Epstein belgelerinde Suriye detayı: Davutoğlu–Ban Ki-moon görüşmesi ortaya çıktı

Epstein belgelerinde Suriye detayı: Davutoğlu–Ban Ki-moon görüşmesi ortaya çıktı

5.02.2026 16:01:00
Güncellenme:
Epstein belgelerinde Suriye detayı: Davutoğlu–Ban Ki-moon görüşmesi ortaya çıktı

ABD’de cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein’a ait belgeler arasında, 2011 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon arasında Suriye krizine ilişkin yapılan 'çok gizli' bir telefon görüşmesinin kaydının bulunduğu ortaya çıktı.

Middle East Eye’nin aktardığına göre, ABD’de cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanırken hapishanede ölü bulunan Jeffrey Epstein’a ait belgeler arasında, 2011 yılında dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon arasında Suriye krizine ilişkin yapılan “çok gizli” bir telefon görüşmesine ait tutanaklar bulundu.

Middle East Eye’den Ragıp Soylu'nun haberine göre söz konusu belge, 16 Ağustos 2011’de Davutoğlu ile Ban Ki-moon arasında gerçekleştirilen resmi görüşmenin BM kayıtlarını içeriyor ve “strictly confidential” (çok gizli) ibaresi taşıyor. Belgenin Epstein’ın arşivine nasıl girdiği ise belirsizliğini koruyor.

Haberde, Epstein’ın yıllar boyunca üst düzey siyasetçiler ve istihbarat çevreleriyle yakın ilişkiler kurduğu, bu nedenle böylesi hassas belgelere erişmiş olabileceği iddialarına yer verildi.

Telefon görüşmesi, Suriye’de hükümet karşıtı protestoların hızla yayıldığı ve dönemin Devlet Başkanı Beşar Esad’ın Hama’daki gösterilere nasıl yanıt vereceğini değerlendirdiği kritik bir dönemde gerçekleşti. Esad, Ramazan ayının başında Hama’da başlatılan askeri operasyonla krizi kanlı biçimde tırmandırmıştı.

Belgeye göre Davutoğlu, Ban Ki-moon’a Ocak 2011’de Esad’la görüştüğünü ve reform çağrısı yaptığını aktararak, “Kabul etti ama hiçbir şey yapmadı” ifadesini kullandı.

Nisan ayında yeniden Şam’a gittiğini belirten Davutoğlu’nun, Esad’a acilen uygulanması gereken reformlar listesi sunduğu; Esad’ın bu reformları kabul ettiğini ve kamuoyuna açıkladığını, ancak yine hayata geçirmediğini söylediği kaydedildi.

ESAD’A “İKİ SEÇENEK” UYARISI

Middle East Eye’nin aktardığı belgeye göre Davutoğlu, Esad’la yaptığı altı saatlik görüşmenin üç buçuk saatinin baş başa geçtiğini ve bu görüşmede Esad’a iki seçenek sunduğunu belirtti.

Birinci seçeneğin reformları derhal ve takvimli şekilde uygulamak, ikinci seçeneğin ise mevcut politikaları sürdürmek olduğu; ancak bunun Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi örneklerinde olduğu gibi uluslararası tecride yol açacağı uyarısında bulunduğu ifade edildi.

Belgede Davutoğlu’nun Esad’a, Hama’dan tankları çekmesini, uluslararası medyaya izin vermesini, kapsamlı hukuki reformlar yapmasını ve yeni bir anayasa hazırlayacak parlamento için seçim düzenlemesini önerdiği yer aldı. Davutoğlu’nun ayrıca Esad’a iktidardan ayrılmaya hazır olması gerektiğini söylediği belirtildi.

Esad’ın ilk aşamada tankları çektiği ve Türk Büyükelçisi’nin Hama’yı ziyaret etmesine izin verdiği, ancak daha sonra bu adımlardan geri döndüğü aktarıldı.

Belgeye göre ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve ABD Başkanı Barack Obama, Türkiye’yi bilgilendirerek Obama’nın Esad’ın görevden ayrılmasını isteyeceği bir konuşma yapacağını iletti. Bunun üzerine dönemin Başbakanı Erdoğan’ın Esad’ı arayarak, bu konuşmadan önce adım atması yönünde uyardığı kaydedildi.

Davutoğlu’nun ise Esad’ın konuşma yapmaması ve yol haritasını uygulamaması halinde Türkiye’nin sessiz kalmayacağını vurguladığı ifade edildi.

Middle East Eye’ye göre bu görüşmenin ardından barışçıl çözüm umutlarının tükenmesiyle Türkiye, Şam yönetimine karşı daha sert bir tutum benimsedi ve ilerleyen süreçte Esad karşıtı muhalif grupları desteklemeye başladı.

MAVİ MARMARA BASKINI

Belgede ayrıca 2010’daki Mavi Marmara baskını sonrası Türkiye-İsrail görüşmelerine de yer verildi. 

Davutoğlu’nun, İsrail’den özür, tazminat ve Gazze’ye insani yardımın önünün açılmasını içeren bir anlaşmadan söz ettiği; aksi halde Uluslararası Adalet Divanı’na başvuru, Tel Aviv Büyükelçiliği’nin kapatılması ve donanmanın Akdeniz’e gönderilmesi gibi adımların gündeme geleceğini söylediği kaydedildi.

Belgede, ABD yönetiminin de İsrail’i bu anlaşmayı kabul etmeye ikna etmeye çalıştığı ifade edildi.