Mahfi Eğilmez’den kritik Davos analizi: Yeni soğuk savaş başladı!

Mahfi Eğilmez’den kritik Davos analizi: Yeni soğuk savaş başladı!

21.01.2026 16:22:00
Güncellenme:
Mahfi Eğilmez’den kritik Davos analizi: Yeni soğuk savaş başladı!

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Riskler Raporu’nu değerlendirerek jeoekonomik çatışmalar, dezenformasyon ve toplumsal kutuplaşmanın küresel istikrarı tehdit ettiğini vurguladı. Eğilmez’e göre bu riskler yalnızca ekonomik dengeleri değil, siyasal ve toplumsal yapıları da doğrudan etkiliyor. Rapor, küresel belirsizliklerin kalıcı hale geldiğine işaret ediyor.

İktisatçı Mahfi Eğilmez, Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında yayımlanan 2026 Küresel Riskler Raporunu değerlendirdi. Eğilmez, jeoekonomik çatışmalar, yanlış bilgi ve dezenformasyon ile toplumsal kutuplaşmanın birbirini besleyen bir yapı oluşturduğunu belirterek, bu sürecin yalnızca ekonomik dengeleri değil, küresel istikrarı da ciddi biçimde tehdit ettiğini ifade etti.

JEOKONOMİK ÇATIŞMALAR EKONOMİYİ BASKILIYOR

Rapora göre öne çıkan başlıca risklerden biri jeoekonomik çatışmalar oldu. Eğilmez, devletlerin ekonomik araçları siyasal ve stratejik baskı unsuru olarak kullanmasının bu çatışmaları derinleştirdiğini belirtti. Günümüzde askerî müdahaleler yerine yaptırımlar, tarifeler, gümrük vergileri ve teknoloji ambargolarının tercih edildiğini vurguladı.

ABD’nin bazı Çin ürünlerine yüksek gümrük vergileri uygulaması ve ileri teknoloji ihracatını kısıtlamasının küresel ticarette yavaşlamaya yol açtığını aktaran Eğilmez, Çin’in de buna karşılık ithalat vergilerini artırarak ve stratejik alanlarda yerli üretimi güçlendirerek yanıt verdiğini kaydetti.

Avrupa Birliği’nin teknoloji, enerji ve yeşil dönüşüm alanlarında tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye yöneldiğini belirten Eğilmez, Hindistan’ın alternatif bir üretim merkezi olarak öne çıktığını, Rusya’nın ise enerji ve stratejik ham maddeler üzerinden jeoekonomik etki yaratmaya çalıştığını dile getirdi. Bu gelişmelerin ortak sonucunun tedarik zincirlerinde bozulma ve uluslararası ticarette yavaşlama olduğunu ifade etti.

YANLIŞ BİLGİ VE DEZENFORMASYON AYRIMI

Eğilmez, yanlış bilgi ile dezenformasyon arasındaki farkın altını çizerek, yanlış bilginin bilinçsizce yayılan hatalı içerikler olduğunu, dezenformasyonun ise kasıtlı ve yönlendirici bir araç niteliği taşıdığını belirtti.

Dezenformasyonun algı yönetimi ve manipülasyon amacıyla kullanıldığını ifade eden Eğilmez, bu durumun toplumların sağlıklı karar alma süreçlerini zayıflattığını ve kamusal güveni aşındırdığını vurguladı. Devletler ve siyasi aktörlerin, başka ülkelerde kamuoyunu etkilemek için bu yönteme sıkça başvurduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği ülkelerinin dijital platformlar üzerinden yayılan yanlış bilgiyi sınırlamak için düzenleyici adımlar attığını, Hindistan’ın ise seçim dönemlerinde dijital okuryazarlık kampanyaları yürüttüğünü aktardı.

TOPLUMSAL KUTUPLAŞMA DERİNLEŞİYOR

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık ise toplumsal kutuplaşma oldu. Eğilmez, toplumların uzlaşmaz gruplara ayrılmasının siyaset, etnik kimlik, ideoloji ve kültürel alanlarda ciddi gerilimler yarattığını ifade etti.

Ekonomik eşitsizlikler, popülizm ve dezenformasyonun bu süreci besleyen temel unsurlar olduğunu belirten Eğilmez, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde siyasi kutuplaşmanın belirginleştiğini, Hindistan’da dini ve etnik gerilimlerin arttığını, Rusya’da ise bilgi akışının merkezi biçimde kontrol edilmesinin toplumsal algıyı şekillendirdiğini dile getirdi.

RİSKLER BİRBİRİNİ BESLEYEN BİR DÖNGÜ OLUŞTURUYOR

Eğilmez’e göre jeoekonomik çatışmalar ekonomik krizleri tetiklerken, ekonomik krizler toplumsal kutuplaşmayı artırıyor. Kutuplaşmanın ise yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasını kolaylaştırdığını belirten Eğilmez, bu kısır döngünün hem ulusal hem de küresel ölçekte istikrarsızlığı büyüttüğünü vurguladı.

SOĞUK SAVAŞ İKLİMİ YENİDEN GÜNDEMDE

Küresel siyasi tabloya da değinen Eğilmez, 21’inci yüzyıla girerken barış, demokrasi ve refah beklentilerinin tersine döndüğünü ifade etti. ABD’de Donald Trump döneminin bu dönüşümü açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Eğilmez, karşılıklı ekonomik yaptırımların yeni bir soğuk savaş iklimi yarattığını söyledi.

Bu sürecin sıcak çatışmalara dönüşme riskinin en büyük endişe kaynağı olduğuna dikkat çeken Eğilmez, küresel sistemin giderek daha kırılgan bir yapıya sürüklendiğini vurguladı.