Hem evlerimizde hem de ticari binalarda bayağı bir enerji tüketimimiz var. Birleşmiş Milletler verilerinde, yapısal enerji tedarik sektörünün küresel emisyonların yüzde 35’ini oluşturarak küresel sera gazı emisyonlarına en büyük katkıyı sağladığı yer alıyor. Bunun başlıca nedeni çoğu ülkenin enerji için hâlâ fosil yakıtlara güvenmesi ve yapıların özellikle ısıtma ve soğutma gibi gereksinimler için çok fazla enerji tüketmesi. Elektrik üretmek için fosil yakıtları kullanmak atmosfere karbondioksit salınımına ve zaten çok fazla ısınan dünyamızın daha ısınmasına yol açıyor.
Uzmanların kritik eşik olan 1.5 dereceyi aşmamak için önerdiği bireysel karbon ayak izinin küresel ortalamasını 2020’de 6.3 tondan 2030’da 2.1 tona düşürmek açısından evsel enerji önemli bir fırsat sunuyor. Bu noktada evlerde ve çeşitli binalarda kullanılan enerjinin nasıl elde edildiği büyük önem taşıyor. Son aylarda hem masa başı araştırmalarımda hem de çevremde sıkça ısı pompalarını duyar oldum.
ISI POMPASI NEDİR?
Isı pompası, bir buzdolabı veya klimada bulunan teknolojiye benzer bir teknoloji kullanır ancak tam tersi biçimde bir kaynaktan ısıyı çıkarır ve ardından ısıyı gereksinim duyulan yere aktarır. Var olan modellerin gaz kazanlarından 3-5 kat daha fazla enerji verimliliğine sahip olduğu ortaya konuluyor. Isı pompaları mutlak sıfırın üzerindeki herhangi bir sıcaklıkta çalışabilir ve ürettikleri su sifonlarda kullanılarak atık olmaktan çıkabilir, bitki sulamak için de kullanılabilirler.

KARBONDA 500 MİLYON TON AZALMA
Bu nedenlerle ısı pompaları, ısının karbondan arındırılması için kritik bir teknoloji olarak giderek daha fazla kabul görüyor ve son yıllarda birçok ülkede artan bir politik destek de alıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), ısı pompalarının küresel olarak 2030’da küresel karbondioksit emisyonlarını en az 500 milyon ton azaltma potansiyeline sahip olduğunu öngörüyor. Bu miktar Avrupa’daki tüm arabaların yıllık karbondioksit emisyonlarına eşit. Dünya Ekonomik Forumu’nun Etkili Enerji Geçişini Teşvik Etme 2024 raporuna göre ısı pompaları enerji dönüşümünde çözümün anahtarlarından biri olarak görev alabilir.
Isı pompaları henüz binalardaki küresel ısıtma gereksiniminin yalnızca yüzde 10’unu karşılıyor. Bu oran 2050’ye kadar net sıfır emisyon hedeflerine uyum sağlamak için gereken seviyesinin altında. Özellikle ön satın alma ve kurulum maliyetlerini azaltmak, pazar engellerini kaldırmak, enerji performansını ve dayanıklılığını iyileştirmek ve ısı pompalarının güç sistemi entegrasyonu ile esnekliğini sağlayan bir araç olarak potansiyelinden faydalanabilmek için daha fazla politika desteği ve teknik inovasyona gerek duyuluyor.

ISI POMPASI TİCARETİ
Küresel ölçekte ticareti yapılan ısı pompaları bugün tüm ısı pompası kurulumlarının yalnızca dörtte birini oluşturmakta. Bunun ana nedeni yerel üreticilerin yerel tercihlere, standartlara veya hatta geleneksel bina tasarımlarına daha aşina olmaları. IEA’nın araştırmasına göre Çin, 2023’te 10 GW’ın üzerinde ihracatla ısı pompalarının en büyük ihracatçısıydı. Bu da küresel toplam ticaret hacminin yarısına denk geliyordu. Bu ihracatın dörtte üçü, 2020 ile 2023 arasındaki önemli talep artışının bir kısmını karşılamak için Çin ithalatına güvenen Avrupa ülkelerine yapılmakta. İhracat, Çin’in ısı pompası üretiminin dörtte birini oluştururken kalan dörtte üçü Çin’in tüm ısı pompası talebini kapsayarak yurt içinde satılmakta. Bu yılın sonuna kadar ısı pompası ticaretine olan talebin iki katından fazla artması bekleniyor.