Özel okullarda öğrenim gören öğrenci sayısı azalıyor. Demografik yapı değişiyor. Türkiye Özel Okullar Derneği’nce (TÖZOK) Antalya’da düzenlenen uluslararası eğitim sempozyumunda açıklanan sektör raporu, nicelikten çok kaliteye, hızlı büyümeden çok sürdürülebilirliğe odaklanılması gerektiğine vurgu yapıyor.
TÖZOK Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Öztürk, sempozyum açılış konuşmasında, raporun çok açık bir gerçeği ortaya koyduğunu vurgulayarak şöyle dedi:
“Türkiye’de özel okul sektörü; kamu eğitim sistemini tamamlayan, beşeri sermayeye, istihdama ve ekonomik büyümeye doğrudan katkı sunan stratejik bir alandır. Ancak aynı rapor şunu da açıkça söylemektedir: Özel okul sektörü artık kendiliğinden büyüyen bir yapı değildir. Demografik yapı değişmektedir. Öğrenci talebi sınırlanmaktadır. Maliyetler, ücret artışlarının çok üzerinde seyretmektedir. Ve sektör, finansal açıdan kırılgan bir eşiğe gelmiştir.
Özel okullar bir yandan kamusal bir eğitim hizmeti üretirken diğer yandan tamamen kendi kaynaklarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Raporumuz bu duruma açık bir uyarı yapmaktadır: Bu durum sürdürülebilir değildir. Eğer biz özel okullardan kaliteyi yükseltmesini, yenilikçi modeller geliştirmesini ve öğretmenlerine daha iyi imkânlar sunmasını bekliyorsak bunun kamusal karşılığını da birlikte konuşmak zorundayız. Bu nedenle bu rapor, Sorunumuz var’ diyen değil; ‘Bu sorunlar yapısaldır ve çözümünü birlikte üretmeliyiz’ diyen bir çağrıdır. Raporumuz; sektörün nicelikten çok kaliteye, hızlı büyümeden çok sürdürülebilirliğe, plansız yayılmadan çok stratejik ve bölgesel planlamaya odaklanması gerektiğini net biçimde ortaya koymaktadır.”
DESTEK TALEBİ
Öztürk, raporda yer alan temel destek başlıklarını şöyle sıraladı: “Öncelikle; özel okula giden her öğrencinin, devlet okullarındaki karşılığı kadar kamusal destekten yararlanması, hem eğitimde fırsat eşitliği hem de sistemin bütünlüğü açısından hayati önemdedir. Bu destek okula değil; öğrenciye ve veliye verilmelidir.
İkinci olarak, öğretmenlerimiz meselenin merkezindedir. Devlet ve özel okul öğretmenleri arasında oluşan brüt maaş ve maliyet farklılıklarının giderilmesi, sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik bir ihtiyaçtır.
Üçüncü olarak, vergilendirme başta olmak üzere, özel öğretim kurumlarına yönelik daha düşük ve adil oranların belirlenmesi, eğitime yapılan bir harcama değil; geleceğe yapılan bir yatırımdır. Ayrıca özel okul öğretmenlerimizin özlük haklarının resmi okul öğretmenleriyle eşitlenmesi artık bir beklenti değil, bir gerekliliktir.”
BÜTÜNCÜL YAPI
Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Durman da sempozyumda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin eğitim alanında önemli bir birikime ve güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirterek bu birikimin okul öncesinden üniversiteye kadar daha bütüncül bir yapıyla güçlendirilebileceğini söyledi.
Prof. Dr. Durman, Avrupa’da üniversitelerde uzun yıllardır uygulanan ortak eğitim sistemlerinin, Türkiye’de de başarıyla hayata geçirildiğini vurgulayarak “Üniversitelerimizde uygulanan bu modeller, ülkemizin eğitimde uluslararası standartlara uyum kapasitesini açıkça gösteriyor. Gelecek, eğitim sistemlerini ‘yaşam boyu eğitim/öğretim’ bakış açısıyla ve ilgili tüm bileşenleri ile tasarlayan ve uygulayan ülkelerin olacaktır” dedi.