Türkiye’de tarımsal girdi enflasyonunun nisanda yüzde 38.97’ye ulaşarak 2024’ten bu yana en yüksek seviyelerine çıkması, üreticinin maliyet yükünü her geçen gün artırırken tarım ve gıda sektörüne yönelik yeni destek modeli tartışma yarattı.
Dünya Bankası destekli Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi kapsamında çiftçilere yönelik bilgilendirme toplantıları tamamlandı, başvurular alındı. Ancak küçük ve orta ölçekli üreticiler, projenin adındaki “kırsal refah” vurgusuna karşın kaynakların büyük bölümünün sanayi yatırımlarına yönlendirileceğini belirterek “Asıl desteklenmesi gereken üretici” diyor.
10 yıl vadeli ve 5.3 milyar dolarlık bütçeye sahip projede, birincil üretim yapan çiftçilere ayrılan kredi hacmi toplam kaynağın yüzde 10’una bile ulaşmazken asıl finansman işletme başına 10 milyon dolara kadar destekle gıda sanayicilerine, büyük tesis yatırımlarına ve girişimcilere aktarılıyor.
Tarım Ekonomisi Uzmanı Prof. Dr. Tayfun Özkaya’na göre bu yaklaşım, kırsaldaki gelir sorununu çözmek yerine üretici ile sanayi arasındaki güç dengesini daha da bozabilir. Özkaya, “Sanayicilere verilen desteklerin istihdam ve ihracatı artırarak yoksulların gelirini yükselteceği varsayılıyor. Ancak uygulamada bunun karşılığını göremiyoruz” dedi. Gıda sanayicileri ve zincir marketlerin güçlenmesiyle çiftçinin ürününü daha düşük fiyatla satmak zorunda kaldığını belirten Özkaya, yaşanan tabloyu mandalina örneğiyle anlattı: “Bu yıl üretici mandalinayı 1 liraya bile satamazken kentte tüketici aynı ürünü 30-60 liradan aşağı bulamadı. Bu fiyat makası mevcut sistemin sonucudur.”
KÖYDE ÜRETİCİ KALMADI
TÜM KÖY-SEN Başkanı Şuayyip Çetin de 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde üreticilerin KDV ve ÖTV’nin kaldırılması talebiyle Meclis’te mücadele verdiğini hatırlatarak iktidarın çiftçinin temel sorunlarına çözüm üretmediğini söyledi ve “Köylerde okul, veteriner, ziraat mühendisi, ekim alanı ve üretici kalmadı” dedi. Uluslararası tarım şirketlerinin ihtiyaçlarına göre şekillenen politikaların küçük üreticiyi tasfiye ettiğini savunan Çetin’e göre öncelik üretici örgütlerinin ürün fiyatlarının belirlenmesinde söz sahibi olduğu bir yapının oluşturulması olmalı.
Yüksek ziraat mühendisi ve tarım yazarı Gazi Kutlu ise yeni modeli “parası olana destekle tarımda dolaylı tasfiye” olarak tanımlıyor. Kutlu, tarımsal sanayinin güçlenmesine karşı olmadıklarını ancak bunun büyük sermaye yerine çiftçiyi ortak eden kooperatifçilik modeliyle gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Çiftçi-Sen Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu da üreticinin önceliğinin yeni kredi paketleri değil, üretim maliyetlerinin düşürülmesi olduğunu vurguluyor. Çobanoğlu, “Çiftçi şirket tohumlarına mahkûm edilmemeli, kendi tohumunu kullandığında da desteklerden yararlanabilmeli. Tanıtım toplantıları yerine agroekolojik üretim eğitimleri verilmesi çok daha yararlı olur” diyor.
