Atatürk ve hukuk

Atatürk ve hukuk

1.07.2025 16:03:00
Güncellenme:
Atatürk ve hukuk

KONUK YAZAR | Atatürk Araştırmacısı Ahmet Gürel, Cumhuriyet Ege için yazdı...

Bizim milletimiz ve hükümetimiz, adalet fikri ve adalet anlayışı noktasında hiçbir uygar milletten aşağı değildir. Belki tarih bu noktada yüksek olduğumuza tanıklık eder. Bu sebeple bizim de adalet mevzuatımızın, bütün uygar milletlerin yürürlükteki yasalarından eksik olması doğru değildir. Savaşımlarımızın yöneldiği tam bağımsızlık kavramında adlî bağımsızlığımızın da içinde bulunduğu doğaldır. Bu nedenle her bağımsız devletin bir ayrılmaz hakkı olan adalet dağıtma görevine kimseyi karıştıramayız. 

ATATÜRK’ÜN YARGIÇ KARARINA SAYGISI

Ölümünden iki yıl önce Atatürk’ün canına kıymak için kurulan bir tertip meydana çıkarılmıştı. Hem bu suikastı düzenlemekle suçlanan kişi “Millî Mücadele” den beri Atatürk’ün yolunda çalışmış, sevgi ve güvenini kazanmış, birçok iyiliklerini de görmüş biri idi. 

Haber yurtta şaşkınlık ve tiksinme yaratmıştı. Herkes bunu konuşuyor; “Nasıl olur, nasıl olur” diyor, bir türlü herhangi bir nedene bağlayamıyordu. 

Sanık yakalandı, adalete teslim edildi. Fakat Atatürk, olaydan haberi yokmuş gibi, bu konuda ne düşündüğünü açıklamak için ağzını açmadı, adalet son sözünü söyleyinceye kadar sustu. Atatürk’ün bu suskunluğu çeşitli yorumlara uğramıştı, kimi; “Bu üzüntülü olayı anmak istemiyor”, kimi de “bunun doğru olduğuna inanmıyor” diye düşündü.  

Sanığa yükletilen suç yargı yerinde ispat edilemediği için adam aklandı. 

İşte, yargıç kararını bu yolda verdikten sonradır ki Atatürk bu konuda ağzını ilk ve son kez olarak açtı ve yalnız şunu dedi:

“Suça girişilmiştir, ancak yargıç buna kanacak ölçüde kanıt bulmuş değildir.” 

ATATÜRK VE ADALET

Atatürk bir Balıkesir gezisinde kendisine Ulusal Mücadele’de yakın hizmetler etmiş bir kimsenin başvurusuyla karşılaştı. Bir konuda haksız olarak mahkûm olduğunu söyleyerek yakındı. Atatürk; “Haklısın, konuyu ben de biliyorum” dedikten sonra eşliğinde seyahat etmekte olan genç bir adliye müfettişini çağırdı. Konuyu anlattıktan sonra kararın düzeltilmesini istedi. Denetmen anlatılanı dinledikten sonra:    

“Efendimiz, karar bütün adli sıralardan geçtikten sonra olgunlaşmış. Hükmün uygulanmasından başka yapılacak yasal yol yoktur” dedi. Bunun üzerine Atatürk:

“Ancak ben söylüyorum, bu iş haksızdır. Çünkü ben işin içini biliyorum” dedi. Genç adliye denetmeni diretti: 

“Efendimizin bu bildirimi yasa bakımından bir değişiklik yapamaz. Adalet Bakanı’nın da bir şey yapmasına olanak yoktur.” Ortada soğuk bir hava esti. Şimdi bir fırtına kopacağına sanılıyordu. Ancak Atatürk sakince sordu:

“Peki, bir adli yanılgı olursa yasa bunun düzeltilmesini öngörmez mi?” Bu soruya denetmen:

“Yeni delille mahkemenin yinelenmesi istenebilir” diye karşılık verince Atatürk, başvuran kişiye dönerek:

“Beni tanık olarak göster. Onda yeni deliller olduğunu haber aldım” diye öne sür. “Ben mahkemeye gidip tanıklık ederim.” Sonra Atatürk adliye müfettişine teşekkür etti. Kendisine başvuran kişiye de:   

“Niçin bana zamanında başvurmadın? Zamanında gelir tanıklık ederdim. Boş yere mahkemeleri de uğraştırmazdın. Bütün yurttaşlar, üstelik Cumhurbaşkanı dahi olsa yargıya saygı göstermekle sorumludur” dedi.

LİDER VE HUKUK PRENSİBİ

Ankara Hukuk Fakültesi’nin açılışında, Atatürk şu konuşmayı yapmıştı:

“Cumhuriyetin en güzel eseri olan bu ilmi kurumun açılışında duyduğum manevi duyguyu hiçbir girişimimde yaşamadım.” Bir akşam yemeği toplantısındaydı. Kendisinin bu sözleriyle, Napolyon’un Saint-Helene’de sürgünde söylediği sözlerle karşılaştırmak istedim. 

“Paşam, Napolyon; ‘Hakiki zaferim, şimdiye kadar kazandığım 40’tan fazla meydan savaşı değildir. Çünkü bir zaferim var ki, onu hiçbir kuvvet silemeyecektir. O da benim eserim olan ve ebediyen yaşayacağına inandığım medeni kanundur’ demiş ve hukuk anlayışını dünyaya ilan etmiştir. Ama bir fark var; siz hukuki düşüncenizi, bir askeri zaferden sonra ilan ediyorsunuz; Napolyon ise bu sözleri esirlikte söylemiştir. Bu nedenle, onun samimiyeti beni şüpheye düşürüyor.” Paşa:

“Çocuk” dedi. “Tutuklu olmasına rağmen belki Napolyon da bu sözlerinde samimiydi. Hukuk prensiplerini ihmal ve ihlal eden ve buna kıymet vermeyen liderler, kurdukları rejimi yaşatamazlar.”

O, yine günümüze ders verecek, bir gönderme yaparak:

“Hukuk prensiplerini ihmal ve ihlal eden ve buna kıymet vermeyen liderler, kurdukları rejimi yaşatamazlar” demiştir. Atatürk’ün özlediği günlere kavuşmamız dileğiyle….

Kabotaj bayramınız kutlu olsun. 

1 Temmuz 2025

Ahmet Gürel

İlgili Haberler