Kral Charles’ın ABD kongresinde hafta içinde yaptığı Magna Carta uyarısı; İran savaşı sırasında piyasaya sürülen İran yapımı Trump karşıtı lego videolarında dahi viral oldu.
Düşünün: İran İslam Cumhuriyeti nire..Magna Carta nire?
İran İslam Cumhuriyeti tamamıyle Batı ve Batı’nın siyasi- kültürel mirasinı red etmek üzerine kurulu.
Ama önüne gol fırsatı geldiğinde, kaleye göndermekten de çekinmiyor.
Charles’ın, otokratlaşan ABD yönetimine, demokrasi tarihini ve geleneklerini, kurallar ve değerlerini anımsatan ABD Kongre’sinde yaptığı 30 dakikalık konuşmasının, en çarpıcı bölümü bu bağlamda Magna Carta devinimine ayrılmıştı.
Demokrat ve Cumhuriyçi tüm temsilcilerin hep birlikte ayağa fırlayıp, İngiltere Kralı’nın 811 yıl öncesinde ilan edilen Magna Carta ile “yürütmenin sınırlandırılması ve hukuk devleti kökenlerine” dair sözlerini avuçları patlayana dek alkışladılar.
İranlıların yaratıcı iletişim tekniğiyle hazırladıkları “lego videoları” da, Kral Charles’ın Magna Carta’yı bayrak edinen sosyal medya patlamasına eklemlendi.
Hele bir düşünün: Mollaların İran’ı nire? Hukuk devletinin başlangıcı sayılan “1215 Büyük Özgürlük Şartı/Magna Carta”sı nire?
Aslında bir yanıyla umut verici bir işraret bu.
İnsanlığın gidişi demek ki her ne niyetle olursa olsun ve ne denli uzun zaman alırsa aksın ilerleme doğrultusunda..
Sadece İran yapımı lego videoları değll, Tik Tok, X, Instagram, bir baktık ki genelde salt hukukçular, tarihçiler ve siyaset bilimcilerin ilgi alanında olan Magna Carta… Charles’la boyut atlayıp sosyal medyanın radarına girmiş.
Yaman bir çelişkiler çağında yaşıyoruz…
Bir kralın parlamentolarda kapı kapı dolaşıp; “Magna Carta’yı unutmayınız!” hatırlatması yapması nedir?
Parlamantolar ve anayasalar, zamanında kralların yetkilerini sınırlandırmak; egemenliği ilahi güce dayandıran hükümdarlardan alıp halkın gücüne ve temsilcilerine devretmek üzere kurgulanmamış mıydı?
DEMOKRASİ SÖZCÜSÜ KRAL
Halkın egemenliğini hiçe sayan bu içinde yaşadığımız canavarlar zamanında, şimdi işte “aydınlanmış bir kral” 800 küsur yılın tarihi mirasını hatırlatıyor.
Bunu Charles üstelik, ilk kez yapmıyor. Geçen yıl tam da bu zamanda çıktığı İtalya gezisinde de aynı şeyi yaptı.
Çizme protokolünde normal koşullarda Cumhurbaşkanlığı ya da Başbakanlık Sarayı’nda konuşması gerekirken, özel olarak İtalyan Parlamentosuna seslenmek istedi.
Bu istisnai konuşmanın ardından La Stampa gazetesi, “Parlamentoların ve demokrasilerin bir arada yaşama kurallarının sürekli saldırı altında olduğu böyle bir anda, İngiltere Kralı’nın konuşmasını parlamentoda yapmak istemesi rastlantı değildir” diye yazarak ekledi:
“Demokrasilerde parlementonun gücünü ve önemini vurgulamak için demek ki bir ‘kral’a ihtiyacımız varmış. Monarşilerin son kullanım tarihlerinin geçtiğini biliyoruz. Ama alternatifler Trump ve de onun yardakçılarıysa, bizlere o zaman yaşasın anayasal özgürlüklere saygı duyan krallar demek kalıyor!
Mutlakiyetçilik karşısında yüzyıllar içinde fethedilen hakların özünü oluşturan 1215 tarihli Magna Carta’yı anımsayalım…
Kralların dahi yasalar üzerinde olmadığını, rastgele vergi salamayacaklarını ve de yurttaşların adil yargılanma hakkına sahip olduğunu kayıt altına alan bu belge bugün hala Londra’da British Library’de titizlikle muhafaza edilir.
Ne var ki bu değerler bugün unutulmuş görünüyor.
ABD de bir inşaatçı bozması kendisine tanrıdan inen mutlak güç
vehmederken, İngiltere Kralı Charles İngiliz monarşisinin bugün yumuşak gücünü kullanarak dünyaya parlamentoların egemen gücünü hatırlatıyor. ”
TRUMP’IN DERDİ “MEŞRUİYET”
Kral Charles ABD parlementosunda bir kez daha bunu yaptı. Temsilciler Meclisi’nde yalnız Büyük Ferman/Magna Carta’yı hatırlatmakla kalmadı, aynı zamanda, İngiltere aydınlanmacılığına da göndermede bulundu.
“Bizim için henüz daha önceki gün sayılan 250 yıllık bağımsızlığınız” dedi özetle:
“Magna Carta’nın yanında Büyük Britanya aydınlanmasını da miras almıştır. ABD’nin 1791 Haklar Bildirgesi, harfi harfine 1689 Haklar Bildirgesi’nin kopyasıdır!”
İngiltere Kralı kısaca ABD tarihinin sadece kovboyculuk olmadığını, farklı katmanlardan oluştuğunu ve en iri katmanın da İngiltere’den geldiğini vurguladı.
Sadece İngilizlerin becerebileceği cinsten, hem patronluk taslayan; hem de ABD’ye nazik, diplomatik bir dille kolonyal geçmişini hatırlatan bir konuşma dinledik.
Yorumcular, ABD Başkan’ının derin cehaletinden ötürü, İngiliz diplomasi dilinin bu inceliklerine hiç vakıf olmadığını iddia ediyor.
Popülaritesi baş aşağı giden Trump’ın bu geziden tek beklentisi, İngiltere Kralı ile yan yana görüntü vermek suretiyle elde edilen “meşruiyet”ten ibaret.
“Hukuk devleti” uygarlığından dem vuran Charles’ın konuşmasından saatler geçmeden Beyaz Saray’ın resmi hesabına damga vuran başlıca fotoğraf nitekim “İki Kral” başlığı altında verilen Trump-Charles görüntüleri oldu.
“Biri gerçek kral, diğeri hamburger kralı/Real King and the Burger King” ama ne gam!