Atatürk, 24 Haziran sabahı bakalorya sınavlarının yapılacağı Ankara Kız Lisesi’ne gelmiş, gün boyu tarih, coğrafya ve yurt bilgisi sınavlarına girerek öğrencilere sorular sormuştur.
Cumhuriyet ve Hakimiyeti Milliye gazeteleri de bu sınavları yerinde takip eder.
Gazetelere yansıdığı üzere o günün heyecanını yaşayan öğrencilerden Mukaddes, “Her an onun sevgisiyle çarpan kalbimde Gazi öyle büyük ve unutulmaz bir iz bıraktı ki” derken Hatice ise Gazi’yi canlı bir tarihe benzetmiş ve “Bize unutulmayacak bir gün yaşattı” demiştir.

Atatürk sınavlarda Eti uygarlığından, Balkan Harbi’ne, İstiklal Savaşı’ndan, kapitülasyonların kaldırılmasına kadar çeşitli sorular sormuş ve öğrencilerin bilgilerini ölçmüştür. Sınavların ardından da okulun önünde bir hatıra fotoğrafı çektirilir. Gazi, not cetvellerini imzalayarak Çankaya’ya döner.
O gün 365 numaralı öğrenci “Meliha” da büyük bir heyecan içinde Atatürk’ün huzurunda bakalorya sınavına girmiş, tam puan alarak mezun olmuştur. Ardından okul girişinde aynı gün çekilen o meşhur hatıra fotoğrafında da yer alır.
GERÇEK ORTAYA ÇIKTI
Hepimizin aşina olduğu bu fotoğraftaki öğrencilerin kim olduğunu bilmiyoruz. Fakat içlerinden birinin TRT Ankara Radyosu’ndan dostumuz Müge Tüzün Gerçek’in anneannesi Meliha Giray Türker olduğu yıllar sonra ortaya çıktı.
Meliha Hanım 2003’te aramızdan ayrılmış olsa da bu fotoğrafın hikâyesini yaşamını yitirmeden önce anlatmıştır.
İlk defa basına yansıyan bu özel ânı onun ağzından dinleyelim:
“Ulus’taki Atatürk İlkokulu’nu bitirdikten sonra Ankara Kız Lisesi’ne geçtim. Atatürk kimi zaman habersizce okula gelir, herhangi bir sınıfa girer ve bizlere sorular sorardı. Öte yandan manevi kızı Afet İnan da okulda öğretmendi ve Atatürk’ün isteğiyle bizleri sık sık Orman Çiftliği’ne götürürlerdi. Bahçede toplanırdık, Atatürk ortamızda oturur sohbet eder, sorular sorar, bilgimizi sınardı. Onu bu nedenle birçok defa yakından görme fırsatım oldu. O meşhur fotoğrafın çekildiği 24 Haziran 1933 günü de bakalorya sınavı yapılacaktı. Sabah saatleriydi, öğrenciler numara sırasına göre sınıfa çağırılıyordu.
Bizler sıramızı beklerken içeride dört arkadaşımız sınavdaydı. O sıra Atatürk’ü koridorda gördük. Yanında Afet İnan, Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip ve hocalar vardı. Atatürk gelirken o dört öğrenci üzgün bir şekilde sınavdan çıkmıştı. Sorulara doğru yanıt verememişler o yüzden de kırık not almışlar. Atatürk sınıfa girerken bizleri selamladı hatırımızı sordu. Kısa bir süre sonra ve sınıfa girdik. Atatürk bu sırada az önce kırık not alan o dört öğrencinin neden başarısız olduğunu soruyordu. Hocanın biri ‘sorulara doğru yanıt veremedikleri için kırık not aldılar’ diye yanıtladı. Atatürk de ‘olmaz öyle şey, getirin bir de ben imtihan edeceğim’ dedi.
Hemen o dört öğrenciyi çağırdılar. Atatürk önce kızların hâlini hatırını sordu, heyecanlarını dindirmek için bir süre konuştu, akabinde de sorulara geçti. Böyle olunca o dört öğrenci heyecanını dindirdi ve tüm sorulara doğru yanıt verdi. Başarısız olmalarının nedeni bilgisizlik değil heyecanlı oluşlarıydı. Atatürk bunu fark etmişti. Ardından sıra bize geldi. Ben de çok heyecanlıydım tabii. Atatürk’ün karşısına geçtim, önce sohbet etti benimle. Heyecanım geçince sorular sordu ve hepsini doğru yanıtladım.
Çok mutlu olmuştum. Yerime geçerken bana seslendi, eliyle ‘gel’ diye işaret etti. Yanına gittim, ‘aferin’ diyerek tebrik etti, cebinden de bir sigara tabakası çıkardı. ‘Hadi kızım bunu dışarıdaki görevliye söyle doldursunlar’ dedi. Ben tabakayı aldım dışarı çıktım, Atatürk’le birlikte gelen görevli koridordaydı. Ona söyledim, tabakaya sigaraları yerleştirdi ben de alıp Atatürk’e geri götürdüm. Yanına gidince teşekkür etti, ben de yerime geçtim.
O gün ilginç bir olay daha yaşandı. Sınav sırasında bazen hocalar da soru soruyordu. Hocanın biri zor bir soru sordu arkadaşımıza ve İtalya’nın siyasi durumunu anlatmasını istedi. Atatürk atıldı ve ‘Dur kızım! Buna hocan cevap versin’ dedi. Çünkü öğrencinin bilmesi mümkün değildi. Hoca sorduğu bu soruya kendi de yanıt veremedi. Atatürk böylece öğrencinin kırık not almasını engelledi. Öğrenciye başka soru soruldu, arkadaşımız yanıtladı ve mezun oldu.

O gün herkesi geçirdi Atatürk. O çocukları çok seviyordu ve bir baba gibiydi. Sınav bittikten sonra da ‘hep beraber fotoğraf çektirelim’ dediler. Okulun bahçesine çıktık, işte o meşhur fotoğraf böyle çekildi. Yıllar sonra o fotoğrafın afişlerde, gazetelerde kullanıldığını görünce çok duygulandım. Bizler için güzel bir anı oldu.”
ÜLKER TÜZÜN ANNESİNİ ANLATIYOR
Meliha Giray Türker’in kızı Ülker Tüzün de bizlere şu bilgileri verdi:
“Dedemiz İhsan Giray yani annem Meliha Hanım’ın babası Darülfünun’da edebiyat bölümünde okumuş. Sinop’ta ve Rize’de lise müdürlüğü yapmış. Dedem 1922’de Ankara’da görevlendirilince annemi de alarak Başkent’e yerleşmişler.
Ne büyük bir mutluluk ki annemi Atatürk mezun etmiş. Liseyi bitirdikten sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ne girmiş. Fakat birinci sınıfın sonunda bırakmak zorunda kalmış. Merkez Bankası’na memur olarak girmiş. Sonra da babam Abdürrahim Türker ile evlenmiş.
Babam Ankara Ziraat Enstitüsü’nün ilk mezunlarından. O da Tarım Bakanlığı’nda uzun yıllar çalışmış. Annem de babam da Cumhuriyet sevgisiyle yetişti, bizleri de Atatürk ve vatan sevgisiyle büyüttü. Biz de evlatlarımızı bu sevgiyle büyüttük.”

Atatürk, Kız Lisesi’ndeki sınavın ardından Ankara Erkek Lisesi, İsmet Paşa Kız Enstitüsü, Ankara Hukuk Fakültesi’nin bakalorya sınavlarına girmiş, Cumhuriyeti emanet ettiği gençlerle yakından ilgilenmiş ve onlara inanmıştır.
O fotoğraftaki Meliha Giray Türker de yalnızca bir örnek. Bir ulusu yetiştirmek için gece gündüz demeden çabalayan Ulu Önder’in milyonlarca evladından biri...
Fotoğraflar: Müge Tüzün Gerçek, aile arşivi
