Ulusal güvenlik ve İstanbul kanalı! - Doğu Silahçıoğlu
Olaylar Ve Görüşler
Son Köşe Yazıları

Ulusal güvenlik ve İstanbul kanalı! - Doğu Silahçıoğlu

08.05.2025 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türk Dil Devrimi’ne aykırı; Türkçenin kurallarına uymayan, Batı’ya özenti bir kalıpla adlandırılan yapay su yolu “Kanal İstanbul” uzun süredir kamuoyunda tartışılıyor. Ne var ki belki de özellikle gözlerden uzak tutulan bir konu hiç gündeme getirilmiyor. O da bu yapay su yolunun ulusal güvenliğe olabilecek etkileri ve yaratacağı sorunlardır. Kanalın içinde yer alacağı Trakya toprakları; Türkiye’ye batıdan yönelebilecek bir tehdit karşısında askeri harekâtın gerçekleştirileceği bir alandır.

Her harekât alanı harekâtın türüne bakılmaksızın; belli boyutlarda yeterli arazi kesimine gereksinim gösterir. Stratejide bunun karşılığı “derinlik”tir. 20. yüzyılın en büyük sömürgeci/ yayılmacı güçleri İngiltere, Fransa, İtalya ve peşlerine taktıkları Yunanistan’a karşı verilen “Ulusal Kurtuluş Savaşı”nın kazanılmasında; Atatürk ve ona inanmış Türk ulusu kadar, Anadolu coğrafyasının derinliği de temel etkendir. Trakya coğrafyası

TRAKYA COĞRAFYASI

harekât açısından ideal şekil ve ölçülerde değildir. Türk boğazları (İstanbul ve Çanakkale Boğazı) ve Marmara Denizi, bölgenin Anadolu ile bağlantısını keser. İstanbul ve Çanakkale boğaz köprülerinin geçişe olanak vermediği hallerde; harekât tümüyle su yollarına bağlı kalır. (Marmaray tüneli askeri ihtiyaçları karşılayacak olanakları sağlamaz.) Bütün bu sınırlamalara karşın, bir de İstanbul Boğazı’nın batısında bir kanal inşa edilmesi; var olan koşulları daha da güçleştirir. Bölgede oluşacak yeni yerleşim merkezleri birliklerin arazide tertiplenme ve intikalini kısıtlar. Kanal üzerinde inşası planlanan köprülerin tahrip olması durumunda ise harekât; tümüyle denizden ve havadan sağlanacak ulaştırma desteğinin etkinliğine bağlı ve bağımlı duruma gelir.

OLASI TEHDİT VE BİLİNMEZLİK ORTAMI

Bugün sürekli değişikliklere sahne olan bölgesel ve küresel düzlemde, Türkiye halen hem örtülü hem de açık tehditlerle karşı karşıyadır. Özellikle batıdan yönelecek bir tehdide karşı koymanın temel dayanağı; Türk boğazları (İstanbul ve Çanakkale Boğazı), Karadeniz, Ege Denizi ve Trakya coğrafyasıdır... Ve bu coğrafya; tehdidin şekil ve büyüklüğüne bağlı olarak Anadolu içlerine kadar uzanır.

Olası tehdidi oluşturabilecek gelişmeler içinde en tehlikelisi, Türkiye’nin güvenliğine yaşamsal katkı sunan 1936 tarihli “Montrö Boğazlar Sözleşmesi”nin; küresel ve de bölgesel güçlerin girişimiyle farklı yorumlara açılmasıdır.

İnşası düşünülen kanalın yaratacağı tartışmalar bu yolda girişimlere neden olacak ve bu da Türkiye’nin ulusal güvenliğini zora sokacak sonuçlar doğuracaktır. “Kanalın ÇED Raporu”nda yer alan ve belli bir amaçla metne konduğu her halinden belli olan “Çanakkale Boğazı için Zincirbozan-Gelibolu mevkisinden Saros Körfezi’ne bir kanal açılması düşünülebilir” ifadesi bir başka tehdide kapı açmaktadır.

ABD YAYILMACILIĞI VE KANAL

NATO’yu ulusal amaçlarına göre kullanarak küresel güç olma kararlılığını sürdüren ABD; bunun altyapısını açık denizlerde donanmayla egemenlik sağlayarak oluşturmaktadır. Rusya ve Çin ile mücadele stratejisinde kullanabileceği başka araçlara sahip olsa da bu mücadelede esas etkiyi oluşturan; onun kara ve hava kuvvetlerini dünyanın her yerine ulaştırabilen, bu kuvvetlere adeta su üstünde üs sağlayan ABD donanmasıdır.

Büyük Türk Amirali Gelibolulu Piri Reis (1465-1554)’in “Deryalara hâkim olan cihana hâkim olur” sözünü “Denizlere hâkim olan karalara hâkim olur” kuramına dönüştürerek sömürgeci/yayılmacı ABD’nin “deniz stratejisi”ni oluşturan Amiral Mahan’ın (1840-1914) bu stratejisi önünde tek engel vardır. O da 1936’dan bu yana sağladığı olanaklarla Karadeniz’e girişin su yolu olan “Çanakkale BoğazıMarmara Denizi-İstanbul Boğazı” kilidinin anahtarını Türkiye’nin eline bırakan ”Montrö Boğazlar Sözleşmesi”dir.

MONTRÖ VE TÜRKİYE’NİN HAKLARI

Atlantik’ten Pasifik’e, Hint Okyanusu’ndan Basra Körfezi’ne, Kızıldeniz’den Akdeniz’e ve Ege Denizi’ne kadar tüm açık denizlerde bayrak gösteren ABD donanması; bu sözleşme nedeniyle yıllardır sayı, tonaj, tür, gece ve gündüz farkı, savaş ve barış dönemi farkı ve kalış süresi başta olmak üzere, birtakım kısıtlamalara uymak kaydıyla Karadeniz’de gemi bulundurabilmektedir. ABD; dünya çevresinde oluşturduğu deniz kuşağının dışında kalan, tümüyle iç deniz konumunda olan bu denizde, “Montrö” ile Türkiye’ye sağlanan hakları yok ederek kısıtlamasız ve süresiz askeri varlık sergilemeyi hedeflemektedir.

Avrupa’da Finlandiya’dan Türkiye’ye kadar uzanan bir hatta NATO kuvvetlerini kullanarak Rusya’yı kuşatırken Karadeniz’den de bunu tamamlamak istemektedir. Bu amaçla İstanbul kanalından yararlanabileceğini düşünerek kanal inşasının ardında durmaktadır. Bu tasarımın yaşama geçirilmesi sonrasında, destek almayı umduğu müttefiki sömürgeci/yayılmacı güçlerle “Möntrö”nün kurallarını eğip bükerek; ona zorlama yorumlar getirerek; barışta ve savaşta hiçbir kısıtlamaya bağlı kalmaksızın, kendi savaş gemilerini bu yapay su yolundan Karadeniz’e geçirmeyi ummaktadır.

GELİNEN NOKTA

Görüldüğü kadarıyla AKP iktidarı ile ABD ve Katar; kanal üzerinde mutabıktırlar. Katar’ın kanala olan ilgisinin ardında ABD yönlendirmesinin olduğu açıktır. Burada ortaya çıkabilecek en tehlikeli gelişme; kanalın inşası halinde siyasal iktidarın Türkiye’nin ulusal hak ve çıkarlarını göz ardı ederek, sağlanacak siyasi, askeri ve de ekonomik destek karşılığında ABD donanmasının Karadeniz’e geçişine sessiz kalması; ya da buna göz yummasıdır. “Montrö” sayesinde rahat nefes almakta iken boğazı sıkılacak olan Rusya’nın ve onunla birlikte hareket edecek olan ülkelerin buna nasıl tepki vereceklerini görememesidir. “Denetimsiz başkanlık sistemi”nin oluşturduğu koşullar nedeniyle iktidar zaten böyle bir yetenekten yoksundur.

Özetle İstanbul kanalı; Trakya’nın askeri harekât açısından sağladığı sınırlı olanakları büyük ölçüde yok edeceği gibi; “Montrö”nün tartışmaya açılmasına da yol açarak Türkiye’nin vatan savunması ve varlığını koruma iradesi önünde bir engeller dizisi oluşturacaktır. İstanbul Boğazı’na (ve de Çanakkale Boğazı’na) seçenek oluşturacak bu kanalın inşası askeri yönden çok tehlikeli sonuçlar doğuracak bir girişimdir!.. Ulusal güvenlik açısından bir beka (sağkalım) sorunu haline gelen; aklı ve bilimi reddeden bu tehlikeli girişimin kendisi bir yana, düşünden bile vazgeçilmelidir!..

DOĞU SİLAHÇIOĞLU

EMEKLİ TÜMGENERAL

Yazarın Son Yazıları

Mustafa Necati'yi düşünürken - Mustafa Gazalcı

Her yılbaşı geldiğinde gencecik yaşında talihsiz bir biçimde yitirdiğimiz Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yi düşünürüm.

Devamını Oku
01.01.2026
Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Devamını Oku
01.01.2026
Cumhuriyetin kurucu felsefesine dönüş - Basri Gürsoy

Türkiye bugün yalnızca bir iktidar değişimi tartışması yaşamamaktadır.

Devamını Oku
31.12.2025
Umut korkuyu yensin - Abdullah Yüksel

2025’in omuzlarımızda bıraktığı ağırlıkla giriyoruz yeni yıla.

Devamını Oku
31.12.2025
İyilik biriktirenlerin yolu - Serpil Güleçyüz

Yeni bir yıla, bin bir umutla merhaba derken tartışmaların dayatmaların gölgesinde, bizi biz yapan değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı fark ediyoruz.

Devamını Oku
31.12.2025
Askeri hastanelerin yeniden açılması - Dr. Süleyman Kalman

Sıkça gündeme gelen askeri hastanelerin yeniden açılması yönündeki tartışmalar, yalnızca yönetsel bir düzenleme sorunu değil, görünüşte ani ama belki de “bile bile” yapılmış bir yanlıştan dönmenin ve silinmeye yeltenilmiş Cumhuriyetin sağlık belleği ile kurulan ilişkinin de bir göstergesidir.

Devamını Oku
30.12.2025
Barış üzerine bir deneme - Av. Ekrem Demiröz

Savaş kabadır, çirkindir ve acımasızdır.

Devamını Oku
30.12.2025
Yeni bir toplumsal yalnızlık - Dr. Alper Demir

Türkiye’de son yıllarda yaşanan siyasal gerilimler, derinleşen kutuplaşma ve kamusal alanın giderek daralması, artık yalnızca güncel siyasetin değil, toplumsal yapının kendisinin sorgulanmasını zorunlu kılıyor.

Devamını Oku
29.12.2025
Yıl biterken... - Erol Ertuğrul

23 yıldır Türkiye hak etmediği acıları yaşıyor.

Devamını Oku
28.12.2025
Mustafa Kemal’in Ankara’ya gelişi: Kızılca Gün - Hüner Tuncer

Birinci Dünya Savaşı sonucunda Osmanlı topraklarını Avrupa devletleri arasında paylaştıran Mondros Ateşkes Antlaşması sonrasında, Mustafa Kemal’in öncelikli düşüncesi, “ulusal birlik” düşüncesiydi.

Devamını Oku
27.12.2025
Su kıtlığına doğru... - İsmail Özcan

Herkesin bildiği üzere yaşadığımız dünyanın insanlar ve tüm canlılar için olmazsa olmaz iki büyük nimetinden biri hava, diğeri sudur.

Devamını Oku
27.12.2025
Devlet geleneği, demokrasi ve vicdan - Halil Sarıgöz

Dün İsmet İnönü’yü aramızdan ayrılışının 52’nci yılında andık..

Devamını Oku
26.12.2025
‘Asgari’ sömürü - Aydın Öncel

Aralık ayının son günlerinde yaşanan “asgari ücret” tartışmalarında gelenek bu yıl da bozulmadı!

Devamını Oku
25.12.2025
İBB davasında yargılama süresi - Hikmet Sami Türk

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hakkındaki yolsuzluk iddianamesiyle İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 12.12.2025’te başlayan ve ilk duruşmasının 9 Mart 2026 günü yapılmasına karar verilen davada hedeflenen yargılama süresi, mahkeme tarafından en çok 12 yıl 6 ay olarak belirlendi.

Devamını Oku
24.12.2025
Menemen Devrim Şehitleri Anıtı ve Cumhuriyet -

Yunus Nadi: “Kubilay timsalini taziz için ne yapsak yerinde olacağına şüphe yoktur.

Devamını Oku
23.12.2025
Kubilay olayının anlattıkları - Osman Selim Kocahanoğlu

23 Aralık 1930 salı günü, Menemen’de insanlık tarihi- nin en hunhar cinayetlerinden bi- ri işlendi.

Devamını Oku
23.12.2025
Cumhuriyetimizin vazgeçilmez değeri - Azmi Kişnişci

“Eşitlik”, Cumhuriyetin yalnızca hukuki bir ilkesi değil; toplumsal yaşamımızın adalet duygusunu ayakta tutan temel dayanaklarından biridir.

Devamını Oku
22.12.2025
Yenilmezlikler ve dokunulmazlıklar - Cengiz Kuday

Tarih, bazen büyük savaşlarla değil; küçük, sessiz ve ilk bakışta sıradan görünen olaylarla yön değiştirir.

Devamını Oku
20.12.2025
Büyüyen eşitsizlik, yaygınlaşan yoksulluk - Sıtkı Ergüney

Ekonomide; fiyatlar genel düzeyindeki; artış “enflasyon”, gerileme “deflasyon”, duraklama ile birlikte yaşanan artış da “stagflasyon” olarak tanımlanır.

Devamını Oku
20.12.2025
Hayvancılıktaki yol ayrımı - Gülay Ertürk

Türkiye bugün hayvancılıkta çok kritik bir eşiğe geldi.

Devamını Oku
19.12.2025
Devlet ve kalkınma - Prof. Dr. Bilin Neyaptı

Bir ülkede ekonomi yönetiminin temel hedefleri verimlilik ve adil bölüşümdür.

Devamını Oku
18.12.2025
Programda işçinin adı yok - Engin Ünsal

CHP 39. Olağan Kurultayı’nda tüzük değişikliği yaptı ve iktidar programını kabul etti.

Devamını Oku
17.12.2025
Yargı öyküleri - Ziya Yergök

Yıllar önce, 5 Ocak 1982’de Çetin Altan’ın Milliyet gazetesindeki “Şeytanın gör dediği” adlı köşesinde “Eski (Mahkeme Koridorları) sütununa özlem” başlıklı yazısında yer alan, bir ceza avukatının “Oturum” adlı anı kitabından alıntılanmış ilginç bir yargı öyküsüne değinmek istiyorum.

Devamını Oku
17.12.2025
Devletçiliğe dönebilmek... - Kemal Onur

Demokratik ve laik sosyal hukuk devletimizin kurucu lideri Atatürk’ün yönetimi döneminde; ülkemizin ulusal çıkarı açısından bilimsel anlayış ve duyarlı bir bilinçle, iç ve dış sermaye şirketlerinin çıkarları için vahşi madenciliğe kesinlikle fırsat verilmemiştir!

Devamını Oku
17.12.2025
Bu çığlığı duyun! - Mustafa Gazalcı

MESEM, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sözde mesleki teknik eğitim merkezleri uygulaması.

Devamını Oku
16.12.2025
ABD’nin esnek realist stratejisi - Nejat Eslen

11 Eylül’ün hemen sonrasında ABD, tek kutuplu dünya düzeninin verdiği cesaretle küresel egemen güç olmanın hayallerini kuruyordu.

Devamını Oku
16.12.2025
Çağdaşlık yolunda bir ömür - Hüseyin Karataş

Çağdaşlık eksikliğine ve dokunulmazlara dokunan sevgili hocam Prof. Dr. Türkan Saylan...

Devamını Oku
13.12.2025
Geleceğin savaş alanı, Türkiye ve Karadeniz - Doğu Silahçıoğlu

“Erken Cumhuriyet dönemi”nde (1923-1938) savunma sanayisindeki gelişmeler Türkiye’yi; başta uçak olmak üzere harp silah araç gereçlerinde dış satım yapan bir ülke konumuna getirmişti.

Devamını Oku
12.12.2025
Gençlik MESEM’den büyüktür - Kaan Eroğuz

AKP iktidarı tarafından 2016 yılında örgün ve zorunlu eğitim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezleri (MESEM), çocuk işçiliğinin yaygınlaşmasında ve “kurumsallaşmasında” kritik bir rol oynuyor

Devamını Oku
12.12.2025
İnsan onuru ve demokrasi - Ayşe Atalay

TDK sözlüğünde “onur” kavramı insanın kendisine karşı duyduğu saygı olarak tanımlanıyor.

Devamını Oku
11.12.2025
Komisyonda emekçinin adı yok - Şükrü Karaman

Milyonlarca emekçinin yeni ücrete ilişkin alacağı kararı merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına yarın başlayacak.

Devamını Oku
11.12.2025
Karadeniz’de neler oluyor? - Can Erenoğlu

Dünyanın en güvenli ve istikrarlı denizi Karadeniz dünyanın en tehlikeli deniz alanına mı dönüştürülüyor?

Devamını Oku
10.12.2025
Gelir adaletsizliği tırmanıyor! - Devrim Onur Erdağ

Türkiye'de emeğin değeri uzun zamandır siyaset meydanında sıkça dile getirilen bir konu.

Devamını Oku
10.12.2025
Erdoğan’ın 2005’teki hayalleri - Kadir Serkan Selçuk

Yıl 2005. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem henüz el konmamış olan Sabah gazetesinin 20. kuruluş yıldönümü için gazeteye bir yazı yazmıştı.

Devamını Oku
09.12.2025
Yeni feodal çağ ve dijital baronluk - Doğan Sevimbike

Yanis Varoufakis’in No Kings Means No Barons başlıklı yazısı, çağımızın ekonomik ve siyasal düzenini “yeni bir feodalizm” olarak niteliyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Terörist başının ayağına gitmek... - Hatice Topçu

Ulus devletler; tarih bilinci, ortak coğrafya ve dil birliğine dayanır.

Devamını Oku
08.12.2025
‘Kırkyama’ siyaset… - Prof. Dr. Utku Yapıcı

Türk siyasetinde son yıllardaki en ilginç gelişme siyasi kimlikler düzleminde yaşanıyor.

Devamını Oku
08.12.2025
Çocuklarımız artık kimsesiz mi? - Özgür Hüseyin Akış

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında söylenmiş bir cümle hâlâ kulaklarımızda çınlar:

Devamını Oku
07.12.2025
Çözüm mü, çözülme mi? - Ülgen Zeki Ok

Emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki kirli emellerinin önündeki en büyük engel olan Atatürk’ü Türk halkının yüreğinden söküp atmak, yani öldürebilmek için bir gri propaganda yöntemi uyguluyor.

Devamını Oku
06.12.2025
Tek Çin ilkesi - Wei Xiaodong

Türkiye’de Çin’in Tayvan bölgesi yaygın olarak bilinse de bu bölgeye ilişkin tarihi ve siyasi bilgiler genellikle sınırlı kalmaktadır.

Devamını Oku
05.12.2025