Evlilik korkusu: Ya evleneceğiniz kişi ruh eşiniz değilse?

Evlilik korkusu: Ya evleneceğiniz kişi ruh eşiniz değilse?

12.04.2026 12:00:00
Güncellenme:
Başak Bıçak
Takip Et:
Evlilik korkusu: Ya evleneceğiniz kişi ruh eşiniz değilse?

“Something Very Bad Is Going To Happen”, evlilik öncesi stresini yaratan bilindik sorunları birer korku öğesine dönüştürüyor. Korku ile kara mizahi buluşturan dizi sekiz bölüm boyunca geleneksel “evet dediğim kişi ruh eşim mi” kuşkusuyla izleyiciyi baş başa bırakıyor.

Issız ve karanlık yollar, eğlence için dinlenen korku podcastleri, terk edilen bebekler, ürkütücü barlar, dinlenme tesislerine gizlenmiş röntgenciler, ölü hayvanlar ve kanla yazılmış bir "yeni evliyiz" yazısı…

“Something Very Bad Is Going To Happen”, ismiyle uygun bir biçimde, birazdan olacak kötü şeyler için ana karakteri Rachel'a (Camila Morrone), yolun en başında sinyaller göndermeye başlıyor. Ancak söz konusu uyarılar, Rachel'ın hayatının aşkıyla evlendiğini düşündüğü büyük güne birkaç gün kala gerçekleşince her korku öyküsünde olduğu gibi bize arkamıza yaslanıp kaderin nasıl tecelli edeceğini keyifle izlemek kalıyor.

NE YAPARDINIZ?

Düğününüze birkaç gün kala evleneceğiniz kişinin ruh eşiniz olup olmadığından emin olmak zorunda kalsanız ve her şey buna bağlı olsa ne yapardınız? Netflix'te yayımlanan “Something Very Bad Is Going To Happen”, düğün öncesi yaşanan her türlü gerilim motifini bir korku unsuruna dönüştürerek romantizmi adeta kana buluyor. Ana karakteri Rachel'ın düğüne günler kala yaşadığı ürkütücü olaylardan hareketle, bağlılık yemini edilen kişinin doğru kişi olup olmadığı sorusunu ortaya atıyor ve evet, buna verdiği yanıtlar bir hayli dehşet verici oluyor. Girizgahını, yaşanacak kâbusun düğümlendiği seremoni sahnesiyle yapan dizi, gelinin duvak altından duyduğumuz gerilim yüklü nefes alışverişleriyle tansiyonu en başından yükseltmeye başlıyor. Nitekim kısa bir geri dönüş sahnesiyle olacakları haber veren hikâye, hemen ardından beş gün öncesine, "evet" demeden yaşananlara dönüyor.

Hiç çıkarmadığı yüzükleri, dövmeleri, siyah ojeleri ve giyimiyle, nişanlısından epey farklı olduğunu başından kavradığımız Rachel ve Nicky (Adam DiMarco) ile düğün haftalarında, Nicky'nin aile evine doğru yol alırken tanışıyoruz. Farklı stillerine karşın çok iyi anlaştıkları belli olan çift, yolda "birkaç tuhaf olay" yaşadıktan sonra ormanda konumlanan büyük bir eve varıyorlar.

Başlangıçta bayağı rahatsız edici görünen bu aile fertleri planlanan mütevazı düğün için canla başla uğraşıyorlar, Rachel'a "yardımlarını esirgemiyorlar". Ancak önce düğün davetiyesinin arkasına yazılmış "Onunla evlenme!" ibaresi, ardından da kaybolan gelinlik, Rachel'a bir şeylerin yolunda gitmediğinin haberini veriyor. Bu andan itibaren, her biri başlı başına bir korku ana figürü olacak kadar uğursuz görünen aile üyeleri arasında kalan Rachel'ın yaşamı, evleneceği adamın gerçekten ruh eşi olup olmadığını anlamak zorunda kalmasıyla tümden "cehenneme" dönüyor. Bu esnada biz, anlatının hangi korku alt türüne göz kırptığını anlamaya çalışaduralım, çiftlerin düğün öncesi yaşadığı stresleri kendisine tin edinen hikâye, ruh çağırma seanslarından, katillere, hayvan derisi yüzen doktorlara ve pagan ritüellerini andıran figürlere değin pek çok korku unsurunu da başarıyla harmanlıyor.

Bu göz alıcı bileşimin tek sorunu ise tüm korku temalarını bir araya getirirken gereğinden fazla zaman harcaması ve bunu karakterler üzerinde değerlendirmek istememesi. Felakete giden yolda kaybedilen çok fazla süre var ve anlatı, birkaçı hariç karakterleri geliştirme konusunda hevesli görünmüyor.

Bununla birlikte nefis finali ve ekrandan gözlerinizi ayırmanıza engel olacak olay örgüsüyle “Something Very Bad Is Going To Happen”, evlilik kurumu ve aşk arasındaki ilişki ile tek bir kişiye verilen bağlılık yemininin sorgulanma şekliyle, sekiz bölüm boyunca "korkuyla izleyeceğiniz bir aşk hikayesi". Ve evet, evleneceğiz kişinin ruh eşiniz olup olmadığı kuşkusuyla "evet" demek, pek çok korku unsurundan bile daha dehşet verici!

Puanım: 7.5/10

İlgili Konular: #Cumhuriyet Pazar