Maçahelli bal üreticisi Fatma Yıldız, yörenin kadınlarına ilham veriyor

Önce erkek kardeşi kendini adadı arıcılığa şimdi de onun başarısından ilham alan ablası... Artvin’in doğa harikası yerleşimi Maçahel’de arıcılık yapan Fatma Yıldız “Yıllarca bahçemde hep arı kovanım vardı ama bu bana yetmedi. Kovan sayımı da teknik bilgimi de artırmaya kararlıyım. Çünkü arıları çok seviyorum” diyor.

26 Ekim 2021 Salı, 12:03
Maçahelli bal üreticisi Fatma Yıldız, yörenin kadınlarına ilham veriyor
Abone Ol google-news

Karla kaplı uzun kış aylarından sonra bahar, kestane ağaçlarının çiçeklenmesiyle gelir Doğu Karadeniz’e... Yaylalara uzanan patika yollarda dağ gülleri renklenmeye başlar, ıhlamur ağaçlarının kokusuyla kısa yaz mevsimi şölene döner. Kara kış koşullarına dayanıklıdır yöre insanı ama güneşin izin verdiği ölçüde sürdürebilir tarımsal üretimini de hayvancılığı da... Artvin’in Borçka ilçesinin Camili (Maçahel) Vadisi, ülkemizin tek biyosfer rezerv alanı olarak literatürdeki haklı yerini koruyan bir doğa harikası... Neredeyse yılın 12 ayı yağmur alan, eylül ayıyla birlikte karın da kendini göstermeye başladığı bu benzersiz ama yaşam koşulları açısından bir o kadar da zorlu coğrafyada, arıcılıkla uğraşmak adanmışlık istiyor. Yöre halkının hemen hepsi, bahçesindeki birkaç kovanla kendi yıllık bal ihtiyacını karşılıyor. Ihlamur, kestane ve dağ güllerinin çiçeklerinin aromasıyla zenginleşen ballara diğer bölgelerden talep geldikçe de üretici sayısı artıyor. Her yıl şenlikler düzenlenerek yapılan bal festivaliyle o yılın en kaliteli balını üreten arıcılara ödülleri veriliyor.

YÖRE KADINLARINA ÖRNEK

Maçahel’in Maral köyünde arıcılık yapan nadir kadın üreticilerden biri 46 yaşındaki Fatma  Yıldız, bu işe arılara olan sevgisi nedeniyle başlamış. Tam bir yöre kadını Yıldız, toprakla uğraşmayı, üretmeyi seven, çalışkan bir Karadenizli… Yıllarca evinin ihtiyacı olan balı elde etmek için de bahçesinde hep arı kovanı bulundurmuş. TEMA’nın yıllar önce yörede başlattığı Kafkas arıcılığı projesinde aktif rol alan, bal üretimi üzerine sürekli araştırmalar yapan kardeşi İbrahim Kahya’nın da desteğiyle kovan sayısını artırmaya karar vermiş. İki yıl önce Maçahel bölgesinde bin arılı kovan hibe projesine başvurmuş ve kriterlere uyarak 20 kovan elde etmiş. Böylece kovan sayısı 30’a ulaşmış. Pandemi koşullarında hem bir sera kurup sebze yetiştiren hem de kovanlarının sayısını artırarak bal elde eden Yıldız, yörenin kadınlarına örnek olmayı başardı.

‘KARDEŞİM BANA İLHAM VERDİ’

“Arı ve arıcılığa ilgim küçük yaşlarda başladı. Benim için her zaman diğer günlük işlerden daha önemli ve özel bir yeri vardı. Arıları her zaman çok sevdim ve sevmeye de devam edeceğim. Bu hayvanlar çok güzel özelliklere sahip. Sevgiyi fazlasıyla hak ediyorlar. Yıllardır bahçemde 8-10 civarında arı kovanım vardı. Ancak bu bana yeterli gelmiyordu. Bunu artırmalıydım. İki yıl önce Maçahel bölgesinde bin arılı kovan hibe projesi vardı. Kriterlere uyan ailelere 20’şer adet kovan dağıttılar. Bunlardan biri de ben oldum. Kovan sayım 30 adete çıktı. Teknik yöntemlerden yararlanarak birkaç tane daha elde ettim. Kardeşim İbrahim Kahya’nın arıcılık konusundaki tecrübesi ve başarısı bana ilham oldu, hevesimi artırdı. Önümüzdeki yıllarda daha fazla arı kovanıyla daha güzel ve verimli bal üretimi yapmak istiyorum.”

‘BAHÇE YETMEDİ, SERA KURDU’

“Ev işlerimin yanı sıra toprakla uğraşmayı, bir şeyler yetiştirmeyi çok seviyorum. Seracılıkta acemi olmama rağmen çok güzel sebzeler yetiştirdim. Bazı ürünlerimi dondurarak kışın kullanırım. Bazılarını da reçel, marmelat, kuruyemiş, pekmez, konserve, meyve suyu, turşu gibi ürünlerde değerlendiririm. Ben pek boş vakit nedir, bilmem. Çalışmayı ve üretmeyi çok sevdiğim için koşar dururum. Bu yörede kış, biraz daha ağır ve uzun geçtiği için toprakla birkaç ay mesafeli kalıyorsunuz. Kış aylarında da ev işlerimin dışında yeni yuva kuracak kızlarımıza çeşitli çeyizler hazırlayıp satışını yaparım.”

‘ONLAR VARSA YARIN VAR’

İbrahim Kahya / Maçahelli bal üreticisi:

“Bugün iklim değişikliği dediğimiz, hepimizi kaygılandıran bir durumla karşı karşıyayız. Bu durum sadece insanları değil, gezegende yaşayan tüm canlıları olumsuz etkiliyor. Bu etkiyi şimdilik kimileri belki hiç, kimileri az, kimileri de ciddi şekilde hissediyor. Bu olumsuzlukları gerçekten hissedenler, milyonlarca kişinin, özellikle de büyük şehirlerde yaşayanların beslenme ihtiyaçlarını karşılayan, tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar.

23 yıldır arıcılıkla uğraşan biri olarak son zamanlarda bu olumsuz iklim şartlarının etkisini yaşıyorum. Yine de ülkemizdeki birçok arıcıya göre daha şanslıyım. Çünkü doğası iyi şekilde korunmuş, flora bakımından çok zengin, ülkemizin tek biyosfer rezerv alanı olan Camili-Maçahel Vadisi’nde yaşıyorum.

Bugün Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde doğa intikam alıyor. Ege ve Akdeniz’deki yangınlar yüzünden ne yazık ki ülkemizdeki çoğu arıcımızın bir yıllık emekleri boşa gitti. Birçoğu arılarından hiç ürün alamadı, balsız kaldı. Bırakın arıdan bir ürün alabilmeyi, ‘Arılarımız aç kaldı’ diye dert yanıp arılarının ölmemesi için devletten arı yemi desteği talebinde bulundular. Bu olumsuz iklim şartlarına rağmen, doğanın korunmuş ve flora bakımından zengin olması sayesinde Maçahel Vadisi’nde yüksek verim elde ettik. Kovan başına ortalama 25-30 kg bal alabildiysek, doğanın bizi ödüllendirdiğini söyleyebilirim.

İklim koşullarına bağlı olarak arılar artık eskiye göre daha fazla ilgi, bakım, kusursuzluk ve daha önemlisi damızlık hattı seçimi istiyor. Arıcılık alanında başarılı olan yakın arkadaşım Ersin Dalkıran ile kendi bahçemde kurduğumuz ortak küçük işletmemizde geçmişe göre çok daha dikkatli şekilde üretim yapıyoruz. Her şeye rağmen yarınlar için çalışmaya devam edeceğiz. Çünkü arı, ekolojik dengenin odağında. İnsan yaşamına sunduğu mucizevi besinlerin yanı sıra doğadaki denge açısından da kilit role sahip. Arılar varsa yarınlar var.”