Ömür Kurt
Bugün Anneler Günü… Sevdiğimiz, ilgiyle takip ettiğimiz, annelik heyecanını doyasıya yaşayan ünlü annelerimize “Annelik sende neler değiştirdi?” sorusunu sordum bu hafta… Bir de bu yıl ilk Anneler Günü’nü yaşayacak olan eşim Nilgün’e. Kızlarımız Karaca ve Süreyya doğduğundan beri onda da birçok şey değişti çünkü…
İREM HELVACIOĞLU VE KIZI SORA
“Annelik çok tuhaf bir şey! Kızım Sora’ya doğruları öğretebilmenin en iyi yolunun kendimde yapmam gereken değişiklik olduğunu öğrendim. Çünkü ben güçlü olursam o da güçlü olmayı öğrenir, ben seversem o da sever, ben hayır demeyi bilirsem o da kendi benliğinde en doğru şekilde sınırlarını oluşturur, kendi özsaygısını kazanır. Sora doğduğu günden beri başka bir ben olmayı öğrendim ve bunu çok sevdim.”

IŞIN KARACA VE KIZI MİA
‘hafife alınmayacak bir görev’
“Ebeveynlik profesyonel bir meslek değil, ancak hafife alınmayacak bir görev! Ben bu görevi seve seve yapıyorum. Annelik, kendi hayatını değil, çocuklarının hayatını yaşamak. Eğitimin evde başlaması gerektiği bir dönemde olduğumuza inanıyorum. Önce anneleri eğiteceğiz ki çocuklarımız yenilenmiş yaşam sistemin içerisinde, sevgi ve iyilik esas unsuru olsun. Benim sorumluluğum yalnızca kendi çocuklarıma değil, gözümün ucundan yüreğimin en dibi noktasına kadar uzanan ve dokunabildiğim her çocuğun yanındayım. Bu da sanırım insanlık yolculuğu. Herkes anne olmamalı. Allah gerçekten isteyen ve bakabilen anne baba adaylarına çocuk versin. Konu kaç çocuk doğurduğun değil, kaç çocuğa sevgiyle, doğru eğitimle yaklaşabildiğin.”

PELİN AKİL VE KIZLARI ALİN İLE LİNA
‘Sabrım büyüdü, kalbim genişledi’
“Anneliğin bana kattığı şeyleri tek bir kelimeyle anlatmam gerekse ‘derinlik’ derdim. Daha önce de seviyordum, sorumluluk alıyordum ama annelikle birlikte duygularımın rengi değişti; Her şey daha gerçek, daha çıplak ve daha anlamlı oldu. İki kızımla birlikte hayatın kontrol edilemeyen tarafını kabullenmeyi öğrendim. Planlar yapıyorum hâlâ ama artık hayatın kendi akışına daha çok saygı duyuyorum. Sabrım büyüdü, kalbim genişledi. Kendi çocukluğuma başka bir yerden bakmaya başladım; anneme daha çok benzedim, onu daha çok anladım. Ama bir yandan da onlara sadece sarılan değil, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmanın ne demek olduğunu göstermek istiyorum. Yaptıkları her şeyle gurur duyuyorum. Küçük ya da büyük fark etmeden, kendi yollarını cesaretle yürümeleri beni en çok mutlu eden şey. Ve biliyorum ki bir gün asıl gurur duyacakları şey, ayaklarının üzerinde duran, güçlü, cesur, çağdaş, dinamik birer kadın olmaları olacak. Ben de onlara bunu yaşayarak gösterebilen bir anne olabilmek için elimden geleni yapıyorum. Çünkü bence annelik sadece korumak değil, aynı zamanda onlara ilham olabilmek.”

MELTEM YILMAZKAYA VE OĞLU TOPRAK
‘Bir şey sezdiğinde pençelerini çıkartıyorsun’
“Kadın için zor ama bir o kadar da eşsiz bir süreç annelik. İlk kalp atışı, ilk tekme, ilk ultrason fotoğrafı derken, çat kapı gelen doğum günü ve ilk kez duyduğun o ses. Kalbin o gelene kadar çok kişiye bölünmüşken, onunla birlikte tek sahibe iniyor. Her şeyin en güzeli, en doğrusu olsun diyorsun. Ne büyük sorumluluk! Zaman zor. Dünya değişiyor ve sen her şeye rağmen koruyabildiğin kadar korumaya çalışıyorsun onu bütün tehlikelerden. Bir şey sezdiğinde pençelerini çıkartıyorsun artık, çok önemi kalmıyor gel-geç duyguların, hallerin… Güçleniyorsun işte! Seni doğuran ve senin doğurduğun, bu eşsiz bir bağ, her gün şükrediyorsun. Toprak’ın haberini ilk aldığımda, bir yavruyu dünyaya getirmenin, bencillik olup olmadığı konusuna çok takılmıştım. Kalp atışını duyduğum an, onu çok istediğime emin oldum ve şimdi yavrum üç yaşında. Birlikte büyüyoruz, ben de eksik olan ne varsa kendi çocukluğuma dair, onu tamamlıyorum sanki. Bazen renkli bir boya kalemi, bazen bir defter. Yolumuz sağlıkla, güzellikle uzun bir seyrüsefer. Tüm annelerin günü kutlu, mutlu olsun.”
TUĞBA ÇOM VE OĞLU RÜZGAR
‘Değişim değil dönüşüm’
“İzlediğim bir animasyon filmindeki bir sahne, anneliği tarif ederken zihnimde hep ilk sırada yer alıyor: Sahnede yorgun, tükenmiş, çaresiz bir anne var, ellerini görüyoruz… Sonra annenin ellerine çocuğunun küçücük elleri değiyor, gözleri temas ediyor ve o an sanki kalbe kan pompalanırcasına annenin içindeki sönmüş, solmuş bir ağaç yeniden yeşeriyor. Annelik benim için tam olarak böyle bir duygu ve deneyim. Bu süreçte hayatımda yalnızca değişim değil, daha çok derin bir dönüşüm yaşıyorum. Belki eskisi kadar sakin olduğumu söyleyemem ancak sabrımı, duygularımı ve sınırlarımı çok daha bilinçli bir şekilde yönetebilmeyi öğrendim, öğreniyorum. Annelik, bana kendimi yeniden tanıma, içsel gücümü fark etme ve hayatın akışına farklı bir perspektiften bakabilme becerisi kazandırdı. Tüm bu dönüşümün en belirgin yansıması ise önceliklerimin köklü bir şekilde değişmiş olması. Anlıyorum ki, annelik aslında insanın kendi kalbine en saf haliyle yeniden dokunması, her gün yeniden yeşermesi, her şeye rağmen sevgiyle var olmaya devam etmesi demek.”

NİLGÜN BAŞTUĞ KURT VE KIZLARI KARACA İLE SÜREYYA
‘Hiç hissetmediğim orantsız bir sevgi’
“Hayatımı anne olmadan önce ve anne olduktan sonra iki farklı zaman dilimi gibi hissediyorum. Daha bireysel kararlar alabildiğim bir dönemin sonu ile yolcuğunu tamamlamış ve önceliklerimin daima kızlarım olduğu yeni bir dönemin başlangıcı hiç bana sormadan el değiştirmiş gibi. İçine doğduğum aile ile kendi kurduğum aile çocuklarımla birlikte daha da sınırları netleşen bir değer hâlini aldı. Neredeyse bütün hayatımı onlara göre şekillendirmenin ve bunu isteyerek yapabilmenin daha önce hiç hissetmediğim çok büyük ve orantısız bir sevgi ile ilgili olduğunu deneyimliyorum. Hayatın olağan akışı içinde pek çok kayıplar veriyoruz, pek çok duygu yaşıyoruz aslında, üstelik hepsi çok önemli, bizi biz yaptıkları için çok değerli ama gene de kızlarımdan biri ağladığında yüreğimde açılan bir yer var, orası çok derin ve çok acıtarak sızlıyor, sanki daha önce hiç üzülmemişim gibi… Yönünü rüzgârın ve suyun akışına bırakmış bir yelkenli gibi hissediyorum çoğu zaman. Değiştiremediğim şeyleri çocuklarımla birlikte sevmeyi öğrendim. Cesaret ve endişe arasında geçen yol ayrımları ile pek çok kişilik özelliğim törpülenmiş gibi. Eskiden de dikkat ederdim ama şimdi trafikte, seyahatte, evde çok daha dikkatli bir insan olmaya çalıştığımı fark ediyorum. Sanki onların hep yanında olmak için kendi hayatımı bile daha çok korumam gerektiği hissine kapılıyorum, hayatım bile bana emanet gibi… Kızlarımla birlikte hayatın ne kadar basit olduğunu yeniden hatırlamaya başladım. Yetişkinlikle birlikte kaybettiğimiz şeyler var bence... Keşfetmenin, merak etmenin, daima gülümsemenin ne kadar güzel ve basit olduğunu hissediyorum onlarla birlikte yeniden…”

EVDE DENEYİN
Anı çerçevesi
Bu hafta atık malzemelerden bir fotoğraf çerçevesi tasarlayın. Önce kare bir karton kesin, kenarlarına renkli küçük kağıtlar (kare, üçgen, daire vs.) yapıştırın. Bugüne özel çektirdiğiniz bir fotoğrafı çıktı alıp yapıştırın. Üzerine tarihi yazmayı da unutmayın.
HAFTANIN KİTABI
Yayınevi: YKY Yayınları Yazan: Sara Şahinkanat Resimleyen: Ayşe İnan Yaş: 7+ Sayfa: 32
HAFTANIN ETKİNLİĞİ
Parklarda Anneler Günü
Kadıköy Belediyesi Özgürlük Parkı ve Fenerbahçe Parkı bu yıl iki ayrı anneler günü etkinliğine ev sahipliği yapıyor. Özgürlük Parkı’nda anneler için sürpriz etkinlikler, Fenerbahçe Parkı’nda ise “Harçlığımı Kazanıyorum Anneme Hediye Alıyorum Şenliği” var. Tüm gün sürecek etkinlikleri kaçırmayın.
HAFTANIN ŞARKISI
Bu hafta çocuklarınız ve torunlarınızla birlikte “Benim annem güzel annem” şarkısını dinleyin ve bu şarkının içeriği ve tarihi hakkında sohbet edin.
