Ortadoğu’da İran’a yönelik saldırılarla başlayan çatışmalar, küresel endüstriyel gaz piyasasında ciddi sarsıntılara yol açtı. Uzmanlara göre, savaş nedeniyle dünya helyum arzının yaklaşık üçte biri piyasadan çekilmiş durumda. Katar’da bulunan üretim tesisleri, bölgedeki savaş sebebiyle üretimi durdurdu. ABD, Katar, Cezayir ve Rusya’nın üretiminde önemli role sahip olduğu helyum gazı, çip üretimi, MRI makineleri, bilimsel araştırmalar, ulusal savunma sanayisi için kullanılabiliyor. Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Cem Nuri Aldaş, dijital çağın petrolü helyum gazının kullanım alanlarını, önemini ve arz sorununun yaratabileceği krizlere dikkat çekti.
‘UZARSA TEDARİK KRİZİ OLUŞTURUR’
Aldaş, “Üreticilerin bir kısmı, bu durumun kısa vadede bir sorun oluşturmayacağı yönünde açıklamalar yapsa dahi, bu durumun uzamasının, küresel yarı iletken endüstrisi için ciddi anlamda bir tedarik krizi oluşturacağı ortadadır. Zira helyum, yarı iletken plakaların üretim sürecinde soğutma işlemi için vazgeçilmez bir hammadde niteliğindedir” dedi. Küresel helyum arzının önemli bölümünü sağlayan Katar’da üretimin düşüşünü değerlendiren Aldaş, “Zaten yüksek yatırım maliyetleri ve kırılgan lojistik ağlar üzerine kurulu olan başta Güney Kore olmak üzere çip üretim ekosisteminde ek maliyet ve tedarik baskısı yaratmaya adaydır. Dolayısıyla, başta veri merkezleri, yapay zekâ altyapıları, savunma sistemleri ve tüketici elektroniği olmak üzere birçok dijital teknolojinin üretim süreleri ve maliyetleri ülkemizi de kapsayacak şekilde etkilenebilecektir” diye konuştu.
‘DİJİTAL EGEMENLİĞİN ÖNEMİNİ ANLATIYOR’
Aldaş, RAM ve olası bir çip krizinin Türkiye için dijital egemenlik ve teknolojik sürdürülebilirliğin stratejik önemini bir kez daha göstereceğini belirterek “Kritik üretim girdilerine ve yarı iletken tedarik zincirlerine olan küresel bağımlılık, yerli teknolojik altyapının güçlendirilmesini ve stratejik planlamaların hızlandırılmasını gerekli kılmaktadır. Ayrıca AR-GE yatırımlarının artırılması, üretim süreçlerinde geri kazanım ve sürdürülebilir sistemlerin kurulması, Türkiye’nin uzun vadeli teknoloji kapasitesini güvence altına alacaktır” ifadelerini kullandı.