Türk-İş Ege Bölge Temsilcisi Hayrettin Çakmak, 1 Mayıs’ta verdiği mesajda, emekçilerin gücünün birlikten geldiğini vurgulayarak parçalanmışlığın değil ortak mücadelenin kazandıracağını ifade etti. “Emeğin olduğu yerde umut, dayanışmanın olduğu yerde güç vardır” mesajı vererek emekçilere seslenen Çakmak, 1 Mayıs’ın sadece bir gün değil, omuz omuza verildiğinde değişimin mümkün olduğunu gösteren bir irade günü olduğunu ifade etti. Çakmak, artan hayat pahalılığı, eriyen ücretler ve vergi sistemindeki adaletsizliklere işaret ederek “Bu düzenin yükünü artık tek başına emekçi taşımayacak. Birinci ayda ne alıyorsak on ikinci ayda da aynı maaşı alabilmeliyiz. Vergi oranı yüzde 10 ile 15 arasında sabitlenmelidir. Vergi ve gelir adaletsizliğine, hayat pahalılığına, çocuk işçiliğine, kadına yönelik şiddete ve ayrımcılığa hayır diyoruz. Emekli ve emekçilerin insan onuruna yakışır bir yaşam sürmesi için mücadele ediyoruz” dedi. Katma değerli üretimin artırılması, enerji sektörünün kamulaştırılması ve kamu kaynaklarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Çakmak, “Milli gelirden gelen payın adaletli dağıtılması temel talebimizdir. İşverenlerin işçi alımı kolay olduğu kadar işten çıkarması da zor olmalıdır. Kıdem tazminatı tavanı kaldırılmalıdır” diye konuştu.
‘ORTAK MÜCADELENİN EN GÜÇLÜ ZEMİNİ’
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Deniz Şahin Gümüştekin, İzmir’de DİSK, Türk-İş, KESK, TMMOB, TTB ve İzmir Barosu’nun aynı meydanda buluşmasının önemine dikkat çekti. Gümüştekin, “1 Mayıs, yalnızca bir anma günü değil; işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma iradesini büyüttüğü tarihsel bir eşiktir. Emeğin ortak çıkarlarının ancak geniş bir toplumsal güç birliğiyle savunulabileceği açıkça görülmektedir. Bu birliktelik yalnızca yan yana geliş değil, ortak talepler etrafında birleşen güçlü bir mücadele iradesidir. Emeğin değersizleştirildiği, hakların geriletildiği ve gelir adaletsizliğinin derinleştiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Buna karşı eşitlikçi ve demokratik bir düzen ihtiyacı her zamankinden daha fazla. Bugün milyonlarca işçi yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanıyor. Ücretlerin gerçek enflasyona göre düzenli olarak güncellenmesi, temel tüketim ürünlerinde dolaylı vergilerin düşürülmesi, enerji, kira ve gıda fiyatlarına kamu müdahalesi, toplusözleşme kapsamının genişletilmesi ve kamusal sosyal desteklerin artırılması zorunlu adımlardır. Eşit işe eşit ücret hem yasal hem fiili olarak uygulanmalıdır. Bakım hizmetleri kamusal olarak sağlanmalıdır. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalıdır. Kıdem tazminatı işçinin kazanılmış hakkıdır. Bu konu bizim için pazarlık değil, açık bir kırmızı çizgidir” dedi.
