldu, yoksa...
Yoksa 2016’daki YAŞ toplantısından önce büyük bir tasfiye patlayacağı öğrenilmişti de tasfiyenin önünün bir darbe ile kesilmesi kararı alındığı için mi uygulandı?
Bu soru, darbe gecesinden bu yana benim ve gazetedeki arkadaşlarımın kafasında dönüyor.
Cevabını henüz veremiyoruz.
Ama en azından soruyu ortaya atabiliriz.
Bu Tırmık da zaten o yüzden yazıldı...
Soru: 2016 Ocak sonundaki son Abant toplantısında, Cemaat’in ağır toplarının, bilinen yüzlerinin, vitrindekilerin büyük çoğunluğu niye yoktu?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları