19 Mart sonrası Türkiye - Doğu Silahçıoğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

19 Mart sonrası Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

27.03.2025 04:01
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye 2002’den bu yana küresel ve bölgesel gelişmelerden olumsuz etkilenen; tutarsız kararlar ve uygulamalarla oradan oraya savrulan bir ülke haline geldi. Varlığını ve bekasını (sağkalımını) tehlikeye sokan; iç ve dış politikadaki yanlışlarla siyasal, ekonomik, sosyal ve ulusal güvenlik başta olmak üzere birçok alanda sorunlar ve zorlu koşullarla karşı karşıya kaldı.

Karşı devrimci siyasal İslamcı yönetimin uygulamaları ülkede kaygı verici boyutlara ulaştı. Bunun temel nedeni; ulus egemenliğini temsil eden TBMM’yi işlevsiz kılan; yasama ve yürütmeyi bir kişinin eline bırakan; yargıyı şekillendiren “denetimsiz başkanlık sistemi” idi. Uzun zamandır; yasama erkinin yok edilmiş işlevi; yürütme erkinin mutlak hakimiyeti; yargı erkinin işleyiş şekli; anayasal kurum ve kuruluşların yapısal özellikleri; ülkesel bölgesel ve küresel koşullar ile yabancı devletler ve uluslararası kuruluşlarla olan ilişkiler bu sistemi ayakta tutuyordu. Ama artık durum değişti...

Adalet arayışları

Çünkü yakın dönemde, dünyada örneği olmayan ve çok tartışılan bu yönetim sistemini ve onun başındaki kişiyi kalıcı kılmak için; ulus birliği ve ülke bütünlüğüne yönelik tehlikeler içeren yeni bir anayasa hazırlanması gündeme geldi. Toplumsal kaygı sınırları genişledi.

Eğer tasarlanan gerçekleşirse; Türkiye çağdaş ve demokratik dünyanın dışında tutulacaktı.

Siyasal iktidar, gelecekteki seçimlerin sonuçlarını kendi tercihlerine göre, hak, hukuk ve adaletle bağdaşmayan şekilde oluşturabilme gayretleri içine girdi. Tartışmalı bu girişim kapsamında 19 Mart 2025 ve sonrasında iktidar tarafından, hak, hukuk ve adaletle bağdaşmayan adımlar atılmaya başlandı. Bu yolda yaşanan gelişmeler, geniş halk kitlelerinin tepkisine neden oldu. Cumhuriyet’in geleceğinden endişe duyan yurttaşlar, anayasa ile teminat altına alınmış toplantı gösteri ve yürüyüş haklarını barışçıl bir şekilde kullanarak yeni bir arayış içine girdiler. Çünkü 19 Mart ve sonrasında ülkede yaşananlar yeni bir resim ortaya çıkarmıştı. Hak, hukuk ve adaletin tartışılır hale geldiği bu yeni karmaşık ortamda, yurttaşlar açısından kaygılı bir dönem başladı. Kazanılmış ve edinilmiş hakların güvencesi tartışılır oldu. Yasaların geçmişe doğru geriye yürütüldüğünden bahsediliyor; yargılamalarda kanıtların ve tanıkların güvenilirliğinden kuşku duyuluyor. Sonuçta toplumun büyük bir kesimi, hep birlikte hak, hukuk ve adaletin yanında durmakta karar kıldı.

BELİRLENEN ÇIKIŞ YOLU

İçinde bulunulan bu hukuk dışı ortam ve zor yaşam koşulları sarmalında kalan halk, bir dayanışma örneği sergileyerek izlenecek bir çıkış yolu belirledi. O yol; laiklik başta olmak üzere “Atatürk Cumhuriyeti”nin tüm anayasal niteliklerini korumak; erken cumhuriyet dönemindeki dış politika esaslarını geçerli kılmak; Türk devriminde sürekliliği sağlamak; Cumhuriyet’in değer ve kazanımlarını canlı tutmak; egemenliği ulus elinden alan ve tek kişiye teslim eden “denetimsiz başkanlık sistemi”ni geçersiz kılarak parlamenter sistem yapısında, tüm kurum, kuruluş ve kurallarla 2002 yılı öncesindeki devlet yapısına dönmek; ve de bunu en kısa sürede demokratik yöntemlerle gerçekleştirmekti. Olağan tarihi 2028 olan, ancak daha erken bir tarihte yapılması gündeme gelen Cumhurbaşkanlığı seçimi bunun ilk adımı olacaktı.

VARILAN NOKTA

Sonunda Türk ulusu 19 Mart’tan bu yana sürdürdüğü girişimleri, bir toplumsal çıkış hareketine dönüştürdü. Ama siyasal iktidar Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlüklerini kısıtladı. Demokratik eylem kapsamında olan toplantı, yürüyüş ve gösterileri engellemek istedi. Karşı devrimci siyasal İslamcı yönetimin bu tavrı eleştirilerin odağına oturdu. Toplumsal tepkiye neden oldu. Geniş çapta örgütlenen ve güç birliği oluşturan, yasal sınırlar içinde kalarak toplu şekilde hareket eden, her kesimden bir araya gelmiş milyonlarca yurttaş, demokrasiye sahip çıkmak için yasal hakları çerçevesinde eylemlere giriştiler.

Anayasal kurum ve kuruluşların örtülü desteğini arkalarına alan ve laik Cumhuriyet’in yanında duran demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek odaları, özel kurum ve kuruluşlar bu geniş yığınların yanında yer aldı. Cumhuriyet’in anayasal niteliklerini korumaya ve onları hep birlikte savunmaya kararlı bu yapının, antidemokratik uygulamalar karşısında ortaya koyduğu tepki, aslında hem anayasal bir hak ve hem de bir görevdi.

‘GAYRIK YETER!’

Hiç kuşku yok ki; çıkılan bu yolda hak, hukuk, adalet, özgürlük ve demokrasi arayışları kesinlikle sonuca ulaşacak ve aydınlık yarınlar ulusumuzun olacaktır. Tarih bunun kanıtıdır.

Geniş bir öğreti alanı olan tarihte birbirine benzer olaylar; her zaman aynı sonuçları doğurmasa da, hep benzer çizgide seyretmiştir. Geçmişte yaşananlar gelecek için yol gösterici olmuştur.

23 Mart 2025’te, bir cumhurbaşkanı adayının onayı için kurulan sandıklarda ulaşılan yalın, yönlendirmesiz ve gerçek sonuçlar; Türk ulusunun değer yargıları ile oy tercihini ortaya koymuştur. Çok kısa süre içinde, ne kadar donanımlı ve yeterli hazırlıkla yapıldığı ve özellikle de kırsalda ne derece yaygınlaştırıldığı bilinmeyen bu önseçimde bile yola çıkan 15 milyon seçmen, “yetti artık” diyerek ulus için giderek umut haline gelen bir liderin ardında durmuş; büyük usta Nazım’ın tarif ettiği yığınları oluşturmuştur;

“Fakat bir kerre bir dert anlayan düşmeye görsün önlerine

Ve bir kerre vakterişip: ‘- Gayrık yeter!..’ demesinler...”

DOĞU SİLAHÇIOĞLU

EMEKLİ TÜMGENERAL

Yazarın Son Yazıları

Hürmüz Boğazı ve süregelen emperyalizm - Salih Özbaran

Yazıya başlarken trajik iki anımsatma yapalım.

Devamını Oku
16.03.2026
Memura da ‘eşel mobil’ uygulanmalı - Güven Nazmi Demiralp

Bilindiği üzere, İran-ABD-İsrail Savaşı nedeniyle petrol fiyatları hızlı bir yükseliş göstermiş, bu da ister istemez akaryakıt pompa fiyatları üzerinde bir artış baskısı oluşturmuştur.

Devamını Oku
16.03.2026
Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Bir hukuk ilkesi, bir iktidar portresi: Malum in se - Esat Aydın

Devamını Oku
15.03.2026
Cumhuriyetin sağlık vizyonundan piyasalaşmaya - Gamze Burcu Gül

Her yıl “Tıp Bayramı” olarak kutladığımız 14 Mart, bir meslek gününden ibaret değildir; aynı zamanda güçlü bir tarihsel semboldür.

Devamını Oku
14.03.2026
Andımız neyin pusulasıydı? - Yener Oruç

Gün geçtikçe suça bulaşan çocuk sayısı, çocuk çeteleri artıyor.

Devamını Oku
14.03.2026
Yoksulluk sorunu ve Marie Antoinette sendromu - Prof. Dr. Mehmet Tomanbay

TÜİK aralık ayı enflasyonunu yüzde 0.89, 2026 yılı ocak enflasyonunu yüzde 4.84 ve 3 Mart 2026 günü de şubat ayı enflasyonunu yüzde 2.97 olarak açıkladı.

Devamını Oku
13.03.2026
Vatan - emek - Cumhuriyet - Kaan Eroğuz

İnsanlığın, önüne ancak çözebileceği sorunları koyabileceği Marx’ın “Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı” isimli eserinden bu yana tekrarlanan bir tespittir.

Devamını Oku
12.03.2026
Dünya düzeni öldü mü? - İlker Başbuğ

3-15 Şubat 2026 tarihleri arasında toplanan Münih Güvenlik Konferansı’na katılan liderlerin çoğu, 1945 sonrası dünya düzeninin öldüğünü ilan etti.

Devamını Oku
12.03.2026
Üretim araçları sendikanın olursa - Engin Ünsal

İşçi sendikalarının temel görevi işveren karşısında güçsüz olan işçi sınıfına güvenli bir çalışma ortamı ve üretimden hakça bir pay sağlamaktır.

Devamını Oku
11.03.2026
Yapay zekâ nereye bağlanır? - Tayfun İşbilen

Bir yapay zekâ aracına “Bana bir paragraf yaz” dediğimizde ekranda beliren cümleler sanki “bulut” denen o belirsizlikten kendiliğinden süzülüp geliyormuş gibi görünüyor.

Devamını Oku
11.03.2026
Öncelikle Mavi Vatan’da sondaj - Hikmet Sami Türk

Yeni derin deniz sondaj gemimiz Çağrı Bey, 15 Şubat’tan bu yana petrol ve doğalgaz aramak amacıyla Somali’ye gitmek için yolda.

Devamını Oku
10.03.2026
Cumhuriyet’in bekası, ekonomi ve ‘kararsızlar’ - Sıtkı Ergüney

Kamuoyu araştırmaları, her üç seçmenden birinin yaklaşan genel seçimde oy vermeyi düşündüğü partiyi henüz belirleyemediğini gösteriyor.

Devamını Oku
10.03.2026
Cinsiyetçi düzen - M. Jülide Kızıltepe

Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireysel patolojilerin değil, esasen toplumsal, kültürel ve kurumsal yapıların ürettiği ve yeniden ürettiği çok katmanlı bir sorun.

Devamını Oku
09.03.2026
Acının nesnesi değil, hayatın öznesi - Banu Tozluyurt

Dün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ydü.

Devamını Oku
09.03.2026
Eşitlik için mor, yeşil ve kamucu dönüşüm - Aylin Nazlıaka

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yalnızca bir anma günü değildir; eşitsizliğe, sömürüye, şiddete ve görünmez kılınan kadın emeğine karşı verilen tarihi direnişin adıdır.

Devamını Oku
07.03.2026
İklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç - Prof. Dr. Bekir S. Kocazeybek

Dünyada son yıllarda insan yaşamını tehdit eden faktörlerden en önemli ikisi olarak iklim değişikliği ve antimikrobiyal direnç (AMD, bakterilerin antibiyotiklere karşı gösterdiği direnç) sayılabilir.

Devamını Oku
06.03.2026
Okulda bıçak, toplumda çöküş - Levent Nayki

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde bir öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in yaşamını yitirmesi, bir başka öğretmenin ve öğrencinin yaralanması, artık münferit bir “asayiş haberi” olarak geçiştirilemez. Bu olay, eğitim sistemimizin içine sürüklendiği büyük kırılmanın çarpıcı bir göstergesidir.

Devamını Oku
06.03.2026
Hürmüz Boğazı: Küresel enerjinin şah damarı - Can Erenoğlu

Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en hassas Stratejik Dar Geçidi-Chokepoint olarak bilinir.

Devamını Oku
05.03.2026
‘Çocuklara kıymayın efendiler’ - Ziya Yergök

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, “18 yaşına kadar her insan çocuk sayılır.

Devamını Oku
05.03.2026
Susmayanlar İçin Bir Soru: Gerçekten Nedir Bu "İç Cephe"? - Murat Emir

Türk siyasetinin diline pelesenk olan, her kriz anında can simidi gibi sarılınan sihirli bir kavram oldu “İç cephenin tahkimi.”

Devamını Oku
05.03.2026
Köprü geliri satışı ve Osmanlı örneği - Selim Soydemir

Son zamanlarda boğaz köprülerinin ve bazı otoyolların özelleştirilmesi (işletme hakkının devri) bir kez daha gündeme getirilmiştir.

Devamını Oku
04.03.2026
Toplumlar neden korumasız kalır? - İbrahim Çakmanus

Türkiye’de demokratik siyasal ve toplumsal muhalefet Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından yok ediliyor.

Devamını Oku
04.03.2026
Avrupa zor durumda - Nejat Eslen

13-15 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı, Avrupalılar için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcı oldu.

Devamını Oku
04.03.2026
3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

3 Mart: Güneşin Doğduğu Gün - Gülizar Biçer Karaca

Devamını Oku
03.03.2026
ABD-İsrail-İran denklemi ve Türkiye - Doğu Silahçıoğlu

ABD tarafından Ortadoğu’da İran için oluşturulan İsrail destekli geniş tecrit çemberi; son saldırı ile daha da daralmıştır. Bölgede sıcak savaş ihtimali giderek artmaktadır. Türkiye’nin yakın çevresinde oluşan bu resim, onun her üç ülke ile olan ilişkilerinde özenli, dengeli ve tutarlı bir politika izlemesini gerekli kılmaktadır. Bu da ancak; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Atatürk’ün erken Cumhuriyet döneminde belirlediği “dış politika ilkeleri”ne bağlı kalmakla sağlanabilir.

Devamını Oku
02.03.2026
Savaş ve Türkiye’nin sessiz gücü - Prof. Dr. Cengiz Kuday

Türkiye bugün iki dalganın kesişiminde duruyor: Birincisi, İran–İsrail–ABD geriliminden doğan askeri ve ekonomik sarsıntı; ikincisi, bölgesel kırılganlık arttıkça daha görünür hale gelecek olan su jeopolitiği.

Devamını Oku
02.03.2026
Kabul edilmeyen 1 Mart tezkeresi - Mustafa Özyürek

Abdullah Gül başkanlığındaki AKP hükümeti tarafından, ABD’nin Irak işgalini gerçekleştirmesini garanti altına almak için 1 Mart 2003’te Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne getirilen tezkere reddedilmişti.

Devamını Oku
01.03.2026
Yitirdiğimiz yalnızca seçim mi? - Aykurt Nuhoğlu

İnşaat Mühendisleri Odası seçimlerini yitirdik.

Devamını Oku
01.03.2026
Ulus devletin vicdan anı - Enis Tütüncü

1 Mart 2003 Tezkeresi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan sıradan bir oylama değildir.

Devamını Oku
28.02.2026
Laiklik ve dönüştürülen Türkiye - Cengiz Karahan

Milli eğitim bakanı, bütün illere gönderdiği “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle; anayasada yer alan laiklik ilkesine aykırı davranmıştır.

Devamını Oku
28.02.2026
1 Mart tezkeresi üzerine - Prof. Dr. Mustafa Özyurt

1 Mart 2026 pazar günü 22. dönem CHP milletvekilleri, 1 Mart 2003 gününün 23. yılını kutlamak için, Ankara’da bir araya gelecekler.

Devamını Oku
27.02.2026
Hasan Âli Yücel’in ‘arkadaşı’... - Mustafa Gazalcı

Yedi yıl, 7 ay, 7 gün Milli Eğitim Bakanlığı yapan Hasan Âli Yücel’in eğitim ve kültür yaşamımızdaki hizmetleri saymakla bitmez.

Devamını Oku
26.02.2026
Tercih değil strateji: Eğitimde süreklilik - Burcu Aybat

Anne babaların çocukları için “en iyi” okulu seçmeye çalıştığı karar süreci her zaman heyecan vericidir ancak bugün durum karmaşık.

Devamını Oku
26.02.2026
Muzaffer İlhan Erdost: Baskıya boyun eğmeden ayakta kalan aydın - Mahmut Aslan

Muzaffer İlhan Erdost'u yitirişimiz üzerinden altı yıl geçti.

Devamını Oku
25.02.2026
Alona’dan Silivri’ye; 53 yılın muhasebesi - Yavuz Saltık

Yeşil sahalarda her İstanbul takımı; adı, sanı, oynadığı seviye, lig vs. ne olursa olsun ben aynı kefede tutarım.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimdeki çöküşe ramazan perdesi! - Nazım Mutlu

Dileyenlerin 25 Temmuz 2018’de MEB Müsteşarlığı’ndan ayrılan ve 17 Ağustos 2018’den sonra yasadışı akademik unvan sıçramalarıyla nasıl profesör ve rektör olduğuna ilişkin bilgilere kolayca ulaşabileceği Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlıktaki müsteşarlık yıllarından başladığı eğitimi kendi siyasal çizgilerine göre biçimlendirme çalışmalarına yeni halkalar ekliyor.

Devamını Oku
24.02.2026
Anlamın gölgesinde - Ferruh Tunç

Anlamsız dediğimiz şey çoğu zaman dünyaya değil, dünyayla kurduğumuz kopukluğa aittir.

Devamını Oku
24.02.2026
Eğitimde karşıdevrim - Cihangir Dumanlı

Büyük devrimci Atatürk Cumhuriyeti eğitim, bilim ve kültür temeli üzerine kurmuştur.

Devamını Oku
23.02.2026
Kanserden korunma ve tek sağlık - Azmi Yüksel

Kanser, yalnızca bireysel bir sağlık sorunu değil; çevresel, toplumsal ve yönetsel boyutları olan küresel bir halk sağlığı problemidir.

Devamını Oku
21.02.2026
Ne yapmalı? - Av. Dr. Başar Yaltı

Bu sütunlarda 21.01.2026 tarihinde yayımlanan “Stratejik Akıl ve Politik Alan” adlı yazıyla; siyasal iktidarın “Yeni Türkiye Yüzyılı” adı altında bir strateji izleyerek Cumhuriyet değerlerini ve anayasal ilkeleri, en hafif deyimle aşındırarak, siyasal İslama dayalı otoriter bir düzen kurma konusunda hayli yol aldığını, buna karşın muhalefetin temel bir stratejiden yoksun, dağınık ve etkisi olmayan eylemler yaptığını belirterek, stratejik akıl ve stratejik planlama ile hareket edilmesi gerektiği önerisinde bulunmuştuk. Bu anlamda muhalefete yol gösterici, bir “stratejik akıl kurulu”na ihtiyaç olduğunu da belirtmiştik.

Devamını Oku
20.02.2026