Din, laiklik ve CHP’liler
Örsan K. Öymen
Son Köşe Yazıları

Din, laiklik ve CHP’liler

04.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Dinin siyasallaşması, aynı zamanda dinin araçsallaşmasıyla sonuçlanır. Türkiye’de AKP iktidarında yaşanan budur. Siyasallaşmış bir din anlayışı üzerinden, başka bir deyişle dincilik üzerinden, kapitalizmin ve emperyalizmin sömürü düzeni örtbas ediliyor.

Ulusal olmanın, yani milli olmanın özünde kategorik olarak din olamayacağı halde, ümmetçilik temelli siyasallaşmış dini söylemlerle sahte bir “yerli ve milli” algısı yaratılıyor; iktidarın halkın yanında yer aldığı algısı yaratılıyor; iktidarın çevresindeki oligarşik sermaye sınıfının ülkedeki rantı paylaşarak zenginleştiği, halkın ise yoksullaştığı gerçeği örtbas ediliyor.

Aslında dinin, sömürünün bir aracına dönüşmesi sürecini ilk açıklayanlardan birisi 19. yüzyıl Alman filozofu Karl Marx’tır. Marx, dinin halkın afyonu, yani uyuşturucusu olduğunu; din unsurunun, feodalizmin ve kapitalizmin sömürü düzenini örtbas etmek için kullanıldığını; dinin, emekçi sınıfın sömürüldüğüne dair bir bilinç oluşturmasını engellemek işlevini gördüğünü düşünüyordu.

Marx’a göre din, eşitsizliğin nedenlerini ekonomik temel ve ekonomik üretim biçimleri bağlamında bir nedensellik ilişkisi içinde açıklayamadığı; soyut ahlaki söylemlerle yetindiği ve dünyevi olmaktan ziyade “öte dünyaya” odaklandığı; empirik olgular üzerinden değil, metafizik ve teolojik varsayımlar üzerinden hareket ettiği; gerçek değil, yanılsama içeren bir mutluluk ve eşitlik vaadinde bulunduğu için; toplumsal gelişmeyi engelleyen bir unsurdu.

***

Marx’ın bu tezi laiklik ilkesi üzerinden revize edilebilir, dinin kendisi bir hedef haline getirilmeden, aynı eleştiri, dincilik bağlamında geliştirilebilir. Çünkü laiklik ilkesinin geçerli olduğu bir düzende dinin siyasallaşması engellendiği ve dine sınırlamalar getirildiği; dinin devlet, hükümet, siyaset, hukuk, eğitim işlerine müdahale etmesi engellendiği; dindar olmayı seçen vatandaşın dini inanç ve ibadet özgürlüğü bu koşulla güvence altına alındığı için; dinin toplumsal gelişmeye verebileceği zararlar önlenebilir. Bu bağlamda, dinin değil, dinciliğin halkın afyonu ve uyuşturucusu olduğunu söylemek daha doğru olur.

Laiklik, dinin bir uyuşturucuya dönüşmesini engelleyerek, hem dinin suistimal edilmesini önler, hem de ekonomik sınıf mücadelesinin önündeki büyük bir engeli ortadan kaldırır. Laikliği savunmak bu anlamda da, sınıf mücadelesinin vazgeçilmez unsurlarından birisidir.

***

Laiklik aynı zamanda, eğitimin dinselleşmesini önleyeceği ve doğa bilimleri, sosyal bilimler, matematik, felsefe, dil, sanat gibi alanlarda ileri bir eğitim seviyesinin ortaya çıkmasını sağlayacağı için, toplumun eğitim seviyesinin de yükselmesiyle sonuçlanır. Eğitim seviyesinin yüksek olduğu ülkeler, dünyadaki en gelişmiş ve en bağımsız ülkelerdir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ve CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk bu nedenle, cehalete karşı verilecek mücadelenin, işgal güçlerine karşı cephede verilen mücadeleden daha önemli olduğunu vurgulamıştır.

Eğitimsiz bir toplum ve ülke, emperyalizmin uşağı olmaya mahkûmdur.

Laiklik bunun da ötesinde, devletin tüm dinlere, mezheplere ve din dışı felsefi görüşlere eşit mesafede durmasını sağladığı için, belli bir dinin ve mezhebin devlet tarafından vatandaşlara dayatılmasını önlediği için, bir ülkenin din, mezhep ve felsefi görüş üzerinden bölünmesini ve parçalanmasını da engeller.

Laiklik bu şekilde ulusal bütünlüğü, birliği ve güvenliği sağlar ve emperyalizmin ülkeleri din, mezhep ve felsefi görüş üzerinden bölme oyununu bozar.

***

CHP’lilerin birçoğu, takım elbiseleri içinde kasıla kasıla hava atmak; kameraların önünde sürekli görünmek; “VIP” (“Very Important Person”/“Çok Önemli Kişi”) muamelesi görmek; sekreterler, danışmanlar, yardımcılar, şoförler, korumalar tarafından el üstünde tutulmak; yakınlarının belediye başkanı, belediye meclis üyesi, milletvekili, il ve ilçe başkanı olmasını sağlamak için siyaset yapacaklarına, biraz da bu konulara kafa yorsalar, Türkiye kurtulur!