Milletin makus talihini yenmek - Doç. Dr. Hüner Tuncer
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Milletin makus talihini yenmek - Doç. Dr. Hüner Tuncer

27.03.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın ne büyük bir mucize olduğunun ayırdına varabilmek için olağanüstü koşullarda gerçekleştirilen bu savaşı oluşturan muharebelerin yıldönümlerini hatırlamamızda büyük yarar vardır.

Yunanlar, 23 Mart 1921’de Bursa ve Uşak bölgelerindeki güçleriyle Türk cephelerine karşı taarruza geçmişti. Yunan ordusunun Bursa ile doğusunda bir grubu (3 tümenli 3. kolorduları ile bir kısım süvari kuvvetleri) ve Uşak ile doğusunda da diğer bir grubu (4 tümen) vardı. Türk kuvvetleri ise, Eskişehir’in kuzeybatısında ve Dumlupınar ile doğusunda olmak üzere iki grup halinde konuşlandırılmıştı.

Yunan ordusu 23 Mart 1921’de, Uşak ile Bursa’dan iki kol halinde Eskişehir ile Afyon’a doğru taarruza geçmişti. Yunanların amacı, iki önemli ikmal ve ulaşım merkezi olan Eskişehir ile Afyon’u işgal etmek ve böylelikle, Ankara-Konya demiryolu bağlantısını kesmekti. İstanbul’da üslenen Yunan donanması da, Anadolu’ya silah ile malzeme sevkini önlemek için, Karadeniz kıyılarını abluka altına almak üzere Karadeniz’e açılmıştı.

DİŞLE TIRNAKLA MÜCADELE

Türk ordusunun genel stratejisi, son bir taarruzla düşmanı yok edebilecek güç kazanıncaya değin stratejik savunmada kalmaktı. Düşmanın kuzeyden ve güneyden ilerlemesi üzerine Mustafa Kemal ve genelkurmay, bu iki cepheli savaş için şu planı uygulayacaktı: Düşmanın güney taarruz koluna karşı oyalama taktiği uygulanacak, ordunun büyük kısmı düşmanın kuzey kolunun karşısında (İnönü’de) toplanacak, düşmanı yendikten sonra da mümkün olan bütün kuvvetlerle düşmanın güney taarruz kolu üzerine dönülecekti.

Güneyde General Kondulis komutasındaki 1. Yunan Kolordusu, Dumlupınar mevziindeki Türk birliğini geri atarak ilerlemekteydi. Bu kesimdeki 12.Türk Kolordusu savaşmadan geri çekildi ve Uşak bölgesinden ilerleyen Yunan birlikleri, 28 Mart’ta Afyon’a girdiler. 28 Mart’ta Kanlısırt ile Metristepe mevzileri Yunanların eline geçmiş ve bütün çabalara karşın Yunan güçlerinden geri alınamamıştı. Öte yandan Yunan birliklerinin bir kolu da Afyon’un doğusuna ilerleyerek, Çay ile Bolvadin’i işgal etmiş ve burada durmuştu.

Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın komutası altındaki Türk ordusu, 31 Mart 1921’de karşı saldırıya geçmiş ve bu taarruzda Türk subaylarıyla erleri akla durgunluk veren özverilerde bulunmuştu. General Vlahapulos komutasındaki 3. Yunan Kolordusu, İnönü mevzileri önünde çok sert bir direnişle karşılaştı. Süngüsü olmayan Türk askeri; tüfeğinin dipçiği, küreği, çıplak yumruğu, dişi ve tırnağıyla dövüşmekteydi. 1. Tümen Komutanı Albay Kemalettin Sami (Gökçen) ile Kocaeli Grup Komutanı Albay Deli Halit (Karsıalan), yaralanıncaya değin ön hatlarda kahramanca çarpışmıştı.

‘METRİSTEPE’DEN GÖRDÜĞÜM VAZİYET’

İkinci İnönü Muharebesi, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’nın 1 Nisan 1921 günü sağ kanat birliklerini taarruza kaldırmasıyla sona ermekteydi. 3. Yunan Kolordusu bütünüyle geri çekilmeye başlamış; 1. Yunan Kolordusu da Afyon’u boşaltıp Dumlupınar hattına değin çekilmişti.

İkinci İnönü Muharebesi sonucunda Ulusal Hükümet, varlığını bütün Avrupa devletlerine (resmen olmasa dahi) kabul ettirmişti. Avrupa devletlerinde İngiliz ve Yunan politikasına karşı olanların görüş ve düşünceleri güçlenmişti. Ulusal ordunun olumsuz koşullarda kazandığı bu zafer ordunun kendine güvenini arttırdı.

İsmet Paşa, 1 Nisan günü muharebenin sonucunu Mustafa Kemal Paşa’ya şöyle iletiyordu: “Saat 6.30 sırasında Metristepe’den gördüğüm vaziyet: Gündüzbey kuzeyinde sabahtan beri sebat eden ve artçı olması muhtemel bulunan bir düşman müfrezesi, sağ cenah grubunun taarruzuyla düzensiz çekiliyor. Yakından takip ediliyor. Hamidiye istikametinde temas ve faaliyet yok. Bozüyük yanıyor. Düşman, binlerce maktulleriyle doldurduğu muharebe meydanını silahlarımıza terk etmiştir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa’nın, İsmet Paşa’ya yanıtı şöyleydi: “Bütün dünya tarihinde sizin İnönü Meydan Muharebelerinde üstlendiğiniz vazife kadar ağır bir vazife üstlenmiş kumandanlar enderdir. Milletimizin bağımsızlık ve hayatı, dâhiyane idareniz altında şerefle vazifelerini gören kumanda ve silah arkadaşlarınızın kalp ve hamiyetine büyük emniyetle dayanıyordu. Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz! İstila altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan bugün en ücra köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istila hırsı azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu…”

İsmet Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa’nın telgrafına karşılığı da şöyle olmuştu: “Zulüm ve istibdat dünyasının en zalimane hücumlarına karşı yalnız ve şaşkın kalan milletimizin maddi ve manevi bütün kabiliyet ve kuvvetlerini ruhundaki ateşle toplayan ve harekete getiren Büyük Millet Meclisi’nin Reisi Mustafa Kemal Paşa! Kahraman askerlerimiz, zabitlerimiz ve askerlerimizle avcı hatlarında omuz omuza vuruşan Fırka ve Kolordu Kumandanları namına takdirat ve tebrikâtınıza kemal-i fahr ve arz-ı şükran ederim.”

Mustafa Kemal Paşa, İnönü Muharebelerinde kazandığı zaferden ötürü, İsmet Paşa’ya 26 Aralık 1934’te “İnönü” soyadını vermişti.

Yazarın Son Yazıları

Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025
Çözüm mü, çözülme mi? - Ülgen Zeki Ok

Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kirli emellerinin önündeki en büyük engel olan Atatürk’ü Türk halkının yüreğinden söküp atmak, yani öldürebilmek için bir gri propaganda yöntemi uyguluyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Tek Çin ilkesi - Wei Xiaodong

Türkiye’de Çin’in Tayvan bölgesi yaygın olarak bilinse de bu bölgeye ilişkin tarihi ve siyasi bilgiler genellikle sınırlı kalmaktadır.

Devamını Oku
05.12.2025