Sanatçı Eren Boz, özellikle pandemide evde ve “çevrimiçi” geçirilen sürelerin artmasıyla sosyal medyada çok fazla kişiye ulaşmayı başardı.
Grafik eğitiminin ardından çocuk kitapları çizdi, dövmeye merak salmak üzereyken evlere kapanılan pandemi sürecinde çizimlerini internette paylaşmaya başladı. İnsanların sadece gülmediği, hatta bazen hiç gülmeden varoluşlarını sorguladıkları çizimlerle dikkat çekti.
Bir nevi insanlar Boz’un çizimlerinde kendi his ve düşüncelerini buldu. Şu sıralar Instagram’da takipçi sayısı 360 bini aşıyor. Biz de sanatçıyla bu ilginin nedenini ve çizimlerini konuştuk.
- Pandemi size ne hatırlatıyor? Daha fazla kitleye ulaştığınız zamanlar da o tarihlere mi denk geliyor?
Pandemi herkesi, benim alışık olduğum yaşam biçimine zorlayan bir süreç olarak kaldı aklımda. Ben zaten öyle yaşıyordum, herkes benim konfor alanıma girdi. Evlere kapanan insanlar zoraki şekilde kendilerini sosyal medyada buldular. Tabii ki insanların böyle yaşamak zorunda kalmış olmasından mutluluk duymuyorum lakin pandemi, takipçi sayımın artmasında etkili oldu. Kriz anlarında beni bir soğukkanlılık kaplar ve krizi atlatmanın bir yolunu ararım. Hele ki insanlarla ortak bir derdimiz varsa, önce kendimi sonra onları rahatlatmanın yollarını ararım, bulduğumda rahatlarım. Pandemi kafamı bu açıdan çok çalıştırdığım bir dönem oldu.
REVİZEYE TAHAMMÜLÜM YOK
- İnternet gibi bir ortam sizin yaptığınız işleri kitlelere duyurmakta avantajına olmuş. Eğer öyle bir imkânınız olmasaydı ne yapıyor olurdunuz sizce?
Dövmecilik yapardım belki ya da yüksek lisansta denerdim şansımı ama ajanslarda yapabileceğimi pek sanmıyorum, ekip çalışmasına çok açık biri değilim. Ürettiklerime revize gelmesinden hiç hoşlanmam. Gerçi kimse hoşlanmıyordur ki zaten. Ama öğretmen olmayı çok isterdim, ortaokul hariç her dönem olabilir. Ya da psikolog olmak isterdim, ama üniversite sınavını kazanamazdım. Dört işlem yapmayı bile neredeyse unuttum.
- İnternette sizin hakkında öne çıkan yorumlar arasında varoluşçuluğa olan ilginiz ön planda. Bu varoluşçuluk hakkındaki çalışmalar sizin için bir sağaltım görevi görüyor mu?
Ben varoluşçuluğu kitaplardan öğrenmedim, öyle birisi olduğumu insanların söylemeleri üzerine anladım ve tamam dedim, evet böyle tanımlamak mümkün beni. Eksik ama yeterli. Müslüman bir çocukluğun ardından sırasıyla ateist, nihilist, deist oldum ve şimdilerde varlıktan ve yokluktan emin olamadığım bir süreçteyim. Hiçbir şeye inanmıyorum ama aslında her şeye de inanıyor gibiyim. Neden burada olduğumuzu anlamaya çalışırken kendimi inançların içine sokup çıkarmıyorum, hepsine yerim var kendimde. Dünya ve varoluş çok acayip bir deneyim ve bana kalırsa her şey mümkün. Evreni anlama yolunda beynimi bir kuark gibi kulanmanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum. Ne sıfır ne de “bir”im. Aynı anda ikisi ve aynı anda hiçbiri olarak.
‘BOBB ROSS’TAN BAŞKASINI TANIMAZDIM
- Küçüklüğünüzde kendinize örnek aldığınız karikatürist, çizer var mıydı?
Küçüklüğümde Bob Ross’tan başka resim çizen kimseyle karşılaşmadım. Çizgi filmlerden ilham alırdım. Böyle bakınca Walt Disney beni etkilemiş diyebiliriz. Looney Toones, Robin Hood, Winnie the Pooh da eklenebilir listeye.
- Sosyal medyada aylık ulaştığınız kişi sayısı kaç? Yıllara göre nasıl artış gösterdi bu sayı?
İlk zamanlar pandeminin de etkisiyle hızlı bir artış yakaladım. Bir iki yıldır ise takipçi sayım organik sınırına ulaşmış gibi duruyor. Elon Musk satın aldığından beri de diyebilirim belki, algoritma değişti biraz ve neler olup bittiğini anlayamadım. Reels çekmemi istiyor algoritma ama ben kamera karşısında pek rahat değilimdir ve zaten benim işim çizmek ve yazmak. Hâl böyle olunca artık buralarda takılmayı öğrenmem gerek.
‘İNTERNETSİZ KALABİLMEYİ İSTERDİM’
- Neyi daha çok yapabilmeyi dilerdiniz?
İnternetsiz kalabilmeyi çok isterdim. İnternet ve sosyal medyanın çokluğu, gerçekliğin azlığı demektir (ben böyle hissediyorum.) Telefon ekranına bakarken artık gerçek dünyada olmayı bırakıp sanal dünyada var oluyoruz. Gözlerimizle var olduğumuz bir sanallığın, bedenimizle var olduğumuz gerçekliğin önüne geçtiği bir hal bu. Matrix’e açılan bir pencere gibi dersem umarım çok delirmiş gibi gözükmem.
- Sosyal medyanın büyük kitlelere ulaşmak gibi bir faydası olduğu kadar bana göre “sürekli içerik üretme” gibi bir zorlayıcı tarafı da var. Sizi de böyle internet üzerinden gelir elde etme konusunda zorlayan konular var mı?
İlk üç dört yıl üretmenin zorluğundan çok, fazla üretmeme gerekliğinden muzdariptim. Çizilecek fikirlerim öyle duruyordu not defterimde ama gün içinde çok fazla paylaşım yaparak insanları sıkmak istemedim. Sonra bu üretkenlik yavaş yavaş azaldı. Ama birkaç haftadır anladığımı sandığım kadarıyla, algoritma daha az paylaşım yapmamızı istiyor gibi görünüyor. En azından üç günde bir. “Post”, ulaşabileceği doygunluğa ancak bu kadar sürede ulaşıyor. İlk başlardaki kadar üretken olmamam beni biraz yıpratıyordu ama bu son gelişmeyle kafam algoritmayla senkronize olmuş gibi.