Aliağa'da gemi sökümüne ‘ÇED’ kılıfı: Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu tepkili

Aliağa'da gemi sökümüne ‘ÇED’ kılıfı: Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu tepkili

24.06.2026 15:07:00
Güncellenme:
Aliağa'da gemi sökümüne ‘ÇED’ kılıfı: Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu tepkili

İzmir Aliağa’daki gemi söküm tesislerinin yıllardır süren “ÇED muafiyeti” ayrıcalığına son verme iddiasıyla başlatılan süreç, meslek odaları ve çevre örgütleri tarafından “hukuksuzluğa kılıf” olarak nitelendirdi. Halkın katılım toplantısı sonrası Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu, girişimi 'göz boyama' olarak tanımladı.

Gemi söküm tesislerinden yayılan ağır metaller ve tehlikeli atıklar altında yıllardır can çekişen İzmir’in Aliağa ilçesinde halkın ve çevre örgütlerinin yıllardır yürüttüğü hukuk mücadelesi sonucunda gündeme gelen ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) sürecinin uygulanması talebi, beklentilerin aksine yeni bir ekolojik tartışmanın fitilini ateşledi.

ÇED muafiyetine karşı Anayasa Mahkemesi’ne açılan dava sürerken yeni bir ÇED süreci başlatıldı ve Halkın Katılımı Toplantısı yapıldı. Toplantıda çevre örgütleri ve meslek odaları sürece dair görüşlerini paylaşırken Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu, yazılı bir açıklama yaparak toplantının bilimsellikten uzak, yalnızca bir "ÇED kılıfı"ndan ibaret olduğunu vurguladı. 

“PROJE SAHİBİ DERNEK OLAMAZ”

Açıklamada, başvuru dosyasının içeriğinin bölgedeki kirlilik gerçeğini yansıtmadığını, tam aksine mevcut tahribatı meşrulaştırmaya çalıştığını belirtildi. Koordinasyon tarafından yapılan açıklamada, sürecin en başından itibaren usulsüzlüklerle dolu olduğu belirtilerek yetkililere "GEMİSANDER proje sahibi olamaz" itirazı yöneltildi. Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği'nin (GEMİSANDER) söküm yapan bir firma değil, yalnızca bir dernek olduğu hatırlatılırken; her bir söküm şirketinin ayrı tüzel kişiliği, söküm kapasitesi ve atık planı bulunması nedeniyle sürecin her tesis için ayrı ayrı yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Başvuru dosyasında projenin amacının dahi belirsiz olduğu, hayati önem taşıyan saha çalışmalarına ve atıklara ilişkin hiçbir veriye yer verilmediği belirtildi. 

HÂLİHAZIRDA YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER İÇİN ÇED BAŞVURUSU 

ÇED başvuru dosyasında, projenin amaç ve konusunun belirsiz olduğu dikkat çekilen açıklamada, “Hiçbir saha çalışması, atıklara ilişkin hiçbir veri bulunmamaktadır. Başvuru dosyasında, Projenin konusunun, kıyı bölgesinin söküm faaliyetleri sebebiyle rüsübat ile dolduğu, bu kapsamda kullanım alanları oluştuğu ifade edilmiştir. Üye firmalar tarafından gemi söküm faaliyetleri mevcut durumda var olan ekipmanlar ile sürdürülmekte olduğu; kapasite ve ekipmanları değişmeyeceği; kıyı kenar çizgisinin deniz tarafındaki kullanım alanının genişletilerek alan artışı yapılması planlandığı ve bu alanda sabit bir yatırım bulunmadığı belirtilmiştir. Buna göre; hâlihazırda yürütülen faaliyetler için ÇED başvurusu yapıldığı anlaşılmaktadır” denildi. 

“GEMİ SÖKÜM FAALİYETLERİNİN KİRLETİCİ ETKİLERİNE YER VERİLMEMİŞ”

ÇED başvuru dosyasında; seçilen gemi söküm yönteminin “baştankara” olduğu ve risklerine ilişkin bir değerlendirme ve kuru havuza geçiş için de bir taahhüt olmadığının altının çizildiği açıklamada, “Alanın jeolojik ve hidrojeolik özellikleri ve doğal afet durumu hakkında değerlendirme yoktur. Flora ve Fauna özellikleri ve Hava Kalitesi hakkında kapsamlı bilginin ÇED raporunda sunulacağı belirtilmiştir. Toprak özellikleri ve su kullanımı hakkında genel bilgiler verilmiştir. Bölgenin çevresel durumunun tespitine yönelik yapılan daha önceki çalışmalarda toprak, su ve hava kirliliğine ilişkin önemli bulgular tespit edilmiştir. Gemi söküm faaliyetlerinin Aliağa ilçesinde önemli bir kirletici kaynak olduğu açıktır. İlgili mevzuat kapsamında yönetmelik maddeleri ve genel iş akışı verilmiş ancak istenen hususların nasıl yerine getirildiğine/getirileceğine dair ayrıntılı bir açıklama bulunmamaktadır” ifadeleri kullanıldı. 

“VERİLEN BİLGİLER GERÇEĞİ YANSITMAMAKTADIR”

“Atık yönetimi, atıksu altyapısı, çevre kirliliğine karşı alınması gereken önlemler yüzeysel olarak verilmiş, tesis bazında herhangi bir bilgi verilmemiştir” diye devam eden açıklamada, “Verilen bilgiler gerçeği yansıtmamaktadır. Tehlikeli Madde Envanter Raporlarının kim tarafından hazırlandığı, kimler tarafından ve nasıl kontrol edildiği açık değildir. İHM deki bilgileri doğrulayacak bir mekanizma yeterli değildir. Geminin fiziki incelemesi için ayrılan süre, inceleme ekibinin kaç kişiden oluştuğu, uzmanlıkları sorgulamaya açıktır. Çevre ve Sosyal Yönetim Planında işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili verilen taahhütler gerçeği yansıtmamaktadır. Tesislerde alınan önlemlerin yetersizliği bildirilen iş kazalarından ve iş cinayetlerinden anlaşılmaktadır” denildi. 

“ŞEFFAFLIĞA İHTİYAÇ VAR”

Açıklamada, “Aliağa’daki gemi söküm sektörünün; kuru havuz gibi tam koruma sağlayacak altyapı dönüşümlerine, gerçek anlamda yürütülen bir ÇED süreciyle desteklenen güçlü bir çevresel izin ve denetim sistemine, ayrıca işçi sağlığı alanında şeffaflık, etkin koruma ve meslek hastalıklarının tanınmasına ihtiyacı vardır. Bu koşullar sağlanmadan yürütülen bir ÇED sürecinin göz boyamadan ibaret olduğu açıktır.  Aliağa bölgesindeki gemi söküm çalışmaları başta olmak üzere, kentte insan ve çevre sağlığını tehdit eden tüm çalışmaların bilime, hukuka, kamu ve çevre sağlığına uygun hale getirilmesi nihai hedefi ile kararlılığımızı bir kez daha paylaşıyoruz.  Şimdiye kadar işlenen çevresel suçların üstünü örtmek için oynanan oyunları ifşa etmeye, gereken yasal başvurulara yapmaya devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

İlgili Konular: #çed #Aliağa