Geçmişin coşkusu bugünün yaraları: OD Band

Geçmişin coşkusu bugünün yaraları: OD Band

26.04.2026 12:00:00
Güncellenme:
Geçmişin coşkusu bugünün yaraları: OD Band

2000’lerin filtresiz rock ruhunu bugünün dijital dünyasına taşıyan OD Band; ön yargılara, cinsiyetçi klişelere ve kusursuzluk baskısına sahneden haykırarak yanıt veriyor.

Bazı hikâyeler, tüm rasyonel planlara ve profesyonel öngörülere meydan okuyarak başlar. Beş kadının henüz enstrümanlarını bile tam tanımazken birbirlerine ve kuracakları o dünyanın hayaline aşık olup "Biz grup kurduk!" diyerek sahneye adım attıkları o an gibi...

OD Band’in hikâyesi, güncel müzik endüstrisinin o steril ve hatasız başarı formüllerine verilmiş en güzel yanıtlardan.

İsimleri eski Türkçe’de "Aşk Ateşi" anlamındaki od”dan geliyor ama bu sadece romantik bir yangın değil. Her düştüklerinde daha güçlü kalkmalarını sağlayan, körüklenmiş bir direnç ateşi.

Bugün karşımızda, Z kuşağının çokça yükseldiği 2000'lerin o filtresiz, cüretkâr rock ruhunu bugünün dijital gürültüsünün içinden çekip alan bir topluluk var.

Image

Soldan sağa: Öykü Ölçer solo gitar, Ayşegül Eylül Bozdağ baterist, Elif Güneş Polat vokal, Sude Kaleli ritim gitar, Zeynep Umay Akboğa bass gitar.

TOPLUMUN GÖRÜNMEZ YARALARINA PARMAK BASIYORLAR

"Aşk İçinden" ile içsel bir kabullenişi, "Kanada" ile o hepimizin bildiği "her şeyi bırakıp gitme" arzusunu sırtlanan grup, şimdi çok daha sert ve yaralı bir yerden yeni teklisi "İzlerim"i dinleyicilerle buluşturdu.

Yeni teklileriyle sadece müzikal bir vites artırmakla kalmıyorlar. Çocukluğumuzun çalınan güvenli alanlarına, aramızda dolaşan suçluların sildiği masumiyet izlerine ve toplumun görünmez yaralarına parmak basıyorlar.

- Yayımlanmış iki tekliniz var: Aşk İçinden” ve Kanada”. Her ikisi de oldukça ilgi çekti. Nasıl ortaya çıktı bu şarkılar?

Eylül Bozdağ:Aşk İçinden” bizim için fırtına öncesi sessizlik gibiydi. Daha içsel, daha kişisel bir hesaplaşma, bir şeyleri halının altına süpürmek yerine o duygunun tam içinden geçme ve nihayetinde kabullenme hali diyebiliriz.

Güneş Polat:Kanada” ise tam tersi bir refleksle, dışa dönük bir hikâye olarak şekillendi. Hepimizin zaman zaman hissettiği o "her şeyi bırakıp gitme" isteği, uzaklaşma arzusu ve yeni bir başlangıç hayali etrafında dönüyor.

Sude Kaleli: İkisi de aslında farklı ruh hallerimizin yansıması olsa da ortak bir DNA taşıyorlar: İkisi de filtrelenmemiş, yaşanmış duygulara dayanıyor. Sanırım dinleyicimizle kurduğumuz o güçlü bağın sırrı bu "sahicilik" meselesinde saklı.

- İnsanlar OD Band ile birlikte eskiye ilişkin bir sesi hatırlar gibi oldular. 2000’ler nostaljisi de revaçta. Böyle bir zamanda ortaya çıktığınızı düşünüyor musunuz?

G. Polat: Bunu bir strateji olarak planlamadık ama o dönemin ruhuyla beslendiğimiz bir gerçek. 2000’ler Türk rock sahnesi, hepimizin müzikal karakterini şekillendiren, o samimi sound’un zirve yaptığı bir dönemdi.

S. Kaleli: Bugün o dönemin bu kadar özlenmesi tesadüf değil. İnsanlar artık pürüzsüzleştirilmiş dijital seslerden çok, o eski "filtresizliği" ve cüreti arıyor. Biz nostalji yapıp geçmişe takılı kalmak yerine, o dönemin bize hissettirdiği o özgürlük ve isyan hissini bugünün dünyasına, kendi dilimizle taşımaya çalışıyoruz.

- Seyirciye anında geçen ortak bir enerjiniz olduğu söyleniyor. Gerçekten öyle mi?

G. Polat: Sahneye adım attığımız an aramızdaki o enerjiyi biz de çok net hissediyoruz. Bizim için sahne sadece enstrüman çaldığımız bir yer değil. Beş kişinin tek bir organizma gibi hareket ettiği, gerçekten "yaşadığı" bir alan.

E. Bozdağ: Aramızdaki bu bağ ve sahnedeki o anlık paylaşım, doğrudan dinleyiciye geçiyor. Bu aslında açıklanabilecek bir şey değil. Daha çok o an orada bulunan herkesle kurulan, kelimelere dökülmeyen bir frekans gibi.

ZORBALIKLA MÜCADELE

- Rock ortamları”nda kadın olduğunuz için zorbalandığınız oldu mu?

G. Polat: Maalesef, zaman zaman bununla karşılaştık, karşılaşıyoruz da. Özellikle yolun başında varlığımızı ispat etmek zorunda bırakıldığımız anlar oldu. Ancak bu önyargılar bizi sindirmek yerine sahnede daha dik durmamızı sağladı.

Öykü Ölçer: Biz, varlığımızı tartışmaya açanlara kelimelerle değil, müziğimizle cevap vermeyi seçtik. Zamanla o yargı dolu bakışların saygıya dönüştüğünü veya dönüşeceğini görüp bilmek sadece bizim için değil, bu yolda yürüyen tüm kadın müzisyenler için büyük bir motivasyon.

- Birbirinizle kesişen ve asla kesişmeyen kişisel müzik zevkleriniz neler?

Umay Akboğa: Ben rock ve gitar müziğinden 3-4 sene önce koptum biraz aslında. Punk kültürüyle büyüdüm, elime gitar almamın sebebi de buydu küçükken ama yaşım ilerledikçe uzaklaştım. OD Band’e girerken de en heyecanlı olduğum şey buydu: İster istemez dinlemeyi ihmal ettiğim türlere dönmüş oldum bu da benim için keyifli bir yol gitmesi.

E. Bozdağ: Merkezimizde rock müzik dursa da, hepimiz bu merkezin farklı uçlarına savruluyoruz. Birimiz daha alternatif ve indie sularında yüzerken bir diğerimiz klasik rock’ın sertliğinden, diğeri deneysel türlerin belirsizliğinden besleniyor.

S. Kaleli: Aslında OD Band’in sesini zenginleştiren de tam olarak bu "çarpışma" hali. Hiç kesişmeyen zevklerimiz de kesişenler kadar şarkılarımıza farklı renkler ve katmanlar katıyor.

Ö. Ölçer: Tek bir kalıba sığmayı reddetmek ve o farklılıklardan yeni bir bütün yaratmak bizim en büyük gücümüz.

GEÇMİŞTEN KALAN İZLER

- Yeni bir teklinin eli kulağında diye duydum…

Güneş Polat: Evet, heyecanımız çok yüksek! “İzlerim” ile dinleyiciyle buluşuyoruz. Hatta sanırım bu röportaj çıktığında şarkımız çoktan dinlenmeye başlamış olacak.

Öykü Ölçer: “İzlerim”, önceki işlerimize kıyasla sound olarak daha sert, duygusal olaraksa daha yaralı bir yerde duruyor. Parça çocukluğumuzdan, geçmişimizden kalan izlerin, hayallerimizin ve güvenli alanlarımızın elimizden alınışını, çalınışını anlatıyor. Yaşama dair umut dolu onlarca "iz" sessizce siliniyor. “İzlerim”i her dinleyen elbette kendinden başka bir şeyler duyacaktır ama ben bu şarkıyı yazarken yitip gitmiş yaşamları, kızlarımızı, çocuklarımızı ve aslında kaybettiğimiz o çocukluğumuzu düşündüm. Yazarken Eğer burada olsalardı, onlar neler söylerlerdi?” diye düşündüm ve “İzlerim” de bu sorunun bir yanıtı olarak ortaya çıktı. Bu yüzden bu şarkı bizim için sadece bir beste değil. Çok daha başka, çok daha derin bir yerde duruyor.

Sude Kaleli: Biz OD Band olarak şarkılarımızı doğrudan yaşamın içinden, o gerçeklikten çekip alıyoruz. Çünkü biz de bu hayatın içinde yönünü bulmaya çalışan, düşen ama her seferinde daha güçlü kalkmaya çalışan insanlarız. Şarkılarımız, söyleyemediklerimizin çığlığı... Bazen kırılgan, bazen sert, bazen eğlenceli ama her zaman gerçek.

İlgili Konular: #Cumhuriyet Pazar