Ömür Kurt
omur@cocuklarlabiromur.com
Hemen her gün çocukların suça karıştığı yeni olaylar yaşıyoruz. Mattia Ahmet Minguzzi cinayetiyle tartışılmaya başlanan “Suça Sürüklenen Çocuk” kavramı adeta yeni suçlar için bir savunma niteliği taşıyor. Oysa bir çocuğun suça sürüklenmesiyle suça bulaşması farklı! Nitekim bu kavram katiller için bir umut, kurban yakınları için bir hayal kırıklığı… Bile isteye suç işleyen bir “çocuk” suça mı sürüklenmiştir yoksa suç işleyen birine mi dönüşmüştür? Konuyu toplumsal ve hukuki olarak farklı değerlenmek mümkün!
Bir çocuğun zorunluluktan doğan bir nedneden dolayı “suça sürüklenmesi” ile “keyfi” şekilde suç işlemesi aynı değildir. “Suça sürüklenmek” kavramı, bir çaresizliği ve o çaresizlikten doğan bir mecburiyeti ifade ediyor. Düşünün ki bir çocuğun ailesi yok, parası yok ve karnı aç. Çocuk, bu durumdan dolayı yiyecek çalmış olsun. İçine düştüğü hırsızlık durumu, bu çocuğun suça sürüklenmesine neden olmuştur. Oysa elinde bıçakla dolaşan, hiçbir gerekçe yokken bir başka çocuğun canına kasteden, onu tekmeleyen, fiziki ve ruhsal şiddet uygulayan bir çocuğun suça sürüklendiğini söylemek güçtür. Örneğin Kahramanmaraş okul saldırısında 14 yaşındaki İsa Aras Mersinli, babası birinci sınıf emniyet müdürü olan, her türlü ekonomik imkâna sahip, yabancı dil öğrenmiş, iyi donatılmış biri olsa da 11 çocuğu ve bir öğretmeni öldüren, 13 çocuğu da yaralayan bir “çocuk suçlu” olarak suça sürüklenmiş midir? Hukuka göre evet!
SUÇU ÖNEMSİZ GÖRMEK DEMEK DEĞİL
Av. Lerzenur Asan Elik’e Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) kavramının tanımını sorduk.
- SSÇ kavramına hukunun bakışı nasıl?
SSÇ, suç işlediği iddiasıyla hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen 18 yaşından küçük bireyler için kullanılan hukuki ve pedagojik bir kavram. Bu kavram, çocuğun kendi iradesinden çok ailesel, ekonomik, çevresel ve sosyal nedenlerin etkisiyle suça yöneldiğini kabul eden bir yaklaşımdır. Çocuk adalet sistemi, çocuğun yetişkinlerle aynı ölçüde irade ve muhakeme kapasitesine sahip olmadığı anlayışıyla da hareket eder. Bu nedenle hukuk dili, “çocuk suçlu” yerine özellikle “suça sürüklenen çocuk” ifadesini tercih etmektedir. Ancak bu yaklaşım, çocuğun işlediği fiili önemsiz görmek anlamına gelmez. Aksine amaç, çocuğu topluma yeniden kazandırmak ve toplumu şiddetten uzaklaştırmaktır. Esasen Çocuk Koruma Kanunu’nda tanımlanan bu kavramın temel amacı, çocuğu korumak, haklarını gözetmek, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği onun toplum içinde suçlu olarak damgalanmasının önüne geçmek ve suçun sabit olması hâlinde rehabilite ederek topluma kazandırmaktır.
- Bir başka çocuğa zarar veren, okulu tarayan ya da suça bulaşan bir çocuk “suça sürüklenmiş” midir?
İşlenen suçun dehşeti veya toplumda yarattığı infial ne kadar büyük olursa olsun, mevcut hukuk sistemimizde o çocuk hâlâ “SSÇ” olarak değerlendirilir. Çocuğun suça sürüklenmesine neden olan aile içi şiddet, istismar, ilgisizlik, sevgisizlik, aşırı baskı, parçalanmış aile yapısı, kötü arkadaş çevresi, suçun ve madde kullanımının normalleştiği ortamlarda büyüme, yoksulluk, ihmal, sokakta çalışma, eğitimden uzak kalma, sosyal medya, şiddet içerikli oyunlar ve yapımlar ile kötü rol modeller gibi birçok etken varken yalnızca çocuğu suçlamak bizi meselenin özünden uzaklaştırır. Ancak çocuğun korunması ile toplum güvenliği arasında hassas bir denge vardır. Ağır şiddet eğilimi gösteren çocuklarda yalnızca koruyucu yaklaşım yeterli olmaz; psikiyatrik değerlendirme, güvenlik tedbirleri, rehabilitasyon ve yakın denetim birlikte uygulanmalıdır. Özellikle 15-18 yaş grubundaki çocukların işlediği bazı ağır suçlarda caydırıcılığı sağlayacak yaptırımların uzun süreli hapis cezasının olması gerektiğini düşünüyorum. Çocuk, işlediği fiilin sonuçlarını görmeli ki suçun tekrarının önüne geçilebilsin ve toplumdaki cezasızlık algısıyla da mücadele edilebilsin.
ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
- Çocuğu suça sürükleyen nedenlerin ortadan kaldırılması için etkili sosyal politikalar uygulanmalı.
- Madde kullanımı söz konusuysa, çocuk bulunduğu olumsuz çevreden uzaklaştırılmalı.
- Çocuklara spor, sanat, bilim ve kültür alanlarında imkân sunulmalı.
- Aileler çocuklarıyla yakından ilgilenmeli ve yaşamın yoğunluğu içinde çocuklarını ihmal etmemeli.
- Aile, çocuğun arkadaş çevresini, bulunduğu ortamları, okulla ilişkisini, devamsızlık durumunu ve akademik ilgisini yakından takip etmeli, okul ile iş birliği içinde olmalı.
- Ayrıca çocukların dijital ayak izleri de dikkatle izlenmeli.
EVDE DENEYİN
Bardaktan kalemlik
Bu hafta çocuklarınızla birlikte kullanmadığınız cam bardakları boyayarak kalemlikler yapın. Çocuklar bu sayede evdeki malzemeleri değerlendirmeyi öğrenecekler.
HAFTANIN KİTABI
“Tık Tık Bu Ses de Ne?” müzikli bir kitap! Çocuklar bu kitabı okurken ve kitaptaki şarkıları dinlerken çok eğlenecek.
Yayınevi: 24m2 Kitap Yazan: Demet Çelebioğlu Resimleyen: Esra Kalay Dönmez Yaş: 3+ Sayfa: 64
HAFTANIN ETKİNLİĞİ
Miniatürk
İstanbul’un ve dünyanın simge yapılarının minik birer kopyasını yakından görmek için gezebileceğiniz harika bir müze.
Yer: İstanbul-Beyoğlu
Tarih: Pazartesi hariç her gün açık
Saat: 10.00-18.00
Yaş: Her yaşa uygun
İletişim: (0212) 222 28 82
HAFTANIN ŞARKISI
Bu hafta çocuklarınızla ve torunlarınızla birlikte MiniYo’nun “Dinozor Şarkıları”nı dinleyin ve dinozorlar hakkında sohbet edin.
