Yıllardır göklerde

Otobüse biner gibi uçağa binince de, insan ister istemez takıyor, takılıyor. Dayanamadım, bugün size THY’nin beni en delirten şeylerini yazdım.

19 Eylül 2021 Pazar, 10:26
Yıllardır göklerde
Abone Ol google-news

Çocukluğumdan beri uçuyorum. Dünyanın belli başlı tüm havayollarıyla, Latin Amerika’da tavuklarla, savaş uçaklarıyla, pırpırlarla, özel jetlerle, helikopterlerle uçtum. Ama en çok bizim havayolumuzla, Türk Hava Yolları’yla.

Uzun ve zor bir seyahat sonrası o uçağa adım atışım, evin kapısını açmak gibidir. O çay, ayran, köfte, altın değerindedir. Türkçe sohbet, gerçek gazete, Türk kahvesi; birdenbire ışığım yerine gelir.

Ben çok uçuyorum. Gezi yazarı, programcısı olunca zaten uçuluyor. Öbür işlerim, sunuculuklar, moderatörlükler, konuşmalar da sıklıkla şehir dışında oluyor. Otobüse biner gibi uçağa binince de, insan ister istemez takıyor, takılıyor. Dayanamadım, bugün size THY’nin beni en delirten şeylerini yazdım. İyi şeyleri zaten cepte, darılmaca olmasın. Uzmanından dersler, hem de bedava!

ŞU ANONSLARI BİR ANLASAK

Ne çok anons var öyle. Özellikle dış hat uçuşlarında. Canlı anonslar bazen hiç anlaşılmıyor. Bazen çok hızlı. Bazen de mıy mıy, uyutuyor.

Bir de kaptanımız genellikle uçuş numarasına, varılacak havalimanının adına anonsu yaparken bakıyor. Daha önce hazırlık yok yani. O uçuş numarasının arandığına tüm yolcularla birlikte şahit olmuşluğum çoktur.

THY’de otun, çöpün anonsu var. Bitmiyor. Film bölünür, o uyutan anons bitmez. Önce Türkçe, ardından felaket bir İngilizce. Bu arada önemli birşey olur, çıt yok. Geçen senelerde Antep’ten dönüyoruz. Acil durum, Ankara’ya indik. Sadece inerken bir anons, o kadar. Asıl orada bilgi paylaşımı gerekir. İnsanca bir paylaşım gerekir. Sonra Kaptan’la konuştum, o da neden Ankara’ya indiğimizi bilmiyor, yönlendirmişler. Dedim ki, “al mikrofonu, ‘inanın ben de yorgunum, bir an evvel evime gitmek istiyorum. Ne olduğunu ben de bilmiyorum. Ama öğrenir öğrenmez size söyleyeceğim. Bizim uçağımızda hiçbir sorun yok, sadece emirleri bekliyoruz, anlayışınıza sığınıyorum’ falan de”. Yok, böyle bir rahatlatma yok. Bir Amerikan havayolunda pilot espri yapar, herkes hemen tek ruh olurdu böyle bir durumda. Az data bol fikir doğurur ya, bizde de her sıradan yükselen başka başka komplo teorileriyle bir buçuk saat bekledik.

Hemen bizim dilin ardından gelen İngilizce anonslarda, bileklerini jiletlemek isteyen yolculara, güvenli jiletler sunulabilir diye düşünüyorum. Bunca yıl içinde, çok çok az sayıda ingilizce diline hakim uçuş personeline rastladım. Genelde cockpit ekibi de buna dahil.

Now we learn English

Yıllardır yapılan telaffuz hataları, artık sinir bozucu oluyor. “Emergency” bir garip söylenir. “Soda” isteyen Amerikalı yolcuya maden suyu gelir. Hadi onları geçtim.

Son dönemde beni benden alan “viır yor mask”. Kardeşlerim, “wear” fiili, “uer” gibi telaffuz edilir. “Viır” duya duya, “şarj - şarz” olayında olduğu gibi, yanlıştan rahatsız olmamaktan korkuyorum. Allah rızası için düzeltin.

Ama en tilt olduğum anons, içinde “disembark” kelimesi geçen. THY dilinde, “diiizembark” diye bir kelime var. Doğrusu, son heceye vurgu yaparak “disembark”. Belki a uzar, o da yarım hece. Bu diiiiiizembark nereden çıkmış, bilemiyorum.

Yine son dönemin anonslarından, kötü tercüme kokan ve bizim kültürümüze hiç uymayanlar var. Zaten nasıl inanmadan, buz gibi, adet yerini bulsun diye hızlı hızlı okunuyor… İşi iletişimci olanlara işkence niteliğinde her biri.

Maskelerimizin ardından gülümsüyoruz

Ayyyy, ayyy, ayyy!

Daha güzel birşey bulamadınız mı? Mesela gözlerimizle gülümsüyoruz, şefkatle bakıyoruz; ne bileyim. Bizden; ama sıcak ve kaliteli birşey.

Hele o “İşbirliğiniz için teşekkür ederiz” anonsunda, nanik yapasım geliyor. Tansiyonum hopluyor resmen. Akıllı THY eğitmenleri, kültürlü, görgülü, entellektüel yöneticileri bu detaylara takılmamışlar belli ki.

Sen sus bedenin konuşsun

Çok iyi uçuş personeli de var tabii ki. Ama azınlık onlar. Çoğu bezgin, yorgun, gözünün feri sönmüş, merakı bitmiş. “Buralar benim, sizin için ne yapayım” havasıyla dolaşmıyorlar. Bazı çocuklar fazla bıçkın, bazı kadınlar taksitlerini henüz tamamladığı kooperatif evinde örgü örüyor havasında. Oysa bu iş heyecanlı, tutkulu bir iş. “Ben çok mutluyum, sizi de mutlu etmek için buradayım” mesajı ulaşmalı karşı tarafa.

THY yönetiminde kimler var şimdi, bilmiyorum. Geçen yıllarda THY toplantılarında sunucu ve konuşmacı olarak çok görev aldım. Yeni destinasyonlara gezi gazetecisi olarak çok davet edildim. Sanırım şimdi kadro yepyeni. Zaten ben de dünyaya ne Kartal penceresinden, ne de annemin tenceresinden bakıyorum; bu da gün gibi aşikar.

52 yaşındayım, neredeyse 50 yıldır da yollardayım. Dünya benim ofisim oldu; her yerde çok güzel hikayelerin içinde yaşadım. Bu hayat için de her gün şükrettim. Çok öğrendim, çok paylaştım. Büyüklenmeci, üstencil bir tavırla davranmadım kimseye. Bildim, ama bağırmadım. Yıllar geçtikçe de bizim öz Türk kültürümüzün ne kadar kıymetli olduğuna kanaat getirdim.

Bizim kültürümüzün sıcaklığı, bilgeliği ile “old school” uluslararası doğruların harmanlanması formulü, ne yazık ki THY’de doğru sonucu vermiyor şu anda. O anons yapan seste gerçekliği hissetmezsek, yapılmasa daha iyi. İletişim gerçekleşmemiş, mesaj iletilememiş demektir… Emek çöptür, yalandır, ziyandır.

Biz, aya bakıp yarını söyleyen ataların çocuklarıyız. Yarayı severek iyileştireniz. Çocuklarımıza “Kurban olurum sana” derken ağlayanız. Evde adaçayını yakıp, bir su da sirkeyle yerleri silince, kötü enerjiyi defedeniz. Gül ağacına dilek asarız, gerçek olur. Ateşten atlarız, hastalıklar gider. Kırk kere söyleriz, kırkbirinciye gerek kalmaz… Biz, şaman öğretileriyle, Anadolu’nun eşsiz tarihiyle, dünyanın sıfır noktasındayız. “Maskenin altından gülümsüyoruz”dan çok daha fazlayız. “İşbirliğiniz için teşekkür etmek”, bizim kültürde başka türlü ifade edilir. Öyle bir bakarız, öyle bir “Koridorda öndeki yolcuyu sıkıştırma” deriz ki, herkesin gözü yaşarır.

Biz biraz melek, biraz büyücü, bolca şifacı, akıllı ve bilgeyiz. Neşeyiz, coşkuyuz, aşkız, sevgiyiz…

Unuttuk bunları. Eğitimsizlik ve genele yayılan bir umarsızlık diyeceğim, ayıp olacak; ama o da var.

Neyse, çok anlattım. Uçuşum var, kalkıp yetişeyim. Uçaklarda sadece su servisi yapılmasından da baygınlık geldi artık.

Vır vır eleştirmek bana göre değil. İsteyen kendini düzeltsin. Son söz de rahmetli Sakıp Bey’den gelsin: “Bizi üç şey kurtarır: Çalışmak, çalışmak, çalışmak!”