Türkiye, yapay zekâ çağının eşiğinde hem rekabet gücünü hem istihdamını koruma sınavıyla karşı karşıya. Dünyanın en büyük şirketleri operasyonlarını yapay zekâya göre yeniden şekillendirirken Türkiye’de düşük teknoloji yatırımı ve sınırlı adaptasyon kısa vadede işleri ve işgücünü koruyor gibi görülebilse de, uzmanlar bunun yanılgı olduğuna, imalat ve hizmet alanlarında dönüşüm ve çeşitlilik sağlanmadıkça uzun vadede yeni krizlere işaret ediyor. İş yaratma kapasitesini artırıcı kamu politikalar şart.
Shopify, Duolingo ve Standard Chartered gibi küresel şirketlerin yapay zekâ nedeniyle işgücünü küçültmeye yönelik adımları, Türkiye’de “ne olacak?” sorusunu öne çıkarıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) “Future of Jobs” raporunda şirketlerin yüzde 41’inin önümüzdeki yıllarda yapay zekâ nedeniyle işgücünü küçültmeyi planladığı belirtilirken Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) endeksinde dünya genelinde her dört çalışandan birinin yapay zekâdan etkilenebilecek işlerde çalıştığı aktarılıyor. Goldman Sachs raporuna göre yapay zekâ dünya genelinde tam zamanlı 300 milyon işi otomasyona maruz bırakabilir.
Bu projeksiyonlar ve küresel şirketlerden gelen sinyaller rekabet gücünü korumak ve maliyetleri yönetmek için verimlilik odaklı dönüşümü kendi içinde tartışmaya başlayan Türkiye'deki sektörler için de kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor. Ancak Türkiye'de şirketlerin dönüşüm arayışı; istihdamdaki mevcut kırılganlıklarının tam ortasında gerçekleşiyor. Türkiye’ye yönelik ölçümler, kurumların yapay zekâ destekli sistemlere uyumunun şimdilik sınırlı kaldığına işaret ediyor. TÜSİAD ve Bain & Company’nin çalışmasında şirket CTO’larının yalnızca yüzde 30’u şirketlerinin bu alanda net bir yol haritasına sahip olduğunu ifade ederken, TÜSİAD ve PwC’nin ortak çalışmasında ise Türkiye’nin 2019-2024 dönemindeki toplam yapay zekâ yatırımının yaklaşık 0,5 milyar dolar seviyesinde kaldığı, aynı dönemde küresel yatırımların 725 milyar doları aştığı görülüyor. Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) raporuna göre ise ekosistemdeki girişim sayısı 482'ye çıksa da şirketlerin genel YZ’yi iş süreçlerine entegre etme oranı yüzde 19.2, üretken YZ entegrasyon oranı yüzde 8.5’te kaldı.
UZUN VADEDE CİDDİ RİSK
Bu düşük kurumsal adaptasyon kısa vadede istihdamı koruyor gibi görünse de uzmanlar asıl riske dikkat çekiyor.
ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Erdil yapay zekânın etkilerinin halihazırda finans, bankacılık, sigortacılık, muhasebe ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda hissedilmeye başlandığını vurguluyor. Türkiye istihdamının lokomotifi olan otomotiv, beyaz eşya, makine ve tekstil gibi sektörlerin henüz doğrudan etkilenmediğini ifade eden Erdil,
“Türkiye bu sektörlerde küresel değer ve tedarik zincirlerine oldukça entegre olmuş durumda. Eğer zincirdeki olası yapısal dönüşümlere ayak uyduramazsa, hem ihracat, cari açık ve istihdam gibi makro iktisadi göstergeler üzerinden sonuçları travmatik olur.” diyor. Erdil’e göre sorun YZ’nin iş yapabilir hale gelmesi değil, Türkiye'nin sofistike üretim alanlarından ve dolayısıyla iş yaratma kapasitesinden uzak bir yapıda olması.
Erdil, boşa çıkan iş gücünü emecek iş alanları için ciddi politikalar ve “kamusal beceri kazandırma seferberliği”nin şart olduğunu vurguluyor. 80 ve 90'lardaki teknoloji devriminin yetenek bazlıyken
bugünkü değişimin “görev bazlı” oldunu vurgulayan Erdil şunların altını çiziyor: “Öncelikleri belirleyip sonra da mikro düzeyde çok boyutlu bir politikaya ve toplumcu bir bakış açısı geliştirmeye ihtiyaç var. Bu politikanın da izleme ve değerlendirme süreçleriyle, veri toplamayla sürekli güncellenen, yaşayan bir politika dokümanı haline getirilmesi gerekiyor. Bunu yapması gereken, Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi. Ama sayfasına bakın pek bir şey bulamazsınız."
İŞKUR YENİDEN YAPILANDIRILMALI
Çalışma Ekonomisi Uzmanı Prof. Aziz Çelik, kürsel istihdam oranının 90’lardaki yüzde 58-59 bandından 2020’lerde de uzaklaşmadığını ve küresel işsizlik oranının da 2000'deki yüzde 5,4'ten 2025'te yüzde 4,9'a sınırlı gerilediğini belirtiyor, “Tarihsel kanıtlar, teknolojik dönüşümlerin istihdamı toplamda yok etmek yerine yeniden yapılandırdığını ortaya koymakta. Asıl soru elde edilecek verimliliğin kimin lehine dağıtılacağı” diyor. YZ kaynaklı verimliliğin çalışanlara aktarılmayıp kârlara aktarılması durumunda iç talebin daralıp büyümenin sekteye uğrayacağını vurgulayan Çelik, verimlilik artışının kamusal politikalarla çalışanlara aktarılmaması halinde YZ’nin yalnızca tekno-oligarşilerin büyümesini ve eşitsizliğin derinleşmesini hızlandıracağını söylüyor. “Türkiye'de YZ dönüşümünün en kritik boyutu, zaten derin olan yapısal kırılganlıklar üzerine binmesi” diyen Çelik,
dönüşümün yönetilebilmesi için yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor:
“İŞKUR'un kapasitesi, uzun dönemli mesleki yeniden eğitim programlarını karşılayacak biçimde genişletilmeli. Dijital altyapı yatırımları ve yatırım destekleri özel sektörü katma değerli alanlara yönlendirmeli. Burada devletin işveren olarak rolü kritik. Piyasanın yaratamadığı istihdamı kamu, nitelikli hizmet alanlarında yaratarak kapatmalı. YZ, çalışma sürelerinin kısaltılması, boş zamanın demokratikleşmesi ve refah artışının tabana yayılması için kullanılmalı”
TEHLİKE: DÜŞÜK ÜCRET - DÜŞÜK NİTELİK SARMALI
ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Erol Taymaz’a göre de önemli olan, yeni teknolojilerin faydalarından herkesin eşit bir şekilde faydalanmasını sağlamak; ülkeler arası ve toplumsal sınıflar arası dijital uçurumun açılmamasına yönelik tedbirler almak. Taymaz şunların altını çiziyor:
“Bugün ‘100 bün gence kodlama öğretelim’ demenin bir anlamı yok, çünkü edinilen beceriler ancak belirli bir alanda uygulanabiliyorsa iktisadi ve toplumsal olarak faydalı olabilir. Ülke olarak uluslararası işbölümündeki konumunuz ne olacak? Dünya ekonomisi ile nasıl eklemleneceksiniz? Kamu, uzun dönemli hedefleri gerçekleştirmek için neler yapacak? Bu soruların cevabını bilmeden hazırlanan bir eğitim ve beceri politikasının anlamı ve etkisi olmayacaktır. Bu şekilde hazırlanan politikalar yoksa, hanehalkları karşılaştıkları sorunlara kısa dönemli çözümler arayacak ve düşük ücret-düşük nitelik sarmalından kurtulamayacaktır.
