Bloomberg’e konuşan diplomatik kaynaklara göre ABD ve İsrail, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun yerini tespit etmeye çalışıyor.
Endişelerin temel nedeni ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerinin yaklaşık dokuz aydır uranyumun bulunduğu yeri doğrulayamamış olması.
Ajans gözlemcilerinin, çatışmalar başlamadan önce İsfahan yakınlarındaki yer altı tünelleri çevresinde yoğun hareketlilik tespit ettiği ve bu nedenle uranyumun taşınmış olabileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump da Air Force One’da yaptığı açıklamada uranyum stokuna yönelik operasyon ihtimalini tamamen dışlamadı.
Trump, “Henüz ona yönelik bir operasyon yapmadık ama ileride yapabiliriz. Şu anda bunu yapmayız” dedi.
ÖZEL KUVVET PLANI GÜNDEMDE
Bloomberg’in aktardığına göre ABD ve İsrail, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun yeri doğrulanırsa özel kuvvetlerin kullanılacağı bir operasyon planını değerlendiriyor.
ABD’li yetkililer, bu durumda iki seçeneğin gündeme gelebileceğini belirtiyor:
- Uranyumu bulunduğu yerde seyrelterek kullanılmaz hale getirmek,
- Ya da İran dışına çıkararak başka bir yerde etkisiz hale getirmek.
Diplomatik kaynaklara göre, İran’ın elinde 441 kilogram yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum bulunuyor.
Bu miktarın daha da zenginleştirilmesi halinde yaklaşık 11–12 nükleer savaş başlığı üretmeye yetecek kapasiteye sahip olduğu ifade ediliyor.
Ayrıca İran’ın 8 bin kilogramdan fazla düşük seviyede zenginleştirilmiş uranyum stokuna da sahip olduğu belirtiliyor.
DİPLOMASİ ASKIYA ALINDI
İran daha önce yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunu azaltma veya ihraç etme ihtimalini diplomatik müzakereler kapsamında gündeme getirmişti. Ancak son çatışmaların ardından bu görüşmelerin durduğu ifade ediliyor.
Bloomberg’e konuşan Avrupalı bir yetkili, diplomatik sürecin çökmesinin ardından ABD ve İsrail’in askeri seçenekleri de içeren planları yeniden değerlendirdiğini söyledi.
Uzmanlara göre, İran’ın henüz nükleer silah üretme kararı aldığına dair kesin bir bulgu bulunmuyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı da organize bir nükleer silah programı tespit edilmediğini belirtiyor.
Ancak savaşın ilk günlerinde İran dini lideri Ali Hamaney’in ölmesiyle başlayan liderlik sürecinin, ülkenin nükleer politikasını etkileyebileceği değerlendiriliyor.