ABD’nin 3 Ocak günü Venezuela Başkenti Caracas’ı bombalayarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i kaçırması tüm dünyada tepkiye yol açtı. ABD kendi iç hukuku ve uluslararası hukuku hiçe sayarak yaptığı operasyon ile Venezuela’nın petrol rezervini kontrol etmeyi hedeflediğini açıkladı. ABD’de Maduro’nun yargılamaları sürerken, Venezuela’da yönetimi devralan Maduro’nun başkan yardımcısı Rodrıguez ve Venezuela yetkilileri, Bolivarcı devrime bağlılıklarını vurguladı, “Maduro’nun savaş esiri olduğunu” belirtti.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre ABD Venezuela’ya yönelik yaptırımları kaldıracak ve petrol gelirlerinin tamamını kontrol edecek. Venezuela yönetimi ve halkının petrolün kontrolünü tamamen ABD’ye devretme konusunda alacağı tutum ise merak konusu.
Konuya dair AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türk Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamalar itidal çağrıları içeriyordu. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere sol partilerden gelen tepkiler ise daha sert oldu.
"SALDIRI SİYASİ DENGELERİ RADİKALLEŞTİREBİLİR"
Gündeme dair Cumhuriyet’e açıklamalarda bulunan TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, “Bu saldırı ABD’nin yapabileceği türden saldırıydı. Venezuela halkını doğrudan karşılarına almaktan çekindiler. Sonrasında hazırladıkları iddianame evlere şenlik. Bir günde değiştirmek zorunda kaldılar. Chavez döneminde başlayan devrim ilerleyemedi, devrimler ilerleyemezse geri gider. Maduro yönetimi eleştirilmeyecek bir yönetim değildi ancak Latin Amerika halkı dışarıdan bir müdahaleyi kabul etmeyecek kadar ahlaklıdır. ABD saldırısı direnci artırabilir, genel siyasi dengeleri radikalleştirebilir. Venezuela’da artık ABD ile açık bir işbirliğine girmek zorlaştı. Latin Amerika’da antiemperyalizm bir program haline gelmelidir. Emperyalizme sadece örgütlü halklar karşı durabilir” dedi.
"ULUSLARARASI KARA İTTİFAKLA KARŞI KARŞIYAYIZ"
TİP (Türkiye İşçi Partisi) Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün ise meseleyi “sermaye sınıfının küresel karşı devrimi” bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Emperyalist devletlerin kendini “dizginlenemez ve rakipsiz” gördüğünü ve hakların mücadelelerini dikkate almadığını söyleyen Ergün sözlerini şöyle sürdürdü:
“Emekçilerin, sıradan insanların tüm kazanımlarını gasp etmek isteyen uluslararası bir güçle karşı karşıyayız. Medyasıyla, farklı kıtalardaki aktörleriyle bu kara ittifaka Venezuela’da ‘interneti bedava vereceğiz’ diyerek kampanyalı istila yapan Elon Musk da dahil. Halkların elinde demokratik seçimler, kamucu ekonomiler, işçi hakları gibi ne varsa almak istiyorlar. Venezuela ne kadar eleştirsek de bir kamucu ekonomiye sahip. Kamulaştırılmış petrolü gasp etmek istediler. Bir başka motivasyonları da Çin tehlikesini kendi nüfuz alanlarından uzak tutmak. Başta Venezuela olmak üzere Latin Amerika halkları bu yapılanı kolayca sineye çekmeyecektir.”
"EMPERYALİST-KAPİTALİST SİSTEMİN GİRDİĞİ KRİZİN SONUCU"
SOL Parti Parti Meclisi Üyesi Alper Taş ise emperyalizmin “örtülü işgalden açık işgale geçtiğini” savunarak şunları kaydetti:
“Bundan sonrasını belirleyecek olan halkların mücadelesi. Latin Amerika halklar açısından bir mücadele laboratuvarıdır. Amerikan emperyalizmi ile ilk kez tanışmıyorlar. ABD saldırısı Bolivarcı geleneğin açığa çıkmasına zemin hazırlayacaktır. Bu haydutluğun ardından gerilla hareketleri de doğabilir. Bütüne baktığımızda emperyalist-kapitalist sistemin girdiği krizi görüyoruz. Bu güç gösterisi güçsüzlüğün bir göstergesi aslında. Neo-liberalizm halkarı yoksullaştırıp küreselleşme Çin’e yarayınca içe dönük bir ekonomi anlayışı ortaya çıktı. Derinleşen krizle ticari ve teknolojik manada hegemonyasını Çin’e kaptırmaya başlayan ABD, önlem almaya çalışıyor. Ortadoğu’da Rusya’yı etkisizleştirmesinin ardından Latin Amerika’da Çin’in etkisini kırmanın peşinde. Venezuela’nın petrolüne, değerli minerallerine ve suyuna el koymanın yanı sıra anti-Amerikancı Bolivarcı geleneğe de bir saldırı söz konusu. Yenilmiş olan sosyalizmlerin devrimci eleştirisi ışığında yeni bir sosyalizme ihtiyacımız var.”