Önce silah mı bırakılacak, yasa mı çıkarılacak?
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Önce silah mı bırakılacak, yasa mı çıkarılacak?

03.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

23 Nisan’da TBMM’deki resepsiyonda bir muhabir ve Erdoğan arasında geçen konuşma:

“Sayın Cumhurbaşkanım bugün size ‘Süleyman’ın mührü’ çağrısı yapıldı. Süreç konusunda ilerleme düşünüyor musunuz acaba?

Hangi süreç?

Kürt sorununun çözümü sürecinde, yasal düzenleme gelmesini bekleyebilir miyiz?

(Pervin Buldan’a dönerek) Duydunuz mu? Durmak yok, aynen devam!”

Erdoğan’a 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı’nda TBMM’de seslenip “Sayın Cumhurbaşkanı, barış ona vurulacak mührü bekliyor. İktidar olarak sorumluluk sizdedir. Süleyman sizsiniz, mühür sizdedir” diyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da o sırada orada; “padişah” referansıyla seslendiği Erdoğan’ın elini sıkmış...

TIKANAN PAZARLIK VE GERÇEKLER

Yine o sırada yanlarında duran diğer DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise 1 Mayıs’ta Kadıköy’de düzenlenen mitingde, “süreçte bazı tıkanıklıkların aşılması için ellerinden gelen her türlü çabanın içinde olduklarını” söyledi.

Siyasetçilerin gerçekleri halktan gizlemeye hakları yoktur. Halka “Pazarlık masası yok, al-ver sürecine kapalıyız” diyen ama kapalı kapılar ardında pazarlık yürütenler, söz konusu tıkanıklıkların ne olduğunu halka açıklamak zorunda.

Ne veriliyor? Ne isteniyor? Böylesine hayati bir konuda olanları halka bildirmeleri gerekiyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti padişah mühürleriyle yönetilen bir sultanlık ya da emirlik değil!

PKK SİLAH BIRAKMADIĞINI İTİRAF ETTİ!

Siyasetçiler yuvarlak laflarla konuşurken PKK cephesinden Murat Karayılan ise sürecin dondurulduğunu açıkladı. 

Öyleyse soralım.

TBMM raporundan sonra ne oldu da Öcalan süreci durakladı?

Mesele şu: Önce iktidarın istediği gibi silah mı bırakılacak, yoksa Öcalan’ın istediği yasal düzenlemeler mi yapılacak?

İktidarın tutumunu, “en hafif deyimle işi yokuşa sürme, teslimiyeti dayatma” olarak tanımlayan terörist Karayılan şunları da eklemiş: “Sahayı bilen ve gerçekçi düşünen her insan çok iyi bilir ki pratik sahada bunun gerçekleşmesinin mümkünatı yoktur. Ortadoğu kaynıyor. Her tarafta vızır vızır dronlar, füzeler uçuşuyor. Mevcut durumda güçlerimizin güvencesi, kurduğumuz güvenlik sistemi ve silahlarımızdır. Yasal bir güvence olmadan bizim bu zeminde silah bırakmamız akıl dışı olur.”

Bu açıkça terör örgütünün silah bırakmadığının itirafıdır!

Sürecin başından beri bu konuda uyaranları “barış karşıtı, faşist, ırkçı” diyerek hedef gösterenler, şimdi gerçeği gizleyebilecekler mi?

HALKI KANDIRMAYIN! 

Karayılan, sürecin ilerlemesi için temel şartı da açıklamış: “Öcalan’ın statüsü ve onun fiziki özgürlüğü olmadan bu sürecin gelişme şansı yoktur.”

TBMM’de yer alan DEM Parti’nin sürekli süreci Öcalan’ın statüsüne bağlamasının nedeni de anlaşıldı mı? Çünkü bunu Öcalan ve Kandil yönetimi şart koşuyor.

Canlı yayında 30 keleş yakma şovundan sonra “şartsız bir şekilde silah yaktı ve kendini feshetti” denilen terör örgütü silah bırakmadığını açıklıyor ve şartlarını sıralıyor!

Milletvekillerine hatırlatmak gerekir: Görev yaptığınız Meclis’in duvarında yazan Atatürk imzalı “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini hiç unutmayın. Halk, bu ülkeyi yönetenleri yalnızca bir süreliğine görevlendirmiştir. O yetkiyi kötüye kullananları eninde sonunda görür.

Bu konuda çoğunluk susarken gelişmeleri izleyip yazmamın nedeni, yalnızca halkın gerçekleri öğrenmesi içindir.

Halkı kandırmayın!