Arafın doktorları

Arafın doktorları

11.01.2026 11:40:00
Güncellenme:
Başak Bıçak
Takip Et:
Arafın doktorları

Geçen yıl ödüllere doymayan “The Pitt”, ikinci sezonuyla tıp dünyasının kaotik ama bir o kadar da insani kapılarını yeniden aralıyor. Dizinin yıldızları Sepideh Moafi ve Shawn Hatosy sistemin çıkmazlarını, hastanelerin yaşam ile ölüm arasındaki “araf” halini ve dizinin her sezonunun neden tek bir vardiyada geçtiğini Cumhuriyet Pazar’a anlattı.

R. Scott Gemill’in, ödül sezonuna damgasını vuran dizisi “The Pitt”, 9 Ocak’ta ikinci sezonuyla HBO Max’e geri döndü. Diziye bu sezon katılan ve Dr. Baran Al-Hashimi’ye yaşam veren Sepideh Moafi ile ilk sezondan hatırladığımız Dr. Jack Abbot’a rol veren Shawn Hatosy ile ikinci sezonda bizi ve karakterlerini nelerin beklediği ile The Pitt’in olağanüstü başarısını konuştuk. 

Image(Sepideh Moafi)

- Sepideh, ilk sorum senin için. The Pitt’in başarısı muazzam oldu; bu ortama sonradan katılmak nasıldı? Çünkü ortada yerleşik bir sürü dinamik var. Hatta ikinci sezonda gerçekten ritmi yakaladıklarını düşünüyorum. Bu aileye katılmak ve kabul edilmek senin açından nasıldı?

Sepideh Moafi: İnanılmaz zorlayıcı ve heyecan vericiydi. Çünkü dizide işinizde en üst seviyede, kıdemli bir profesyonel olarak çalışıyorsunuz. Ben ise daha önce hiç neşter tutmamıştım. Bu yüzden tıbbi eğitim kampı inanılmaz değerliydi. Fakat bence, beni işe almalarının asıl nedeni karakterin kalbiydi; özünde kim olduğuydu. Ben de buna tutundum ve dediğim gibi zorlayıcıydı ama herkes beni kollarını açarak karşıladı. 

- Peki, sizce bu türden tıp konulu hikâyeleri bu kadar ilginç, bu kadar popüler yapan şey nedir? İnsanlar, olasılıkla içinde olmak istemeyecekleri bu durumları neden izliyorlar?

Shawn Hatosy: Ben açıkçası tıbbi şeylere pek yakın biri değilim. Doktora gitmeyi sevmem ama bu türden konuları bu kadar popüler yapan şey buradaki karakterlerin tam anlamıyla kendilerine karşı işleyen bir sistemde çalışan kahramanlar olmaları. Bu işi yapan insanlar, en azından “The Pitt”te, özünde iyi insanlar ve siz de onları gerçekten destekliyorsunuz.

S. Moafi: Gerçekten de dramayı izlemek isteriz ama bu dramın hayatımızda olmasını istemeyiz. Hastanelerin de şöyle bir yanı var: Hayat, ölüm ve aradaki her şeyin âdeta bir arafı gibiler. Geçen sezonda yaşanan tüm vakalar bizi düşünmeye sevk etti. Ve özellikle silah şiddeti, toplu silahlı saldırılar söz konusu olduğunda bu hikâyeleri haberlerde sık sık görürüz ama sonrasında neler olduğunu bilmeyiz. Sadece kurbanlar üzerindeki değil, doktorlar üzerindeki insani bedeli de görmeyiz. Bu yüzden insanlığımızın daha derin boyutlarına temas etmemize yardımcı oluyor bence bu türden hikayeler ve böylece kendimizi daha birbirimize daha bağlı hissettiriyor.

Image(Shawn Hatosy)

- The Pitt’i sıra dışı kılan şeylerden biri de her sezonun tek bir vardiyada geçmesi. Dolayısıyla normal bir diziyi izlerken öğreneceğiniz şeyleri buradaki karakterler hakkında hemen öğrenemiyorsunuz. Daha çok, onların belki yıllardır taşıdığı yükün küçük kesitlerini görüyorsunuz. Bu yüzden izleyicilerin yakalayamadığı bir genel çerçeve çizebilir misiniz yeni sezon için?

S. Moafi: Bu dizide iş biraz farklı ilerliyor. Çünkü hastane yapısı içinde, hastalar gerçekten dizinin yıldızları. Ve dediğim gibi bizim nasıl etkileştiğimiz, tepki verdiğimiz, hangi hastaların içimizde nereye dokunduğu, bunların hepsi kim olduğumuz hakkında daha fazla şey açığa çıkarıyor. Bu sezon boyunca şunu göreceksiniz ki geçen yıl da izlediniz, bazı anlar her bir karakterin geçmişine ilişkin bir kapı, bir pencere aralıyor. Ama kendi karakterim adına konuşabilirim ki her karakterde olduğu gibi sezon boyunca açığa çıkan şeyler olacak.

S. Hatosy: Birinci sezonda Dr. Abbot’un bir muharebe sağlıkçısı olarak geçmişini öğrenmeye başladık. Ancak bana göre “The Pitt”te asıl harika olan şey, sonunda bu rollerin tersine dönüş biçimleri. Bence ikinci sezonda, ilk sezonun bu uzman doktor pozisyonlarına ne kadar travma yükleyebildiğinin etkilerini göreceğiz.

KİM BAKIMI HAK EDER?

- Dizide duygusal ağırlık ile daha geniş toplumsal sorunlar arasında hassas bir denge var. Sizce “The Pitt” bu dengeyi korumak için bu meseleleri nasıl yönetiyor?

S. Hatosy: The Pitt’te ele aldığımız o kadar çok şey var ki… Kızamık, toplu silahlı saldırılar vs... Bence olup biteni elimizden gelen en iyi şekilde göstermek önemli. Ancak dizinin çok büyük bir kısmında en azından benim en sevdiğim şey, karşılaştığımız zorlukların yalnızca tıbbi olmaması. Çoğu zaman sistemle ilişkili oluyorlar. Umarım sağlık profesyonelleri artık daha görünür olur, nelerle uğraşmak zorunda oldukları ve nasıl çalışmak zorunda kaldıkları bu sayede daha çok görülür.

S. Moafi: Geçen sezon bildiğiniz gibi, seks amaçlı insan ticareti, silah şiddeti, beden üzerinde özerklik, kadının kendi seçimini yapma hakkı gibi pek çok farklı şeyi gördük. O kadar çok farklı meseleyi ele alıyoruz ki bu sezon da farklı olmayacak. Örneğin cezaevinden bir hastamız var ve o şu meseleyi gündeme getiriyor: Yasal olarak her hastayı tedavi etmekle yükümlüyüz. Ancak sağlık camiasının içinde bile var olan içsel önyargılar var. Bu da şu soruları doğuruyor: Bakımı kim hak eder ve ne düzeyde bir bakımı hak eder? Böylece yargı dayatmadan bütün bunları sorgulamanızı sağlıyor.

İlgili Konular: #Cumhuriyet Pazar