1 Mayıs korkusu
Özdemir İnce
Son Köşe Yazıları

1 Mayıs korkusu

03.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

1 Mayıs, 1886 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nin Chicago eyaletindeki işçilerin günde 12 saat, haftada altı gün olan iş programının günde sekiz saate indirilmesi için greve gitmesiyle ortaya çıktı. Kentte yarım milyon civarında işçinin katıldığı ve 4 Mayıs’a kadar süren eylemler düzenlendi.

Gazetelerimi ve Ülker’in listesini verdiği şeyleri almak için gittiğim mahalledeki “süper market” denen mağazanın içinde ve kasanın önünde genç kadın polisler gördüm. Sebebini soracaktım ama ne olur ne olmaz diye meraktan vazgeçtim. Bizim evin tam köşesinde olan ters “L” şeklindeki sokağın iki ucuna da barikatlar kurulmuştu. Şaşırdım.

Ülker’i saat 11’de hastaneye götürmem gerekiyordu. Taksi durağında beni çok iyi tanırlar ve kendi aralarında uygun gördükleri bir unvanla anarlardı. Durak’tan “Maalesef!” dediler. Akşama kadar mahalleye bütün giriş ve çıkışlar yasakmış. Ben taksi durağıyla konuşurken Ülker geldi ve hastanenin 1 Mayıs münasebetiyle kapalı olduğunu söyledi. Hastaneler nedeni ne olursa olsun asla kapatılamaz!!!

Bir saat sonra, Ülker’in sağlığıyla ilgilenen genç hemşire Kadıköy tarafından geldi. Meğer deniz ulaşımını da durdurmuşlar. Geçmişte ne oldu ki 1 Mayıs’tan bu denli ürküp korkulmakta?

Türkiye’de 1 Mayıs kutlamaları tarih boyunca sıklıkla yasaklamalar, gerilimler ve çatışmalarla anılmıştır. En acı olay, 1977 yılında Taksim Meydanı’nda düzenlenen kutlamalar sırasında meydana gelen ve 30’dan fazla kişinin hayatını kaybettiği, “Kanlı 1 Mayıs” olarak bilinen katliamdır. Bu katliamı kim yaptı? Kim yapacak, Türkiye’yi karıştırmak için aportta1 bekleyen yabancı ajanlar yaptı.

Kafamın içinde siper savaşları olurken, Polatlı Topçu Yedek Subay Okulu’nda öğrenciyken, daha sonra 57. Topçu Er Eğitim Tugayı’nda (Bornova-İzmir) görevliyken 1 Mayıs’ta kışlada hazırda beklerdik, REO’ların yanında. Derken 1960’larda ve 1980’lerde Paris’te yaşadığım 1 Mayıs’lar geldi aklıma. Komünist Partili gençler caddelerde beyaz müge çiçekleri satarlardı. Öğrencilerin “salatalık sepeti” (Panier à salade2 dedikleri polis arabaları o gün olağanüstü bir şey yapmazdı.

Ha, birden aklıma geldi: Yakın zamanlara kadar solcu ve komünistleri 1 Mayıs günlerinde “tedbiren” gözaltına almıştır polis. “Neden?” diye sorsanız, “tedbiren”den başka bir yanıtı yoktur.

Bu ülkenin seçkinleri olan düşünürler, filozoflar, aydınlar, işçiler ve benzerleri 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak istiyorlar. Polis, “Sakıncası var” iddiasıyla izin vermiyor. Sakıncası neymiş? Bir deyiverin hele.

Yakın geçmişten bir örnek verelim:

100’ü aşkın düşünür (entelektüel), aydın, yazar, gazeteci ve sanatçı 1 Mayıs’ta tutuklananların serbest bırakılmasını istedi.

Anayasanın 34. maddesindeki “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” ifadesinin hatırlatıldığı çağrı metninde, tutuklananların anayasal haklarının ihlal edildiği vurgulandı.

“1 Mayıs’ı tarihsel mekânı Taksim Meydanı’nda kutlamak suç değildir” denen açıklamada, hükümet, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına açılması gerektiği yönündeki AYM kararına uymaya ve anayasanın 34. maddesini dikkate almaya çağrıldı.

“Hepsini Alacağız Kampanya Grubu’nun çağrısıyla bu metne imza atan bizler;

1 Mayıs Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü’nde anayasal haklarını kullanmak isteyen, aralarında genç insanların ve öğrencilerin bulunduğu 50 yurttaşımızın tutuklanmasını kabul etmiyoruz.

“Anayasa Mahkemesi (AYM), 2023 yılında 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanmasının engellenmesinin hak ihlali olduğuna karar vermiş ve yasaklamanın anayasanın 34. maddesi ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının engellenmesi olduğuna hükmetmiştir. Kararda ayrıca hükümetin görevinin işçilerin ve yurttaşların 1 Mayıs’ı ‘güvenli ve barış içinde kutlaması için gerekli önlemleri almak’ olduğu vurgulanmıştır.

“Anayasanın 34. maddesinde ‘Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir’ denmektedir.

“2024 yılı 1 Mayıs’ında gözaltına alınarak tutuklu bulunan 48 kişinin anayasal hakları ihlal edilmektedir. 1 Mayıs’ı tarihsel mekânı Taksim Meydanı’nda kutlamak suç değildir.

Hükümeti Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına açılması gerektiği yönündeki AYM kararına uymaya ve anayasanın 34. maddesini dikkate almaya çağırıyoruz. İlgili makamlardan tutuklanan 48 kişiyi beklemeksizin serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

Demokrasiye ödünsüz inanan bir hükümet “yasaklar”ı yasakladığı zaman Türkiye tarihinde yeni bir çağ başlayacaktır!

---

1- Köpeğin avı ağzına alıp sahibine getirmesini amaçlayan komut. Mecazi olarak “aportta beklemek” şeklinde uyanık/hazır olmak anlamında.

2- Mahkûmları taşıyan polis taşıtları